Connect with us

Otomotiv Sektörü

PEUGEOT TARİHİNİN EN KAPSAMLI MODEL SERİSİ 10 NESİLDİR KENDİ SINIFINA YÖN VERİYOR

PEUGEOT 301 ile 1932 yılında başlayan başarı hikayesi, PEUGEOT tarihinin en kapsamlı ürün serisi olan 300 Serisi’nin en son üyesi yeni PEUGEOT 308’in modern ve şık tasarımıyla devam ediyor.

301’den yeni PEUGEOT 308’e uzanan 10 nesil ve 90 yıllık köklü geçmiş otomotiv tarihinin teknik ilerlemesini gözler önüne seriyor. 90 yıllık tarihinde tek atlanan nesil İkinci Dünya Savaşı sebebiyle PEUGEOT 303 olurken, birbirini izleyen model rakamlarının tek istisnası ise, 305 ve 306 arasında piyasaya sürülen 309 oldu.  300 Serisi, çok az modelin başarabildiği iki “Yılın Otomobili” unvanı ve önemli ralli başarıları kazandı.

 PEUGEOT’nun 300 serisi modelleri, kompakt boyutlarıyla şehir içi kullanımlarına uygun, geniş yaşam alanlarıyla da aile otomobili olarak uzun yıllardır otomotiv tarihinin en beğenilen serilerinden biri olmaya devam ediyor. Poissy fabrikasında üretilen PEUGEOT 309 ve Mulhouse’da üretilen yeni nesil model hariç, son 90 yıldır tüm seri üretim modeller Sochaux’daki tarihi PEUGEOT fabrikasında üretildi.

Her ihtiyaca uygun

PEUGEOT, ilk olarak 1932 ile 1936 yılları arasında, devam eden ekonomik krizin etkilerini de göz önüne alarak, detaylara önem veren müşterilerinin rahat ulaşabileceği, coupe, cabrio ve roadster olarak üretilen PEUGEOT 301 modelini pazara sundu. 301, 35 hp gücünde 1.465 cc’lik motoruyla 70.500 adet üretildi.

Aerodinamiğin sağladığı başarı

PEUGEOT 302 ise, 1936 yılında pazardaki yerini aldı ve 1938 yılına kadar 25.100 adet üretildi. 302 otomotiv dünyasında aerodinamiğin öneminin keşfedildiği bir dönemde yollara çıktı. PEUGEOT 402 ile başlayan radyatör ızgarasının arkasına entegre farları ile aerodinamik bir ön tasarıma sahipti. PEUGEOT 402’nin büyük bir başarı elde etmesiyle marka aynı çizgiyi PEUGEOT 302’de de kullanmaya karar verdi. Bu araç 100 km/s gibi üretildiği dönem düşünüldüğünde etkileyici bir maksimum hıza ulaşabiliyordu.

Savaşın olumsuz etkisi ve ardından 304’ün ışıldayan başarısı

İkinci Dünya Savaşı, 300 Serisi’nin üretimini de vurdu ve PEUGEOT 303 modeli üretilemedi. Fransız markanın 300 Serisi, 1969’da Paris Otomobil Fuarı’nda tanıtılan PEUGEOT 304’e kadar otuz yıl boyunca askıya alındı. 304, her türlü ihtiyacı karşılayan çok sayıda karoser seçeneğiyle üretildi. Bu karoserler arasında sedan, coupe, cabrio, station wagon ve çok amaçlı station yer aldı. PEUGEOT 304, PEUGEOT 204’ün teknik temelini koruyarak kompakt sınıfı hedefledi. Dikey ızgarasıyla 204’ten farklı ön tasarıma sahipti. PEUGEOT 304, 204 ile aynı aks mesafesine sahipti. Trapezoid aydınlatma birimleriyle modernize edilen arka kısım PEUGEOT 504 ile benzeşiyordu. Bir aile otomobilinde olması gerektiği gibi geniş bir yaşam alanı sunuyordu.

1969 ve 1979 yılları arasında 304’ten yaklaşık 1.200.000 adet üretildi ve büyük bir ticari başarı yakaladı. 1970 ve 1972 yılları arasında PEUGEOT, 304 modelini Amerika Birleşik Devletleri’nde de pazara sundu. 1973 yılında yenilendi, 1975’te coupe ve cabrio versiyonları üretimden kalkarken, sedan versiyonu 1979 yılına kadar üretimde kalmaya devam etti.

