Connect with us

Lojistik

Sağlık Lojistik’ten Zahit Sağlık: Gümrüklerde Binaları Veya Parkları Daha Çok Büyüterek İhracat Yapamazsınız

İhracat rakamlarının arttığı bir dönem yaşanıyor. Bu sağlıklı gelişmenin desteklenmesi için lojistik sektörünün sorunlarının çözülmesi gerekiyor. Sektörün sorunları ile ilgili görüşlerini almak için euronewsport.com, Sağlık Lojistik’ten Zahit Sağlık ile bir araya geldi. Sorunların çözümü noktasında devleti sağduyuya çağırdı.  
Pandemi süreci lojistik sektörünü nasıl etkiledi?
Sanırım bu pandemi sürecinde önemi en çok fark edilen sektörlerden biri lojistik oldu. Özellikle sokağa çıkma yasaklarının uygulandığı zamanlarda, kapıya teslim hizmetleri vatandaşın kurtarıcısı oldu. Sosyal yaşantımızın durma noktasına geldiği bir zamanda dünya genelinde ticaret devam etti ve sektörümüz paydaşlarına hizmet vermeyi sürdürdü. Ülkemizde lojistik hizmetlerin önemi de bu pandemi sürecinde daha arttı diye düşünüyorum.
Türkiye bu yıl 200 Milyar Dolar’ın üzerinde ihracat hedefliyor. Lojistik sektörü alt yapı olarak bu hızlı ihracat artışına hazır mı?
Bir ürün ister fabrikada üretilsin ister tarlada yetiştirilsin, lojistik sektörü sayesinde tüketiciyle buluşturulur ve ekonomik değeri o zaman oluşur. Türk lojistik sektöründe bir dünya markası olmaya aday firmalar mevcut, gerek yatırımları gerek tecrübe ve birikimleri ile Cumhurbaşkanımızın 500 milyar dolar hedefini gerçekleştirebilecek kapasiteye sahipler. Ancak, bu hedefin önündeki en büyük engel bürokratik zorluklar. Türk ihracat yükü taşıyan bir Türk kamyonu ülkemizi neredeyse 1 haftada zor terk edebiliyor. Bu bekleme süreleri ve gecikmelerle bu ihracat rakamları gerçekleştirilemez.
Fakat yurt dışında da sorunlar var, bugün ticaret savaşları da lojistik sektörünü etkilemiyor mu?
Ticaret savaşları da önümüzdeki günlerde daha da fazla artacaktır. Çünkü bir Çin sorunu var. ABD bile Çin’le baş edemiyor. Onun için Türkiye’nin bürokrasiyi azaltması, transit sürelerini kısıtlaması, gümrüklerde dijital sistemine geçmesi gerekiyor. Türkiye dünyanın merkezinde bulunan bir ülkedir ve bunu fark etmesi gerekiyor. Dünyanın merkezinde bulunarak ihracat pazarlarına en kısa sürede ulaşmak zorundayız.
Türkiye’deki gümrüklerde de sorunlar ifade ediliyor. Çok uzun süre beklemeler yaşanıyor, bu sorun nasıl çözülebilir?
Dünyada çevre kirliliğiyle ilgili yeşil mutabakat var. Temiz bir dünya, temiz bir gelecek ve yeni nesillere de temiz bir yaşam bırakmak istiyoruz. Temiz bir gelecek bırakacaksak Sayın Cumhurbaşkanımızın da üstüne basarak söylediği gibi, herkes elini taşın altına koyacak ve üzerine düşen ne varsa yapacak. Egzoz ve trafik kirliliğini ortadan kaldırmamız gerekiyor. Bir aracı sadece bir imza için böyle bir dijital dünyada bir yerden başka bir yere nakletmeye gerek yok. Bir ihracatçı ürettiği bir malın gümrük işlemlerini yükleme yerinde rahatlıkla yapabilmelidir. Bunu yurt içinde nasıl yapıyorsa yurt dışında da yapabilme kültürünü geliştirmelidir. Bugün Avrupa’da 27 ülke birleşmiş durumda. 27 ülke sadece bir faturayla dolaşıyorlar. Gümrük bulunmuyor. Her ülkenin girdisi ve çıktısını elektronik faturayla takip ediyorsunuz. Bizde Avrupa Birliği’nin bu örneğini alarak bu işlemleri yapabiliriz. Ama biz halen kendi gölgemizden korkuyoruz. Tüccarımızdan korkuyoruz, ürünü üreten şahsa güvenmiyoruz.
