Otomotiv Sektörü
Opel Astra G, 25 yıl önce yollara çıktı!
Opel’in kompakt sınıftaki köklü modeli Astra, 1998 yılı ilkbaharında ikinci nesli olan Astra G adıyla yollara çıktığında, DSA şasi, ESP, H7 farlar ve tamamen galvaniz gövdesiyle önce güvenlik ve kalite vurgusunu yaparak segmentinin yıldızlarından olmuştu. Astra OPC, Astra V8 Coupé ve Astra OPC X-treme versiyonlarıyla 2000’li yıllara güçlü bir şekilde giriş yapan Astra, günümüzde yeni nesil, şarj edilebilir hibrit ve batarya elektrikli versiyonlarıyla öncü karakterini müşterilerine sunmaya devam ediyor.
Opel, 1991 yılında Astra F’yi Opel Kadett’in varisi olarak tanıttı. Bu, şirketin kompakt sınıftaki başarı hikayesinde yeni bir dönemin de başlangıcı oldu. 1998 yılında lanse edilen takipçisi, öncüsünün başarısını sürdürmek için en iyi koşullara sahipti. Opel Astra G birçok yenilikle yollara çıktı. Örneğin tamamen galvanizli gövdeye sahip ilk Opel modeli olması onu özel bir yere konumlandırdı. Ayrıca şeffaf H7 farların yüzde 30 daha yüksek aydınlatma performansı dışında, yeni geliştirilen DSA (Dynamic Safety Action) şasi ile aktif sürüş güvenliği desteklendi. Bunun dışında müşteriler farklı gövde tipleri arasından seçim yapabiliyordu. Astra G yıllar içinde performans otomobili potansiyeli de gösterdi. Örneğin Astra OPC çok sevilirken, Astra V8 Coupé ise Alman Touring Car Masters dışında 24 saat Nürburgring gibi yarışlarda da mücadele etti.
Astra G, pek çok açıdan yeni nesil Astra ile pek çok benzerliğe sahip. Öncelikle Opel, yeni nesil Astra ile, başarı hikayesinde tamamen yeni bir sayfa açtı. Güncel Astra, karakteristik Opel Vizör marka yüzü ve tamamen dijital, sezgisel olarak çalışan Pure Panel Kokpit dahil, cesur ve yalın tasarımıyla öne çıkıyor. 2022 Altın Direksiyon Ödüllü Astra, ilk kez elektrikli olarak da yollara çıkıyor. Güçlü şarj edilebilir hibrit versiyona batarya elektrikli Opel Astra Electric de katılıyor. Sınıfının en iyi sıfır emisyon menzili ile Opel Astra GSe (WLTP normuna göre: 1,2-1,1 lt/100 km yakıt tüketimi, 26-25 g/km CO2 emisyonu; her biri karma), dinamik sürüş keyfini sorumluluk duygusuyla müthiş bir şekilde birleştiriyor.
Rüsselsheim’dan Hollywood’a: Geliştirmeden tanıtıma!
Opel Astra G’nin 1990’ların sonunda yerine getirdiği sorumluluklar göz önüne alındığında, otomobilin geliştirme sürecinin de çığır açıcı olması şaşırtıcı değildi. Öncüsünün başarısını tekrarlamak, Opel için çok önemliydi. Bu nedenle geliştirme ekibi, ikinci Astra neslini planlarken tamamen yeni bir yaklaşımla hareket etti. Önemli gişe hasılatı elde eden “Jurassic Park” filmi tasarımcılara yol gösterici oldu. Aslında Astra G’nin dinozorlarla pek de ilgisi yoktu. Ancak ekip, ALIAS adında ve aslında Hollywood yapımı gibi gişe rekorları kıran bilgisayar animasyonlu filmler için geliştirilen bilgisayar destekli bir tasarım programı kullandı. Tasarımcılar, yazılım sayesinde yeni modeli sanal, üç boyutlu bir bilgisayar dünyasında ortaya çıkarabildiler.
Astra G, 1998 baharında 3 ve 5 kapılı hatchback ve bir de station wagon gövde tipleriyle pazara sunuldu. Devamında 4 kapılı sedan, 2 kapılı coupe, ticari Astravan ve arka koltukları da olan cabrio gövde tipleri, ürün gamına dahil oldu. Astra G, karakteristik trapez ızgara ve önde konumlandırılan ön camıyla dinamik kama formlu tasarım ile uzatılmış tavan çizgisinin yanı sıra, yüksek kemer çizgisi ve 3 kapılı versiyonda coupe benzeri siluet sayesinde özgün bir tasarımdı. Ayrıca 0,29 ile sınıfının en iyi aerodinamik sürtünme katsayısına da sahipti.