Üstün yol tutuş ve Pininfarina imzası

PEUGEOT 305, 1977 yılında PEUGEOT 304’ün takipçisi olarak Avrupa’da pazara sunuldu. 4 kapılı sedan ve ikiye katlanan arka koltuğu ile 5 kapılı station wagon olmak üzere iki gövde tipi bulunuyordu. Pininfarina iş birliği ile tasarlanan station wagon gövde tipinin bir de ticari versiyonu bulunuyordu. PEUGEOT 305, 304 platformunun ve 1.3 litre benzinli motorun gelişmiş versiyonunu sunuyordu. Önden çekiş, enlemesine motor ve 4 adet bağımsız süspansiyonuyla rakiplerinden ayrışıyordu. Üstün yol tutuşu, geniş iç mekânı ve üst sınıf seviyesinde konforuyla kısa sürede zorlaşan rekabette kendine yer edindi. Tüm gövde tipleriyle 1,6 milyon adetten fazla üretildi.

PEUGEOT 305 Sedan, gelecek nesil otomobillerin yakıt verimliliğini artırmak için tasarlanan VERA deneysel programının temelini oluşturdu. 1981 yılında tanıtılan ilk VERA 01 prototipinin ağırlığında %20, aerodinamik sürtünmede %30’luk bir düşüş vardı. 5 yılı aşkın bir süredir motorlara yönelik çalışmaların yürütüldüğü VERA programı, markanın 405 ve ardından 605 modellerinin geliştirilmesinde önemli bir etkiye sahipti. PEUGEOT 309’un 1985 yılında gelmesiyle, 1989 yılına kadar üretimde kalmaya devam eden 305 modelinin satışları yavaşladı.

Kompakt sınıfın yaratıcılarından

1985 ve 1994 yılları arasında İspanya ve İngiltere’de üretilen PEUGEOT 309, modern anlamda ilk gerçek kompakt otomobillerden biriydi. Artık 304 ve 305 gibi geleneksel bir 4 kapılı sedan değil, 5 kapılı bir hatchback’ti. 4,05 m uzunluğu ile 305’ten 19 cm daha kısaydı. Talbot Horizon’dan esinlenen ancak kendi tarzına sahip bir tasarıma sahipti. PEUGEOT 205 modelinin platformunu ve kapılarını kullanırken, ön ve arka bölümleri uzun tutulmuştu ve hatchback tarzını vurgulayan bombeli arka cama sahipti.

5 kapılı olarak yollara çıkan 309, iki yıl sonra 1987’de 3 kapılı bir versiyonla da üretildi. 309 GTI, 205 GTI’ın 1.9 litre 130 hp motorunu kullanıyordu. 309 GTI, 0-100 km/s hızlanmasını sadece 8 saniyede tamamlıyor ve 205 km/s maksimum hıza ulaşıyordu. 309 GTI, 1989 yılında PEUGEOT 405’in MI16 160 hp motoruyla donatıldı ve 309 GTI 16 olarak rakiplerine zorlu anlar yaşatan kompakt sporcu olarak yoluna devam etti. 309’un kariyeri 1994 yılında 1,6 milyon adedin üzerinde satışla sona erdi.

Hem güzel hem sporcu

PEUGEOT 306, Şubat 1993’te tanıtıldı. 306, PEUGEOT 309’un yerini aldı. Kısa sürede sınıfının en çok satan modeli haline geldi ve 2002 yılına kadar dünya genelinde en az 9 tesiste üretildi. 1993 yılında 3 ve 5 kapı olarak yollara çıkan model, daha sonra sedan ve 1994 yılında cabrio gövde tipiyle de satışa sunuldu. Pininfarina tarafından tasarlanıp üretilen bu araç, 1994 Cenevre Otomobil Fuarı’nda “Yılın En Güzel Cabrio”su ve ardından 1998’de “Yılın Cabrio”su seçildi. Yol tutuş özellikleriyle sınıfında standartlar belirleyen PEUGEOT 306, PEUGEOT 306 XSI ve PEUGEOT 306 S16 gibi sportif versiyonlar olarak da sunuldu. 285 hp gücündeki MAXI versiyonu ise PEUGEOT’nun 10 yıl aradan sonra 1996 yılında ralliye dönmesini sağladı.1996 ve 1997’de Gilles Panizzi ile Fransa Ralli Şampiyonası’nı kazandı. 1997 ve 1998’de Korsika’da olduğu gibi Dünya Ralli Şampiyonası’nın bazı asfalt yarışlarını kazanarak çok daha güçlü ralli otomobillerini zorlamayı başardı.