İçişleri Bakanlığı gümrükte daha yeni bazı operasyonlar yaptı ve rüşvet ağını ortaya çıkardı.
Dünyada böyle problemler olacaktır. Dijital işlemler böyle problemleri azaltacaktır. Bugün bankacılık sisteminde hepsi dijital neden orada kaçakçılık olmuyor. Çünkü takip ediliyor. Bürokrasi de kaldığınız sürece kaçak sorunu hiçbir zaman eksilmeyecektir. Aksine artacaktır. Bir güvensizlik var doğrudur. Ancak dünyadaki önemli firmalar Türkiye’de bir ürünü üretip Türk gümrüğünde 2-3 gün bekletip Avrupa’ya 7 günde varılmasını istemiyor. Bu nedenle ülkemize yabancı yatırımcı gelmiyor. Bunun başında otomotiv firmaları vardır. Bursa’da üretim yapıp Avrupa’ya 7-8 günde ulaşmasını istemiyor. Ama bu fabrikayı Romanya’da kurarsa, Romanya’dan Avrupa pazarlarına ürün 1 günde ulaşıyor. Bu çok büyük bir sıkıntıdır. Bu sıkıntının en büyük sebebi bürokrasidir.
Yurt dışında lojistik depoları oluşturulması için destek veriliyor, böyle bir yöntemle bu sorunları aşabilir miyiz?
Verilen desteklerin daha büyük olması gerekiyor, çünkü yurt dışındaki yabancı firmalar da kendi devletlerinden ciddi teşvikler, destekler ve muafiyetler alıyor. Bu durumda yabancı lojistik firmalarıyla rekabet etmek çok güç.
Lojistik sektörüne yatırım yapanlara devlette teşvik veriyor, sizde teşvik aldınız mı? Bu çalışmalar yeterli mi?
Hayır, biz bir teşvik almadık. Çünkü söz konusu teşviklerin KDV’sini alıyor devlet, bizim gibi büyük firmaların lojistik yatırımları büyük oluyor, böyle tutarların KDV oranını bir araya getirmek bile zor iş.
Burada en önemli unsur sanırım güven. Fakat Avrupa’ya giden yasaklı maddeler Türkiye üzerinden gittiği iddia ediliyor. Böyle olunca da güven oluşması zorlaşıyor sanırım.
Maalesef ülkemizin adının karıştığı bu tip suçlamalar mevcut. Fakat bu tip kriminal suçların devletlere ve sektörlere mal edilmesini doğru bulmuyorum. Ona bakacak olursanız, son çıkan haberlere göre de havacılık sektörü ciddi töhmet altında kalmıştır. Devletin kurumları kurunun yanında yaşı da yakmak yerine denetleme ve ceza sistemlerini güçlendirerek caydırıcılığı artırması gerekir. Kontrol ve istihbarat sistemini daha güçlendirip yakalanan suçlulara caydırıcı cezai işlemlerin uygulanması bu tip suçların azalmasını ve hatta ortadan kalkmasını sağlar.
Bu konularda lojistik sektörünün de kendini iyi anlatması gerekmiyor mu?
Kesinlikle katılıyorum, bir sektörde en önemli şey örgütlenmek ve iyi temsil edilebilmektir. Sesinizin üst merciler tarafından duyulabilmesi için birlik içinde konuşuyor olmanız gerekir. Maalesef bizim gibi güçlü bir sektörün temsil kabiliyeti, güçlü bir derneği yok, en büyük eksiğimiz bu sanırım.