Muhteşem genel paket: DSA şasi, tamamen galvaniz gövde ve geniş yaşama alanı
Konfor ve güvenlik, Astra G’nin geliştirilme aşamasında en yüksek önceliğe sahipti. Astra G, dinamik şasi ve güç-aktarma teknolojisinin yanı sıra yüksek dayanımlı çeliklerin kullanılmasıyla neredeyse iki katına çıkan burulma ve bükülme sağlamlığı ile dikkat çekti. Akıllı hafif yapı çözümleri, güçlü ve verimli motorların bir araya gelmesiyle üstün sürüş keyfi elde edildi.
Yeni geliştirilen DSA şasi, dinamik sürüş özelliklerine katkı sağlarken, farklı yol yüzeylerinde fren gibi kritik durumlarda maksimum sürüş stabilitesi de sunuyordu. Alman üretici, yenilikçi çözümleri, “Opel DSA şasisi sayesinde daha iyi yol tutuşa sahip ön tekerlekler, kontrollü bir toe-in etkisi oluşturarak karşı yönlendirme etkisiyle yalpalama eğilimine karşı koyuyor” ifadeleriyle açıklamıştı. Güvenlikli şasi aynı zamanda yüklü kullanımda bile üstün konfor, kıvrak sürüş özellikleri sunuyordu ve tüm bunları üstün sürüş güvenliği ile birleştiriyordu. 1999’dan itibaren ESP’nin pazara sunulmasıyla güvenlik daha da arttı. Çarpma anında ciddi ayak veya bacak yaralanmalarına karşı koruma sağlayan, patentli pedal ayırma sistemi de her Astra G’de standarttı.
1998 yılında Astra G, iç ferahlık konusunda da kendi segmentinde standartları belirliyordu. Öncüsüne göre yaklaşık 10 santimetre daha uzun olan aks mesafesi, daha fazla iç hacim, özellikle arkada daha fazla baş ve diz mesafesi sağlıyordu. Hatchback gövde tipi 370 litre bagaj hacmi sunarken; station wagon gövde tipinde hacim 1.500 litreye kadar artırılabiliyordu. Aynı zamanda, o zamanlar Frankfurter Rundschau tarafından teyit edildiği üzere Astra G, “Kalite açısından kuantum sıçraması” yapmıştı. Söz konusu iyileşmeye düşük gürültü ve titreşim seviyeleri dışında kaliteli iç malzemeler katkı sağlıyordu. Bununla birlikte, ilk kez sunulan tamamen galvaniz gövde, daha yüksek kalite izlenimi ve yüksek değer koruması sağlıyordu.
Yarış hedefleri: Astra G’nin OPC ve V8 Coupe versiyonları
İkinci Astra nesli aynı zamanda günlük görevlerini kusursuz bir şekilde yerine getirmekten çok daha fazlasını yapabildiğini, popüler bir sporcu haline gelerek de gösterdi. Sportif sürücülerin dikkatini çeken Astra G, eş zamanlı olarak Volker Strycek yönetiminde Opel Performance Center veya kısaca OPC olarak da bilinen versiyonlarına kavuştu. Performans departmanının ilk modeli, 118 kW/160 HP ile 1998 Astra OPC oldu. Ekip çok değil, 4 yıl sonra, 240 km/s hıza ulaşabilen, daha da gelişmiş Astra OPC ile çok daha fazlasının mümkün olduğunu gösterdi. Gelişmiş versiyonun motor kaputunun altında 147 kW/192 HP’lik bir motor vardı ve hem üç kapılı hem de station wagon gövde tipiyle sunuluyordu.
Ancak Astra G’deki limitleri zorlamak bu versiyonlarla sınırlı kalmadı. Opel, 2000 yılından itibaren özel olarak geliştirdiği Astra V8 Coupe ile Alman Touring Car Masters’a katıldı. Yarış otomobili şampiyonada ikinci oldu. Ayrıca efsanevi 24 saat Nürburgring yarışı gibi farklı yarışlara da katıldı. Opel ayrıca 2001 Cenevre Otomobil Fuarı’nda Astra OPC X-treme konsepti ile uç noktada bir spor otomobili de tanıttı. 326 kW/444 HP gücü ile 0-100 km/s hızlanmasını 3,9 saniyede tamamlayabilen Astra OPC X-treme, trafiğe açık yollarda sürülebiliyordu.