306, 1997’de yenilendi ve yine aynı yılda station wagon versiyonuna kavuştu. 306’nın 3 ve 5 kapılı versiyonlarının üretimi, 2001 yılında PEUGEOT 307’nin pazara sunulmasıyla sona erdi. Station wagon versiyonu 2002 yılına kadar üretilirken, Cabrio versiyonu ise 2003 yılına kadar Pininfarina tarafından üretilmeye devam etti.

“Yılın Otomobili” PEUGEOT 307

2001 yılında pazara sunulan ve 2002 yılında “Yılın Otomobili” seçilen PEUGEOT 307, dünya genelinde 3,5 milyondan fazla üretilerek büyük bir başarı elde etti. Yeni modüler mimariye sahipti, daha iyi yaşam alanı sunuyordu ve şaşırtıcı derecede büyük ve eğimli bir ön cama sahipti. 3 kapı, 5 kapı ve station wagon versiyonları dışında ürün gamına 2003 yılında yeni bir üye daha katıldı. Coupe Cabrio (CC) versiyonu, 206 CC’de başarıyla uygulanan yenilikçi konsepti kompakt segmente aktardı. Açılabilir metal tavanı ve 4 kişilik iç mekanıyla 307 CC o yılların en geniş üstü açılır otomobillerinden biriydi.

Mükemmeliğe atılan ilk adım

Birinci nesil PEUGEOT 308, 2007 yılında PEUGEOT 307’nin yerini aldı. Bunu 2013 yılında ikinci nesil takip ederken üçüncü nesil 308 2021 yılında tanıtıldı.

PEUGEOT 308 I, 3 kapı, 5 kapı ve station wagon olarak pazara sunulurken, ürün gamına Mart 2009’da Coupe Cabrio (CC) versiyonu dahil oldu. 2007 yılında Frankfurt Otomobil Fuarı’nda 308 RCZ Coupe versiyonu tanıtıldı ve kısa süre sonra seri üretim onayı alarak PEUGEOT RCZ adı altında satışa sunuldu. Sportif tasarımı kadar dinamik sürüş karakteriyle de sevilen 2+2 koltuklu coupe 2010 ile 2015 yılları arasında 68.000 adet üretildi. Ailenin en hızlı versiyonu 270 hp güç ile 0-100 km/s hızlanmasını 5,9 saniyede tamamlıyordu.

PEUGEOT 308 II 2013 yılında tanıtıldı. 12 yıl önce 307 modelinde olduğu gibi 308 II de 2014 yılında “Yılın Otomobili” seçildi. Tasarımı, sade ve zarif çizgileri, canlılığı ve dinamik sürüş özellikleri kadar daha kompakt boyutları ve azalan ağırlığı ile öne çıkıyordu. PEUGEOT 208’de de kullanılan PEUGEOT i-Cockpit ile yolcu kabini de yeniydi. Sürüş anında hareketleri azaltan kompakt direksiyon simidi, şehirde sürüşü kolaylaştırırken benzersiz bir sürüş hissi sağlıyordu. GTI versiyonu, PEUGEOT’yu yeni bir başarı çağına taşıyan 308’in sürüş özelliklerini ve dinamizmini daha da iyileştirdi. İlk iki nesil PEUGEOT 308’den 7 milyon adet satıldı.

Mulhouse fabrikasında üretilen PEUGEOT 308 III, yeni marka kimliğiyle Şubat 2021’de tanıtılan yeni PEUGEOT logosunu gururla taşıyor. Çekici, teknolojik ve verimli yapısıyla yeni nesil PEUGEOT 308, sonuçları Şubat 2022 sonunda açıklanacak olan 2022 Yılın Otomobili finalistlerinden biri olmasıyla ön plana çıkıyor.