Ben 12 yıl RODER’de sektör temsilciliği yaptım. Rahmetli Saffet Ulusoy gibi bir duayenin yanında yıllarca çeşitli görevlerde yer aldık. RODER olarak çok büyük işler başardığımıza inanıyorum. RODER olarak hep bir anonim şirket yapısıyla çalıştık, sektör paydaşlarımızla birlikte çeşitli yeniliklere yatırımlar yaptık ve birlikte kazandık. En önemlisi ise bence sektör kazandı. Bugün bu coğrafyadaki en etkin ve kıymetli Ro-Ro hattını kurduk.
Türk lojistik sektörünü diğer ülke taşımacılarıyla rekabet edebilir ve hatta üstünlük sağlayabilir bir seviyeye getirebilmek için hangi yatırım gerekiyorsa proje olarak çalışıp hayata geçirdik.
Mesela Türk taşımacısı yıllarca IRU adında bir şemsiye yapılanmanın AB üyesi ülkeler haricinde üçüncü ülkelere dayattığı TIR karnesi sistemine milyonlarca Euro para ödedi. Bunlar hep ek maliyet olarak bizim rekabet gücümüzü düşürdü. Sonra Saffet Bey ile birlikte dünyanın diğer ülkelerinde ne var ve bizde neden yok, dünyada maliyet ne ise bizdeki maliyet nedir, dedik. Ve Biz RODER olarak Saffet Ulusoy’la beraber ilk elektronik ortamda gümrük beyannamesi hizmetini ülkemize kazandırdık. İsviçre kökenli bir sigorta şirketinin garantisiyle ve dijital ortamın planlamasıyla Türkiye’den yaklaşık 100 milyon Euro’nun yurt dışına gitmesini engelledik ve o dönemde IRU denilen bir tekeli kırdık. Şaşırtıcı taraf ise UND bu projemize karşı çıkarak engellemeye çalışmış ancak başarılı olamamıştı. Türk nakliye sektörünün bu ek maliyetten kurtulması yerine neden IRU’yu korumuşlardı açıkçası anlamak mümkün değildi. Daha şaşırtıcı olan ise RODER- UND birleşmesinde ortak proje olarak kendilerine sunduğumuz bu hizmeti şimdi adını değiştirerek UND kullanmakta ve geçimini bu sistem sayesinde sağlamaktadır.
TOBB bütün gümrükleri yeniledi ve yenileme yaparken daha hızlı bir geçiş olacağına vurgu yapılıyordu. Fakat bugün tersini söylüyorsunuz. Bu durum neden kaynaklanıyor?
Binaları yenilemek, daha gösterişli ve büyük geçiş kapıları inşa etmek, yüzlerce arabalık otopark yapmak çözüm bulmak demek olmuyor, tam tersi yenilenmeyen güncellenmeyen sistem yüzünden o kadar uzun bekleme süreleri oluyor ki, kuyruk olan aracı park ettiriyor ve para alıyor. Kuyruğu bekleyen sürücülere de dükkanlarda alışveriş yaptırıyor ve para kazanıyor.
Bunu gören komşumuz Bulgaristan da aynı sistemi kapının karşı tarafına yapıyor, gelen geçen Türk tırlarından karşılıklı para kazanılıyor. Yoksa geçiş sistemini geliştirelim, bekleme sürelerini yok edelim gibi bir modernleşme girişimleri yok. Yani dışardan çok gösterişli ve düzenli görünen bir sistem ama sistemin içi bomboş, eziyet aynı eziyet.
TOBB bünyesinde lojistik sektörü de temsil ediliyor, orada bu konu gündeme gelmiyor mu?
Evet, temsil ediliyor ve illaki gündeme geliyordur, orada lojistik sektörünün sorunları görüşülüyor olması lazım değil mi? Ama asıl önemli olan söylemek değil dinletebilmek, yaptırım gücü olan temsiliyetler sağlayabilmek ve sadece sektörün yararına çalışmak.
Sağlık Lojistik açısından 2021 yılıyla ilgili bir değerlendirme yapar mısınız?