Günümüzde Opel Astra ve Astra GSe: Üstün sürüş keyfi ile sorumlu sürüş
Opel, güncel Astra ile bir kez daha bu sportif mirası, sorumlu bir yaklaşımla geleceğe taşıyor. Ürün gamının tepe noktasını oluşturan yeni Astra GSe ve Astra Sports Tourer GSe, güçlü, dinamik ve daha da önemlisi elektrik destekli olarak yollarla buluşuyor. Günümüzde GSe kısaltması “Grand Sport Electric” anlamını taşıyor ve Opel’in yeni alt markasını oluşturuyor. Bu kısaltma, sportif ama aynı zamanda sorumlu sürücülerin tüm beklentilerini karşılıyor: Yüksek performans, sportif şasi ve yerel olarak emisyonsuz sürüş için elektrik destekli güç-aktarma sistemi. Tüm bunlar çarpıcı bir tasarımla birleştirildi.
Ayrıca, diğer Astra versiyonları gibi, müşterilerin daha önce sadece üst segment araçlarda görmeye alışkın olduğu, sürüşü daha konforlu hale getiren, toplam 168 LED hücreli, uyarlanabilir, parlamayan Intelli-Lux LED® Pixel Far gibi çok sayıda ileri teknoloji ile yollara çıkıyor. Güncel Astra neslinin iç mekanı da aynı derecede yenilikçi ve heyecan uyandırıcı. Tamamen dijital Pure Panel ile tüm analog göstergeler tarihe karışıyor. Bunun yerine, ileri teknoloji ürünü insan-makine arayüzü (HMI), ekstra geniş dokunmatik ekranla sezgisel bir kullanım deneyimi sağlıyor. Opel mühendisleri, sürücünün gerekli tüm bilgileri almasına ve tüm önemli işlevlere doğrudan erişmesine, ancak gereksiz veri veya işlevle kafasının karışmamasına özen gösterdiler. Klima gibi önemli işlevler sadece birkaç kumanda üzerinden kolaylıkla ayarlanabiliyor.
Olağanüstü oturma konforu da Opel’e özgü bir özellik. Şirket içinde geliştirilen ön koltuklar, AGR (Sağlıklı Sırtlar Kampanyası) sertifikalı ve örnek ergonomileriyle uzun yolculukları rahatlatıcı hale getiriyor. Sürücü, yükseltilmiş gösterge ekranından birçok sürüş destek sistemini bir araya getiren Intelli-Drive 1.0 sistemine ve Intelli-Vision adı verilen 360 derece çevre görüş sistemine kadar ileri teknoloji ürünü yardımcı sistemler tarafından destekleniyor. Yeni Opel Astra buna ek olarak; cesur bir tasarım ifadesi ortaya koyuyor. Gereksiz unsurlardan arındırılmış, yalın, heyecan verici çizgiler ve yeni, karakteristik marka yüzü Opel Vizör ile her zamankinden daha dinamik bir etki bırakıyor.
Otomotiv Sektörü
OMODA 4 Fransa’da, OMODA 5 NEXT Avrupa’da İlk Kez Sahneye Çıktı!
OMODA | JAECOO, 2026 Paris Otomobil Fuarı’nda OMODA 4 ve OMODA 5 NEXT modellerini otomobil tutkunlarıyla buluşturarak Avrupa’daki büyüme yolculuğunda yeni bir adım attı. “DRIVE THE NEW VIBE” temasıyla fuarda yer alan marka, OMODA 4’ün Fransa’daki ilk tanıtımını gerçekleştirirken OMODA 5 NEXT’in Avrupa prömiyerini yaptı. Fütüristik CYBER MECHA tasarım diliyle öne çıkan OMODA 4, yenilikçi karakteriyle dikkat çekerken OMODA 5 NEXT, coupe tarzındaki sportif çizgilerini gelişmiş konfor özellikleri ve hibrit teknolojisiyle bir araya getirdi. OMODA | JAECOO, iki markanın farklı yaşam tarzlarına hitap eden ürünlerini ve deneyimlerini Paris’e taşırken Avrupa’daki Ar-Ge, üretim ve satış sonrası hizmet yatırımlarına yönelik yaklaşımını da ortaya koydu. Dünya genelinde 77 pazarda, Avrupa’da ise 22 ülkede faaliyet gösteren marka, yerelleşme stratejisi doğrultusunda küresel büyümesini güçlendirmeyi sürdürüyor.