Tıkla Yorum Yap

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Otomotiv Sektörü

Hyundai UEFA Champions League’in Resmi Otomotiv Partneri Oldu

Hyundai, 2026/27 sezonunda başlayacak ve uzun yıllar devam edecek iş birliği kapsamında UEFA Champions League’in Resmi Otomotiv Partneri oldu. Avrupa kulüp futbolunun standartlarını belirleyen UEFA Champions League, futbolun en iyilerini bir araya getiriyor ve Hyundai de kendi sektöründe aynı yüksek standartları benimsiyor.

Avrupalı müşteriler için Avrupa’da tasarlanan IONIQ 3, Hyundai’ın 2026/27 sezonunda Avrupa’da tanıtacağı beş önemli modelin ilki ve markayı bu iş birliğinde temsil edecek ilk model olacak.

Hyundai, UEFA Champions League’in Resmi Otomotiv Partneri olduğunu ve bu kapsamda uzun yıllar sürecek bir anlaşmaya imza attığını duyurdu. Hyundai’ın Avrupa kulüp futbolunun en üst seviyesine olan bağlılığını ortaya koyan iş birliği, 2026/27 sezonunda başlayarak 2030/31 sezonunun sonuna kadar devam edecek.

Futbol, Hyundai için oldukça tanıdık bir alan. Yaklaşık 30 yıldır dünyanın en büyük uluslararası turnuvalarından farklı ülkelerdeki kulüp ve federasyonlara kadar futbolu en üst seviyede destekleyen Hyundai, UEFA Champions League ile bu bağlılığını Avrupa kulüp futbolunun zirvesine taşıyor.

UEFA Champions League ile Hyundai arasındaki benzerlikler, sahip oldukları ölçeğin çok daha ötesine uzanıyor. Bu organizasyonda mücadele eden takımlar, dünyanın dört bir yanından gelen yetenekleri bir araya getirerek Avrupa’nın en üst seviyesinde rekabet ediyor.

Hyundai de Avrupa’da araçlar tasarlıyor, geliştiriyor ve üretiyor; modellerini kıta genelinde satışa sunuyor. Böylece faaliyetleri açısından tartışmasız biçimde Avrupalı, etkileri bakımından ise uluslararası iki organizasyon bir araya geliyor.

Hyundai Motor Company Başkanı ve CEO’su José Muñoz, iş birliğiyle ilgili olarak şunları söyledi: “Futbol, yaklaşık 30 yıldır Hyundai’ın bir parçası. Dilleri, sınırları ve nesilleri aşarak insanları başka çok az şeyin başarabileceği kadar güçlü bir biçimde bir araya getiriyor. UEFA Champions League, her hafta Avrupa’nın en tutkulu taraftarlarının karşısında oynanan, dünyanın en iyi kulüp futbolu organizasyonu. Hyundai’nin bu yaz Dünya Kupası’nda gerçekleştirdiği çalışmaların ardından UEFA Champions League, güzel tasarımlara ve taraftarların seveceği özelliklere sahip araçlarımızı sergilemek için ideal bir platform sunuyor. Madridliyim ve bu nedenle bu organizasyonu hayatım boyunca takip ettim. Avrupa genelindeki taraftarlarla bir araya gelecek olmaktan kişisel olarak da büyük heyecan duyuyorum. Futbolun güzelliğini Hyundai ile kutlamak için harika bir dönemdeyiz”.

Hyundai, “İnsanlık için İlerleme” marka vizyonu doğrultusunda fırsatları genişletmeyi ve toplum için daha kapsayıcı bir geleceğe katkıda bulunmayı hedefliyor. UEFA ile Avrupa Futbol Kulüpleri’nin ortak girişimi olan UC3 ile gerçekleştirilen bu iş birliği kapsamında Hyundai; UEFA Champions League’in gücünü ve mobilite çözümlerini kullanarak Avrupa genelinde farklı kültürlerden ve topluluklardan insanları bir araya getirmeyi amaçlıyor. Hyundai, milyonlarca futbolseveri buluştururken toplum üzerinde olumlu bir etki yaratmayı da hedefliyor.