Biz Sağlık Lojistik olarak, verdiğimiz hizmetin önemini özellikle bu pandemi süresinde çok daha iyi anladık. İnsanlığın atlatmaya çalıştığı bu zor süreçte biz de üzerimize düşen görevleri eksiksiz yerine getirmeye çalıştık. İş olarak zorlayıcı ama yoğun bir yıl diyebilirim.

 

Kaynak: euronewsport.com

Tıkla Yorum Yap

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Lojistik

İhracatçıya İskandinavya Müjdesi: TCT Lojistik ve Alpi Danimarka’dan Güçlü Ticaret Köprüsü

Avrupa taşımacılığında oyun kurucu rollerden birini üstlenen TCT Lojistik, İskandinavya pazarındaki “yerel güç” eksikliğini Alpi Danimarka ortaklığıyla giderdi. Bu hamle, Türkiye’nin Kuzey Avrupa’ya olan ihracat sevkiyatlarında maliyet ve zaman avantajı sağlayacak.

Kuzey Avrupa Ticaretinde “Yerel Uzmanlık” Dönemi

2020 yılından bu yana karayolu taşımacılığında özmal filosuyla fark yaratan TCT Lojistik, stratejik büyüme rotasını Kuzey’e kırdı. 1 Şubat 2026 itibarıyla devreye giren Alpi Danimarka ortaklığı, sadece bir nakliye anlaşması değil; aynı zamanda Türk ihracatçısı için Danimarka’da dev bir depolama ve dağıtım ağının kapılarının açılması anlamına geliyor.

TCT Lojistik Karayolu Direktörü Hasan Yeşilyurt, bu iş birliğinin İskandinavya hattındaki rekabeti nasıl değiştireceğini şu sözlerle özetliyor:

“İsveç ve Norveç’teki operasyonel derinliğimizi, Danimarka’nın en güçlü lojistik ağlarından biri olan Alpi ile taçlandırdık. Artık müşterilerimiz Danimarka varışlı yüklerinde, bölgenin en yaygın terminal ağından faydalanabilecek.”

Lojistikte “Sıfır Hata” Vizyonu: A’dan Z’ye Entegrasyon

Bu stratejik ortaklık, taşımacılık sürecindeki tüm halkaları tek bir çatı altında topluyor. İhracatçı ve ithalatçılar için öne çıkan operasyonel artılar şunlar:

  • Jutland ve Ada Bölgelerinde Tam Hakimiyet: Alpi’nin Jutland bölgesindeki 6 stratejik ofisi ve deposu, sevkiyatların varış noktasında hızla tasnif edilip dağıtılmasını sağlıyor.

  • Gümrükleme ve Sigorta Kolaylığı: TCT Lojistik’in Türkiye’deki gümrüklü depolama ve sigorta kabiliyeti, Alpi’nin Danimarka’daki yerel gümrükleme tecrübesiyle birleşiyor.

  • Kapıdan Kapıya Şeffaf Süreç: Türkiye’den çıkan bir yük, Danimarka’daki nihai teslimat noktasına kadar tek bir entegre sistem üzerinden takip edilebiliyor.

Yatırımda Hız Kesmeyen Performans: 300+ Araçlık Filo

TCT Lojistik, başarısını sadece ortaklıklara değil, sahadaki fiziksel gücüne de borçlu. 2025 yılını %25 net büyüme ile kapatan şirket, filosuna 70 yeni çekici ve treyler ekleyerek kapasitesini maksimize etti.

300’ü aşkın özmal araçlık dev kapasiteyle, aracı kurumları aradan çıkaran ve doğrudan çözüm sunan firma, 2026’da yeni filo yatırımlarının yanı sıra Avrupa’nın kilit noktalarında kendi ofislerini açarak global bir Türk markası olma yolunda ilerliyor.

Sonuç: Kuzey Hattında Güvenli Liman

Alpi Group’un 80 ülkeye yayılan global network’ü ile TCT Lojistik’in yerel gücü birleştiğinde ortaya çıkan sinerji, İskandinav hattında taşımacılık yapan firmalar için “güven ve hız” demek. Hasan Yeşilyurt’un da belirttiği gibi, bu ortaklık sürdürülebilir büyümenin en önemli yapı taşlarından biri olacak

Continue Reading

Lojistik

Çobantur Logistics, köklü mirasıyla geleceği adıyla yazıyor

Uçtan uca çözüm vizyonuyla lojistik sektörüne ilkleri ve yenilikleri kazandıran, köklü geçmişinde “BOLTAS” adıyla güven inşa eden Çobantur Logistics; yarım asra yaklaşan tecrübesiyle geleceğe yeni ismi ve iddialı hedefleriyle yürüyor. Geniş filosu, Türkiye’de 45 bin 500 metrekarelik ve Avrupa’da 12 bin metrekerelik depolama kapasitesiyle gücünü pekiştiren şirket, 2026’da dijital dönüşüm vizyonu doğrultusunda yeniden yapılanırken Almanya’da gerçekleştireceği stratejik satın alma ile operasyonlarını da küresel ölçekte büyütecek. Çobantur Logistics, sektöre yalnızca hizmet değil, geleceğin lojistik ekosistemini sunmayı hedefliyor.