Otomotiv sektörünün yenilikçi markaları OMODA | JAECOO, 2026 Paris Otomobil Fuarı’nda gerçekleştirdiği iki önemli model tanıtımıyla dikkatleri üzerine çekti. Paris Expo Porte de Versailles’ın 4’üncü salonundaki A91 numaralı standında ziyaretçilerini ağırlayan marka, “DRIVE THE NEW VIBE” yaklaşımı doğrultusunda yenilikçi tasarım anlayışını, ileri teknolojilerini ve farklı kullanıcı beklentilerine hitap eden mobilite çözümlerini sergiledi. Fuar kapsamında OMODA 4 modeli Fransa’da ilk kez tanıtılırken, OMODA 5 NEXT Avrupa prömiyerini gerçekleştirdi. OMODA ailesinin iki yeni üyesi, farklı karakterleriyle özellikle bireyselliğe, teknolojiye ve yaşam tarzına önem veren yeni nesil otomobil kullanıcılarına hitap ediyor.
OMODA 4 ile dijital dünyanın tasarım anlayışı yollara taşınıyor!
Paris Otomobil Fuarı’nın dikkat çeken yeniliklerinden OMODA 4, dijital dünyanın fütüristik tasarım anlayışını otomotiv dünyasına taşıyan CYBER MECHA tasarım diliyle öne çıkıyor. Keskin hatları, güçlü geometrik çizgileri ve teknoloji odaklı estetik unsurlarıyla dikkat çeken model, markanın yenilikçi tasarım yaklaşımını somutlaştırıyor. Moda ve tasarım dünyasının önemli merkezlerinden Paris’te gerçekleştirilen tanıtım, OMODA 4’ün kendine özgü karakterini vurgularken markanın “BE THE ONE” felsefesini de yansıtıyor. Bireyselliğini otomobiliyle ifade etmek isteyen kullanıcılara hitap eden OMODA 4, sıra dışı görünümü ve güçlü tasarım kimliğiyle OMODA ürün ailesinin yenilikçi karakterini temsil ediyor.
OMODA 4 ile aynı sahneyi paylaşan OMODA 5 NEXT ise sportif tasarımını ileri teknoloji ve konfor özellikleriyle bir araya getiriyor. Yeni nesil mecha tasarım anlayışıyla şekillendirilen kupe benzeri gövde yapısı, dinamik görünümünü çağdaş tasarım detaylarıyla tamamlıyor. Modelin iç mekânında sunulan 15,6 inçlik 2K yüksek çözünürlüklü ekran, Sony ses sistemi ve masaj fonksiyonuna sahip sürücü koltuğu dikkat çekiyor. Kullanıcıların dijital deneyimini ve seyahat konforunu geliştirmeye odaklanan OMODA 5 NEXT, SHS-H hibrit teknolojisiyle de verimli sürüşü destekliyor. Böylece model, sportif tasarımı, gelişmiş teknolojileri ve konfor özelliklerini bir araya getirerek OMODA ürün gamına yeni bir soluk getiriyor.
OMODA 4’ün cesur ve fütüristik yaklaşımı ile OMODA 5 NEXT’in konfor ve teknoloji odaklı karakteri, markanın farklı kullanıcı profillerine hitap eden ürün stratejisini ortaya koyuyor. OMODA 7 gibi modellerin de yer aldığı genişleyen ürün ailesi, Avrupa pazarında farklı yaşam tarzlarına ve mobilite beklentilerine yönelik alternatifler sunuyor.
OMODA’nın dijital dünyası ile JAECOO’nun özgür yaşam tarzı Paris’te buluştu!
OMODA | JAECOO, Paris Otomobil Fuarı’nda yalnızca yeni modellerini sergilemekle kalmadı, aynı zamanda iki markanın farklı yaşam tarzı yaklaşımlarını da ziyaretçilerle buluşturdu. OMODA’nın dijital kültür ve yenilikçi tasarım odaklı karakteri ile JAECOO’nun doğadan ilham alan rafine macera anlayışı, fuar standındaki farklı deneyim alanlarıyla yansıtıldı.