Hyundai Motor Avrupa Başkanı ve CEO’su Xavier Martinet ise şunları söyledi: “UEFA Champions League ve Hyundai; ilerleme, performans ve insanları bir araya getirme hedefiyle hareket ediyor. Bu iş birliğine bugüne kadarki en güçlü ürün gamımızla adım atıyoruz. IONIQ 3, bu sezon Avrupa’da satışa sunacağımız beş yeni modelin ilki. Bölgedeki müşterilerimiz için tasarlanıp geliştirilen IONIQ 3, geleceğin ürün gamımıza öncülük edecek modelimiz”.

UEFA Champions League, dünya genelinde yaklaşık her üç kişiden birinin ilgi gösterdiği ve dünyada en çok izlenen yıllık kulüp futbolu organizasyonu olarak öne çıkıyor. 36 kulübün mücadele ettiği turnuva, tutkulu futbolseverlerden oluşan geniş bir kitleyle iletişim kurmak için önemli bir platform sunuyor. Aynı zamanda Hyundai’nin robotik ve fiziksel yapay zekâdan yazılım teknolojilerine ve Avrupalı müşterilere özel akıllı mobilite çözümlerine uzanan gelecek vizyonunu aktarmasına imkân tanıyor.

Hyundai, 30 yılı aşkın süredir Avrupa’da güçlü bir varlığa sahip küresel bir marka olarak faaliyet gösteriyor. Markanın Almanya’nın Rüsselsheim kentindeki Avrupa Teknik Merkezi, Hyundai modellerinin geliştirme ve mühendislik çalışmalarını yürütürken aynı tesiste bulunan Avrupa Tasarım Merkezi de araçların görsel tasarımını ve kimliğini şekillendiriyor. Üretim faaliyetleri Çekya ve Türkiye’deki fabrikalarda gerçekleştirilirken Hyundai modelleri, 42 Avrupa ülkesindeki 2.000’den fazla satış ve satış sonrası hizmet noktası aracılığıyla müşterilerle buluşuyor. Hyundai’ın tasarım, mühendislik, üretim ve iş ortağı ağı, her gün müşterilere ve taraftarlara hizmet sunuyor.

IONIQ 3 Sahaya Çıkıyor.

Avrupalı müşteriler için Avrupa’da tasarlanan tamamen elektrikli IONIQ 3, Hyundai’ın bu iş birliğindeki ilk temsilcisi olacak. Bu yıl Milano Tasarım Haftası’nda dünya prömiyerini gerçekleştiren kompakt hatchback model, Ağustos ayında üretimin başlamasıyla birlikte Hyundai’ın İzmit Fabrikası’nda üretilen ilk bataryalı elektrikli araç oldu. IONIQ 3 aynı zamanda Hyundai’ın 2026/27 sezonunda Avrupa’da satışa sunacağı beş önemli yeni modelin ilkini oluşturuyor.

Hyundai, IONIQ 3 ile Avrupa’nın rekabetin en yoğun olduğu kompakt sınıfına, Avrupalı müşterilerin ihtiyaçlarına cevap veren sınıfının öncüsü özelliklerle giriş yapıyor. IONIQ 3’ün Aero Hatch gövde yapısı, 0,263 Cd’lik hava sürtünme katsayısı ve 497 kilometreye varan WLTP menziliyle sınıfının öncüsü verimlilik ve menzil sunmak üzere geliştirildi. 441 litrelik bagaj hacmi, sınıfının en geniş iç mekânı, Hyundai’ın en yeni PLEOS Connect bilgi-eğlence sistemini içeren segmentinin öncüsü 14,6 inçlik ekranı ve güçlü fiyat-değer dengesiyle IONIQ 3, Hyundai’ın elektrikli mobiliteyi Avrupalı müşterileri için daha erişilebilir hâle getirme kararlılığını temsil ediyor.

Hyundai’ın ürün gamı; bataryalı elektrikli, hibrit, şarj edilebilir hibrit, hidrojen yakıt hücreli elektrikli ve içten yanmalı motor seçeneklerini kapsıyor. Bu geniş ürün yelpazesi, müşterilerin araç sahibi olma ve araçlarını kullanma biçimleri göz önünde bulundurularak şekillendiriliyor.