 

Yarım asra yaklaşan tecrübesiyle lojistik sektörünün köklü markalarından ‘BOLTAS’, artık yoluna ‘Çobantur Logistics’ adıyla devam ediyor. Bugünü yönetmekle yetinmeyen, geleceğin lojistik ihtiyaçlarına da hazır bir yapı kurma hedefiyle dönüşüm hikâyesini başlatan şirket; kontrollü, sürdürülebilir ve güvenilir bir geleceğe ulaşmak için köklerinden aldığı gücü yeni ismine taşıyor. Yenilenen kurumsal kimliğiyle hikâyesini geleceğe aktaran Çobantur Logistics, sektördeki uzun yıllara dayanan tecrübesiyle 50’nci kuruluş yılına yeni yatırım planlamaları ile giriş yapıyor. Çözüm sağlayan servis sağlayıcı rolüyle lojistiğe yön vermeye hazırlanan firma, bu dönüşümle birlikte yalnızca bir isim değil, geleceğin lojistik vizyonunu da ortaya koyuyor.

“Köklerden geleceğe: Çobantur Logistics ile lojistikte yeni bir dönem başlıyor”

Günümüzde hızla değişen dünya düzeni içinde çağa ayak uydurmanın gerek rekabet gerekse kurumsal başarı için kritik rol oynadığını belirten Çobantur Logistics Yönetim Kurulu Başkanı Ulaş Çobanoğlu, “Bugün lojistik yalnızca taşımacılıktan ibaret değil; üretimden ticarete, ekonomiden teknolojiye kadar tüm akışın merkezinde yer alan stratejik bir güç. Biz de bu gücü geleceğe yön verecek şekilde daha da ileri taşımak için geçmişin köklü mirası üzerine kurulu hikâyemizi, kuruluşumuzun 50’nci yılına doğru adım adım yaklaşırken Çobantur Logistics adıyla sürdürüyoruz. Çünkü biliyoruz ki sağlam kökler, geleceğin en güçlü filizlerini verir. Bazı isimler yalnızca bir marka değildir; zamana direnen bir duruş, hafızalara kazınan bir değer ve yıllar içinde oluşmuş bir güven sözüdür. İşte tam da bu yüzden kendimize, hikâyemize ve köklerimize yeniden sahip çıkıyoruz” dedi.

 

“Güveninizin sorumluluğunu taşıyoruz”

Bugün atılan her adımın; yeniden doğuşun ve yeniden tanımlanmış bir vizyonun resmi olduğunu vurgulayan Çobantur Logistics Yönetim Kurulu Başkanı Ulaş Çobanoğlu, geçmişten aldığı güçle geleceği çok daha cesur, kararlı ve sağlam inşa ettiklerini vurgulayarak sözlerine şöyle devam etti; “Verdiğimiz her sözü ilk günkü netliğiyle tutuyoruz. Güveninizin sorumluluğunu taşıyoruz. Artık adımız yalnızca bir marka değil; tutarlılığın, sürdürülebilirliğin, itibarın ve mirasın sembolü”dedi.

 

Çobantur Logistics, yalnızca taşımacılık değil; uçtan uca değer yaratan kapsamlı lojistik çözümleri sunuyor. Yurt içinde toplama-dağıtım, limanlardan adreslere konteyner taşıması, gümrüklü/gümrüksüz depolama, depolarda katma değerli işlemler, nakliye ve mal sigortası hizmetleri, proje taşımaları, denizyolu (FCL/LCL) ve havayolu taşımaları, Avrupa içi Europe-to-Europe operasyonları ve Avrupa’daki depolarda sunduğu katma değerli hizmetlerle müşterilerine geniş bir hizmet yelpazesi sağlıyor. 200’e yakın çekici, 500’e yakın römork, 5 lowbed, 6 kamyon ve 2 kamyonetten oluşan filosuyla operasyonlarını sürdüren şirket, yurtiçinde Erenköy’de 13 bin metrekare, Orhanlı’da 8 bin 500 metrekare, Dilovası’nda 18 bin metrekare ve İzmir’de 6 bin metrekare olmak üzere toplam 45 bin 500 metrekarelik depolama alanına sahip. Yurtdışında ise İtalya ve Almanya’daki 6’şar bin metrekarelik depolarıyla hizmet veren Çobantur Logistics, Romanya’da planladığı 6 bin metrekarelik yeni depo yatırımıyla Avrupa’daki varlığını daha da güçlendirmeyi hedefliyor.