VALORANT Esports EMEA’nın resmî otomotiv partneri olan OMODA, e-spor dünyasının dinamik yapısını OMODA 4’ün CYBER MECHA tasarım anlayışıyla bir araya getirdi. Dijital dünyanın görsel unsurlarından ilham alan fütüristik tasarımlar ve etkileşimli deneyimler, markanın teknolojiyle iç içe yaşayan yeni nesil kullanıcılarla kurduğu bağı güçlendirdi. OMODA, bu yaklaşımıyla “BE THE ONE” felsefesini otomobil tasarımının ötesine taşıyarak bireyselliği ve özgün yaşam tarzlarını destekleyen marka kimliğini ön plana çıkardı.
JAECOO ise fuar standında doğayla iç içe yaşamı, keşfetme tutkusunu ve şehir hayatının konforunu bir araya getiren yaklaşımını sergiledi. Doğal yaşamdan ilham alan tasarım unsurlarıyla oluşturulan deneyim alanında, markanın güçlü ve sofistike karakteri ön plana çıkarıldı. Şehir içindeki günlük kullanımdan doğa keşiflerine uzanan farklı ihtiyaçlara yanıt vermeyi hedefleyen JAECOO, zarafet ile macera ruhunu buluşturan yaşam tarzı yaklaşımını Paris’e taşıdı.
OMODA’nın dijital kültür ve e-spor dünyasıyla bütünleşen dinamik kimliği ile JAECOO’nun doğa ve keşif odaklı rafine yaklaşımı, iki markanın farklılaşan karakterlerini gözler önüne sererken “DRIVE THE NEW VIBE” anlayışının da temelini oluşturdu.
Avrupa’da yerelleşme stratejisi güçlenerek devam ediyor!
OMODA | JAECOO için Paris Otomobil Fuarı, yeni ürünlerin tanıtıldığı uluslararası bir organizasyon olmasının yanı sıra Avrupa pazarındaki uzun vadeli büyüme stratejisinin de önemli bir göstergesi oldu. Marka, “In Somewhere, For Somewhere, Be Somewhere” yaklaşımı doğrultusunda faaliyet gösterdiği pazarların ihtiyaçlarına odaklanarak yerel operasyonlarını, Ar-Ge çalışmalarını ve endüstriyel iş birliklerini geliştirmeyi sürdürüyor.
Avrupa’daki çalışmalarını İspanya, Fransa, Almanya ve Birleşik Krallık’ta bulunan Ar-Ge merkezleriyle destekleyen OMODA | JAECOO, ürün ve teknolojilerini bölgedeki kullanıcıların beklentilerine, sürüş alışkanlıklarına ve teknik gerekliliklere uygun biçimde geliştirmeye odaklanıyor. Yerel pazar dinamiklerinin ürün geliştirme süreçlerine entegre edilmesi, markanın Avrupa’daki rekabet gücünü artırmayı hedefleyen stratejisinin temel unsurları arasında yer alıyor.
Üretim tarafında İspanya’daki yerel üretim projesini geliştirmeyi sürdüren marka, Avrupa genelindeki endüstriyel iş birliklerini de güçlendiriyor. Bölgesel satış ve satış sonrası hizmet ağını geliştirmeye, tedarik zinciri yapılanmasını genişletmeye yönelik çalışmalar da kullanıcı deneyiminin iyileştirilmesine katkı sağlıyor. Yerel iş ortaklarıyla uzun vadeli iş birliklerine önem veren OMODA | JAECOO, ürün çeşitliliğini güçlü bir hizmet altyapısıyla desteklemeyi amaçlıyor.
Paris Otomobil Fuarı’nda tanıtılan OMODA 4 ve OMODA 5 NEXT modelleriyle ürün ailesinin farklı karakterlerini ortaya koyan marka, Avrupa’daki yatırımları ve yerelleşme stratejisi doğrultusunda küresel büyümesini sürdürmeyi hedefliyor.
OMODA | JAECOO’nun yeni durağı 2026 CHERY Uluslararası Kullanıcı Zirvesi olacak!
Paris Otomobil Fuarı’nın ardından OMODA | JAECOO’nun küresel etkinlik takvimi, 19 Ekim’de düzenlenecek 2026 CHERY Uluslararası Kullanıcı Zirvesi ile devam edecek. Dünyanın farklı bölgelerinden kullanıcıları ve sektör paydaşlarını bir araya getirecek organizasyon, markanın kullanıcı odaklı yaklaşımını, teknolojik yeniliklerini ve ekosistem iş birliklerini ön plana çıkaracak. Zirve kapsamında OMODA X modelinin dünya prömiyerinin gerçekleştirilmesi de planlanıyor. Yeni modelin tanıtımı, markanın geleceğin mobilite teknolojilerine ve farklı yaşam tarzlarına yönelik çalışmalarında yeni bir dönüm noktası olacak.
Otomotiv Sektörü
Hyundai UEFA Champions League’in Resmi Otomotiv Partneri Oldu
Hyundai, 2026/27 sezonunda başlayacak ve uzun yıllar devam edecek iş birliği kapsamında UEFA Champions League’in Resmi Otomotiv Partneri oldu. Avrupa kulüp futbolunun standartlarını belirleyen UEFA Champions League, futbolun en iyilerini bir araya getiriyor ve Hyundai de kendi sektöründe aynı yüksek standartları benimsiyor.
Avrupalı müşteriler için Avrupa’da tasarlanan IONIQ 3, Hyundai’ın 2026/27 sezonunda Avrupa’da tanıtacağı beş önemli modelin ilki ve markayı bu iş birliğinde temsil edecek ilk model olacak.
Hyundai, UEFA Champions League’in Resmi Otomotiv Partneri olduğunu ve bu kapsamda uzun yıllar sürecek bir anlaşmaya imza attığını duyurdu. Hyundai’ın Avrupa kulüp futbolunun en üst seviyesine olan bağlılığını ortaya koyan iş birliği, 2026/27 sezonunda başlayarak 2030/31 sezonunun sonuna kadar devam edecek.
Futbol, Hyundai için oldukça tanıdık bir alan. Yaklaşık 30 yıldır dünyanın en büyük uluslararası turnuvalarından farklı ülkelerdeki kulüp ve federasyonlara kadar futbolu en üst seviyede destekleyen Hyundai, UEFA Champions League ile bu bağlılığını Avrupa kulüp futbolunun zirvesine taşıyor.
UEFA Champions League ile Hyundai arasındaki benzerlikler, sahip oldukları ölçeğin çok daha ötesine uzanıyor. Bu organizasyonda mücadele eden takımlar, dünyanın dört bir yanından gelen yetenekleri bir araya getirerek Avrupa’nın en üst seviyesinde rekabet ediyor.
Hyundai de Avrupa’da araçlar tasarlıyor, geliştiriyor ve üretiyor; modellerini kıta genelinde satışa sunuyor. Böylece faaliyetleri açısından tartışmasız biçimde Avrupalı, etkileri bakımından ise uluslararası iki organizasyon bir araya geliyor.
Hyundai Motor Company Başkanı ve CEO’su José Muñoz, iş birliğiyle ilgili olarak şunları söyledi: “Futbol, yaklaşık 30 yıldır Hyundai’ın bir parçası. Dilleri, sınırları ve nesilleri aşarak insanları başka çok az şeyin başarabileceği kadar güçlü bir biçimde bir araya getiriyor. UEFA Champions League, her hafta Avrupa’nın en tutkulu taraftarlarının karşısında oynanan, dünyanın en iyi kulüp futbolu organizasyonu. Hyundai’nin bu yaz Dünya Kupası’nda gerçekleştirdiği çalışmaların ardından UEFA Champions League, güzel tasarımlara ve taraftarların seveceği özelliklere sahip araçlarımızı sergilemek için ideal bir platform sunuyor. Madridliyim ve bu nedenle bu organizasyonu hayatım boyunca takip ettim. Avrupa genelindeki taraftarlarla bir araya gelecek olmaktan kişisel olarak da büyük heyecan duyuyorum. Futbolun güzelliğini Hyundai ile kutlamak için harika bir dönemdeyiz”.
Hyundai, “İnsanlık için İlerleme” marka vizyonu doğrultusunda fırsatları genişletmeyi ve toplum için daha kapsayıcı bir geleceğe katkıda bulunmayı hedefliyor. UEFA ile Avrupa Futbol Kulüpleri’nin ortak girişimi olan UC3 ile gerçekleştirilen bu iş birliği kapsamında Hyundai; UEFA Champions League’in gücünü ve mobilite çözümlerini kullanarak Avrupa genelinde farklı kültürlerden ve topluluklardan insanları bir araya getirmeyi amaçlıyor. Hyundai, milyonlarca futbolseveri buluştururken toplum üzerinde olumlu bir etki yaratmayı da hedefliyor.