 

2026’da yurt dışında holding yapısı kurarak tüm grup şirketlerini tek çatı altında toplayacak

Jeopolitik zorluklara rağmen lojistik sektörünün büyümeye ve yeni yatırımlara hız kesmeden devam ettiğini vurgulayan Çobantur Logistics Yönetim Kurulu Başkanı Ulaş Çobanoğlu, şirketin yol haritasını şöyle özetledi: “2026 bizim için yeniden yapılanmanın karşılığını alacağımız ve sürdürülebilir kârlılığı yakalayacağımız bir yıl olacak. Almanya’da gerçekleştireceğimiz stratejik satın alma ile operasyonlarımızı güçlendirirken, yurt dışında kuracağımız holding yapısıyla tüm grup şirketlerimizi tek çatı altında toplamayı hedefliyoruz. Avrupa’daki yatırımlarımızı genişletirken en büyük önceliğimiz, kârlı ve istikrarlı büyümeyi sürdürmek olacak. Çünkü bizim için büyüme yalnızca hacim değil; güvenilir, sürdürülebilir ve şeffaf bir gelecek demek. Bu vizyon doğrultusunda 7/24 track & trace sistemimizi müşterilerimizin kullanımına açarak sektörde şeffaflık adına önemli bir adım attık. Önümüzdeki dönemde odağımız, yalnızca bugünü yönetmek değil; önümüzdeki 5–10 yılın lojistik ihtiyaçlarına hazır bir yapı kurmak olacak.”

 

Lojistik sektörü 2026’da “fırsatlar” ve “riskler” ile karşı karşıya

Çobantur Logistics Yönetim Kurulu Başkanı Ulaş Çobanoğlu, lojistik sektörünün Türkiye ekonomisinde hizmet ihracatının lokomotiflerinden biri haline geldiğini vurgulayarak 2026 yılına dair yol haritasını da paylaştı. Çobanoğlu, ülkenin stratejik konumunun transit taşımacılık, entegre lojistik çözümleri ve katma değerli hizmetler açısından önemli fırsatlar sunduğunu, buna karşılık küresel ticaretteki dalgalanmalar ve finansmana erişim gibi risklerin dikkatle yönetilmesi gerektiğini belirtti. Geleceğin lojistiğinin veri odaklı ve otomatikleşmiş sistemler üzerine kurulduğunu ifade eden Çobanoğlu, dijitalleşme, otomasyon ve yapay zekânın sektörün dönüşümü için vazgeçilmez olduğunu söyledi.

 

Şirketler için yeni bir çağın kapılarını aralayan bu dönüşümün merkezinde ise kuşkusuz “yeşil lojistik” bulunuyor. Çobanoğlu, lojistiğin artık yalnızca taşımacılık değil; sürdürülebilirlik, verimlilik ve toplumsal sorumlulukla bütünleşen bir vizyon olduğunu vurgulayarak, Çobantur Logistics’in uzun süredir bu anlayışı işinin merkezine koyduğunu ifade etti. “Bizim için yeşil lojistik yalnızca bir iş modeli değil; gelecek nesillere bırakacağımız en değerli miras. Yolculuğumuz, sektörün dönüşümüne öncülük etmek, müşterilerimize daha fazla değer yaratmak ve dünyayı birlikte korumak üzerine kurulu. Çünkü biliyoruz ki lojistik yalnızca ürün değil, geleceği de taşır” dedi.

Bu vizyon doğrultusunda şirket, çevresel etkileri azaltmayı tüm operasyonlarının merkezine koyuyor. Stratejik bir kararla filosundan çıkardığı eski nesil çekici ve taşıma ünitelerini 2026 yılında 250 yeni dorse ile yenileyecek olan Çobantur Logistics, karbon ayak izini azaltma hedeflerine de hızla yaklaşıyor. Ofis ve depolarında “Sıfır Atık Yönetim Sistemi” ile geri dönüştürülebilir atıkları ayrıştırarak daha temiz bir miras bırakmayı amaçlayan şirket, geleceğe yönelik yatırımlarını güneş enerjili tesisler ve dijitalleşme odaklı projeler üzerine kuruyor. Çobanoğlu son olarak, hedeflerinin netliğini ortaya koyarak bunu ‘sektörün dönüşümüne öncülük etmek’ olarak aktarıyor.