Hyundai Motor Avrupa Başkanı ve CEO’su Xavier Martinet ise şunları söyledi: “UEFA Champions League ve Hyundai; ilerleme, performans ve insanları bir araya getirme hedefiyle hareket ediyor. Bu iş birliğine bugüne kadarki en güçlü ürün gamımızla adım atıyoruz. IONIQ 3, bu sezon Avrupa’da satışa sunacağımız beş yeni modelin ilki. Bölgedeki müşterilerimiz için tasarlanıp geliştirilen IONIQ 3, geleceğin ürün gamımıza öncülük edecek modelimiz”.
UEFA Champions League, dünya genelinde yaklaşık her üç kişiden birinin ilgi gösterdiği ve dünyada en çok izlenen yıllık kulüp futbolu organizasyonu olarak öne çıkıyor. 36 kulübün mücadele ettiği turnuva, tutkulu futbolseverlerden oluşan geniş bir kitleyle iletişim kurmak için önemli bir platform sunuyor. Aynı zamanda Hyundai’nin robotik ve fiziksel yapay zekâdan yazılım teknolojilerine ve Avrupalı müşterilere özel akıllı mobilite çözümlerine uzanan gelecek vizyonunu aktarmasına imkân tanıyor.
Hyundai, 30 yılı aşkın süredir Avrupa’da güçlü bir varlığa sahip küresel bir marka olarak faaliyet gösteriyor. Markanın Almanya’nın Rüsselsheim kentindeki Avrupa Teknik Merkezi, Hyundai modellerinin geliştirme ve mühendislik çalışmalarını yürütürken aynı tesiste bulunan Avrupa Tasarım Merkezi de araçların görsel tasarımını ve kimliğini şekillendiriyor. Üretim faaliyetleri Çekya ve Türkiye’deki fabrikalarda gerçekleştirilirken Hyundai modelleri, 42 Avrupa ülkesindeki 2.000’den fazla satış ve satış sonrası hizmet noktası aracılığıyla müşterilerle buluşuyor. Hyundai’ın tasarım, mühendislik, üretim ve iş ortağı ağı, her gün müşterilere ve taraftarlara hizmet sunuyor.

IONIQ 3 Sahaya Çıkıyor.
Avrupalı müşteriler için Avrupa’da tasarlanan tamamen elektrikli IONIQ 3, Hyundai’ın bu iş birliğindeki ilk temsilcisi olacak. Bu yıl Milano Tasarım Haftası’nda dünya prömiyerini gerçekleştiren kompakt hatchback model, Ağustos ayında üretimin başlamasıyla birlikte Hyundai’ın İzmit Fabrikası’nda üretilen ilk bataryalı elektrikli araç oldu. IONIQ 3 aynı zamanda Hyundai’ın 2026/27 sezonunda Avrupa’da satışa sunacağı beş önemli yeni modelin ilkini oluşturuyor.
Hyundai, IONIQ 3 ile Avrupa’nın rekabetin en yoğun olduğu kompakt sınıfına, Avrupalı müşterilerin ihtiyaçlarına cevap veren sınıfının öncüsü özelliklerle giriş yapıyor. IONIQ 3’ün Aero Hatch gövde yapısı, 0,263 Cd’lik hava sürtünme katsayısı ve 497 kilometreye varan WLTP menziliyle sınıfının öncüsü verimlilik ve menzil sunmak üzere geliştirildi. 441 litrelik bagaj hacmi, sınıfının en geniş iç mekânı, Hyundai’ın en yeni PLEOS Connect bilgi-eğlence sistemini içeren segmentinin öncüsü 14,6 inçlik ekranı ve güçlü fiyat-değer dengesiyle IONIQ 3, Hyundai’ın elektrikli mobiliteyi Avrupalı müşterileri için daha erişilebilir hâle getirme kararlılığını temsil ediyor.
Hyundai’ın ürün gamı; bataryalı elektrikli, hibrit, şarj edilebilir hibrit, hidrojen yakıt hücreli elektrikli ve içten yanmalı motor seçeneklerini kapsıyor. Bu geniş ürün yelpazesi, müşterilerin araç sahibi olma ve araçlarını kullanma biçimleri göz önünde bulundurularak şekillendiriliyor.