 

Continue Reading

Lojistik

Orta Koridor: Küresel Ticaretin Yeni Güzergâhı ve Türkiye’nin Kritik Rolü

Son yıllarda küresel ticaretin dengeleri, jeopolitik olaylar ve çevresel baskılar nedeniyle sarsılıyor. Avrupa ile Asya arasındaki ana ticaret rotaları olan Süveyş Kanalı ve Kuzey Koridor, artan riskler ve maliyetlerle mücadele ediyor. Bu durum, dikkatleri daha güvenli, hızlı ve ekonomik bir alternatif olan Orta Koridor‘a çeviriyor. Türkiye, bu stratejik hattın en kritik halkası olarak ön plana çıkıyor. Lanes Lojistik Operasyon Direktörü Ali Demircan, Orta Koridor’un küresel ticaretin geleceğini nasıl şekillendirdiğini ve Türkiye için sunduğu fırsatları değerlendirdi.

Jeopolitik Değişimler ve Yeni Rota İhtiyacı

 

Rusya-Ukrayna savaşı, Rusya üzerinden geçen Kuzey Koridor’u neredeyse devre dışı bıraktı. Aynı zamanda, deniz taşımacılığının ana arterlerinden biri olan Süveyş Kanalı’ndaki belirsizlikler ve AB’nin getirdiği yüksek karbon vergileri, denizyolunu daha az cazip bir seçenek haline getirdi. Bu sorunlar, tedarik zincirlerini daha esnek ve güvenilir hale getirme ihtiyacını doğurdu.

Çin’den başlayıp Orta Asya üzerinden Hazar Denizi’ni geçerek Türkiye’ye ve oradan Avrupa’ya uzanan Orta Koridor, bu ihtiyaca en güçlü yanıtı veriyor. Ali Demircan, bu rotanın sadece malların taşınmasını hızlandırmakla kalmayıp, aynı zamanda Türkiye’yi uluslararası bir lojistik merkezi konumuna yükselttiğini belirtiyor. “Türkiye artık sadece bir geçiş ülkesi değil, ticaretin akışını yöneten bir aktör haline geliyor,” diyor Demircan.

Zaman, Maliyet ve Çevre Açısından Avantajlar

 

Orta Koridor’un en büyük çekim noktalarından biri, sunduğu somut avantajlardır:

  • Zaman Tasarrufu: Denizyoluyla ayları bulan teslimat süreleri, Orta Koridor’un demiryolu ağı sayesinde 20 günden daha az bir süreye düşüyor. Bu, özellikle zaman hassasiyeti olan sektörler için devrim niteliğinde.
  • Ekonomik Rekabetçilik: Yükselen yakıt ve operasyonel maliyetler, deniz taşımacılığını zorlarken, demiryolu daha düşük ve öngörülebilir navlun fiyatları sunuyor.
  • Sürdürülebilirlik: Avrupa Birliği’nin sıkılaşan çevre düzenlemeleri karşısında, demiryolu taşımacılığı karayoluna kıyasla çok daha düşük karbon ayak izine sahip. Bu da şirketlerin sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmasına yardımcı oluyor.

Türkiye’nin Dijitalleşme Hamlesi

 

Orta Koridor’un tam potansiyeline ulaşması için fiziki altyapı yatırımlarının yanı sıra dijital entegrasyon da büyük önem taşıyor. Türkiye, gümrük süreçlerini kolaylaştıran dijital çözümler, blokzincir tabanlı güvenli belge yönetimi ve gerçek zamanlı yük takip sistemleri ile bu hattın verimliliğini artırmayı hedefliyor.

Bu dijital hamleler, Türkiye’yi sadece bir transit noktası olmaktan çıkarıp, küresel ticaretin en önemli veri ve bilgi akış merkezlerinden biri haline getiriyor. Kısacası, Orta Koridor sadece bir demiryolu hattı değil, aynı zamanda Türkiye’nin geleceğe yönelik stratejik bir lojistik yatırımı ve bölgedeki konumunu pekiştiren güçlü bir araç olarak öne çıkıyor.

Continue Reading
Reklam
Reklam
Reklam

En Çok Okunanlar

Copyright © 2020 Ulaşım Gündemi markası tescilli bir markadır.