IONIQ 3, Hyundai’ın elektrikli mobilite alanındaki kapsamlı çalışmalarını ortaya koyan önemli ödüllerle güçlenen Avrupa’daki EV başarısını daha ileriye taşıyor. Hyundai INSTER, 2025 Dünyada Yılın Elektrikli Otomobili seçilirken IONIQ 9 ise Almanya’da 2026 Yılının Premium Otomobili unvanına layık görüldü.
Hyundai’ın müşteri odaklı yaklaşımı, markanın UEFA Champions League’in Resmi Otomotiv Partneri olarak imza attığı yeni iş birliğinin de temelini oluşturuyor.
UC3 Eş Genel Müdürü Guy-Laurent Epstein ise iş birliğiyle ilgili olarak şunları söyledi: “Hyundai’yi UEFA Champions League’in resmi partnerleri arasında görmekten büyük mutluluk duyuyoruz. Hyundai, futbolu en üst seviyede destekleme konusunda köklü bir geçmişe ve futbolun insanları bir araya getirme gücüne yönelik güçlü bir inanca sahip. Önümüzdeki yıllarda bu ortak hedefi dünyanın dört bir yanındaki taraftarlar için hayata geçirecek bir iş birliği geliştirmeyi sabırsızlıkla bekliyoruz”.
Otomotiv Sektörü
Karsan’da Üst Düzey Görev Değişimi
Yeni nesil toplu ulaşımda dünyanın teknoloji odaklı mobilite markalarından Karsan’da üst düzey görev değişimi gerçekleşti. Son on yıldır Karsan Yönetim Kurulu Murahhas Üyesi ve CEO’su olarak görev yapan Okan Baş, profesyonel yaşamında yeni bir döneme odaklanmak üzere görevlerinden ayrıldı. Karsan Yönetim Kurulu kararıyla, Kıraça Holding Grup CEO’su ve Karsan Yönetim Kurulu Üyesi Utku Can Ayyarkın, Karsan Yönetim Kurulu Murahhas Üyesi ve CEO’su olarak atandı.
Türkiye otomotiv sanayisinin öncü kuruluşlarından Karsan’da üst yönetimde görev değişimi yaşandı. Şirketin CEO’su ve Yönetim Kurulu Murahhas Üyesi Okan Baş, profesyonel yaşamında yeni bir döneme odaklanma kararı doğrultusunda görevlerinden ayrıldı. Okan Baş, son on yılda Karsan’ın global bir mobilite markasına dönüşüm sürecine liderlik ederek, şirketin elektrikli ve otonom toplu ulaşım çözümleriyle uluslararası pazarlarda daha görünür ve güçlü bir konuma ulaşmasında önemli rol üstlendi. Görev süresi boyunca Karsan’ın global mobilite vizyonunun güçlenmesine, dönüşüm stratejisinin hayata geçirilmesine ve sürdürülebilir büyüme yolculuğuna önemli katkılar sundu. Karsan Yönetim Kurulu, şirkete sağladığı katkılar dolayısıyla Okan Baş’a teşekkür etti.
Okan Baş’ın görevlerinden ayrılmasının ardından, Karsan Yönetim Kurulu tarafından Kıraça Holding Grup CEO’su ve Karsan Yönetim Kurulu Üyesi Utku Can Ayyarkın, Karsan Yönetim Kurulu Murahhas Üyesi ve CEO’su olarak atandı.
Lojistik sektöründe 22 yıllık deneyime sahip olan Utku Can Ayyarkın, sahadan başlayarak üst yönetime uzanan güçlü liderlik birikimi, operasyonel yetkinliği ve stratejik yönetim deneyimiyle; Karsan’ın yeni döneminde şirketin büyüme stratejisine, dönüşüm vizyonuna ve sürdürülebilir başarı yolculuğuna liderlik edecek.
Karsan, Utku Can Ayyarkın liderliğinde; 60 yıllık köklü mirasından aldığı güçle elektrikli ve otonom mobilite alanında global bir marka olma yolculuğunu yeni başarılarla büyütmeye, uluslararası pazarlardaki varlığını güçlendirmeye ve sürdürülebilir büyüme hedefleri doğrultusunda kararlılıkla ilerlemeye devam edecek.