IONIQ 3, Hyundai’ın elektrikli mobilite alanındaki kapsamlı çalışmalarını ortaya koyan önemli ödüllerle güçlenen Avrupa’daki EV başarısını daha ileriye taşıyor. Hyundai INSTER, 2025 Dünyada Yılın Elektrikli Otomobili seçilirken IONIQ 9 ise Almanya’da 2026 Yılının Premium Otomobili unvanına layık görüldü.

Hyundai’ın müşteri odaklı yaklaşımı, markanın UEFA Champions League’in Resmi Otomotiv Partneri olarak imza attığı yeni iş birliğinin de temelini oluşturuyor.

UC3 Eş Genel Müdürü Guy-Laurent Epstein ise iş birliğiyle ilgili olarak şunları söyledi: “Hyundai’yi UEFA Champions League’in resmi partnerleri arasında görmekten büyük mutluluk duyuyoruz. Hyundai, futbolu en üst seviyede destekleme konusunda köklü bir geçmişe ve futbolun insanları bir araya getirme gücüne yönelik güçlü bir inanca sahip. Önümüzdeki yıllarda bu ortak hedefi dünyanın dört bir yanındaki taraftarlar için hayata geçirecek bir iş birliği geliştirmeyi sabırsızlıkla bekliyoruz”.

Continue Reading

Otomotiv Sektörü

Karsan’da Üst Düzey Görev Değişimi  

Yeni nesil toplu ulaşımda dünyanın teknoloji odaklı mobilite markalarından Karsan’da üst düzey görev değişimi gerçekleşti. Son on yıldır Karsan Yönetim Kurulu Murahhas Üyesi ve CEO’su olarak görev yapan Okan Baş, profesyonel yaşamında yeni bir döneme odaklanmak üzere görevlerinden ayrıldı. Karsan Yönetim Kurulu kararıyla, Kıraça Holding Grup CEO’su ve Karsan Yönetim Kurulu Üyesi Utku Can Ayyarkın, Karsan Yönetim Kurulu Murahhas Üyesi ve CEO’su olarak atandı.

Türkiye otomotiv sanayisinin öncü kuruluşlarından Karsan’da üst yönetimde görev değişimi yaşandı. Şirketin CEO’su ve Yönetim Kurulu Murahhas Üyesi Okan Baş, profesyonel yaşamında yeni bir döneme odaklanma kararı doğrultusunda görevlerinden ayrıldı. Okan Baş, son on yılda Karsan’ın global bir mobilite markasına dönüşüm sürecine liderlik ederek, şirketin elektrikli ve otonom toplu ulaşım çözümleriyle uluslararası pazarlarda daha görünür ve güçlü bir konuma ulaşmasında önemli rol üstlendi. Görev süresi boyunca Karsan’ın global mobilite vizyonunun güçlenmesine, dönüşüm stratejisinin hayata geçirilmesine ve sürdürülebilir büyüme yolculuğuna önemli katkılar sundu. Karsan Yönetim Kurulu, şirkete sağladığı katkılar dolayısıyla Okan Baş’a teşekkür etti.

Okan Baş’ın görevlerinden ayrılmasının ardından, Karsan Yönetim Kurulu tarafından Kıraça Holding Grup CEO’su ve Karsan Yönetim Kurulu Üyesi Utku Can Ayyarkın, Karsan Yönetim Kurulu Murahhas Üyesi ve CEO’su olarak atandı.

Lojistik sektöründe 22 yıllık deneyime sahip olan Utku Can Ayyarkın, sahadan başlayarak üst yönetime uzanan güçlü liderlik birikimi, operasyonel yetkinliği ve stratejik yönetim deneyimiyle; Karsan’ın yeni döneminde şirketin büyüme stratejisine, dönüşüm vizyonuna ve sürdürülebilir başarı yolculuğuna liderlik edecek.

Karsan, Utku Can Ayyarkın liderliğinde; 60 yıllık köklü mirasından aldığı güçle elektrikli ve otonom mobilite alanında global bir marka olma yolculuğunu yeni başarılarla büyütmeye, uluslararası pazarlardaki varlığını güçlendirmeye ve sürdürülebilir büyüme hedefleri doğrultusunda kararlılıkla ilerlemeye devam edecek.

Continue Reading

Otomotiv Sektörü

Prometeon, Dünya Şampiyonu Motosikletçi Toprak Razgatlıoğlu ile İş Birliğini Yeniledi  

Üç kez Superbike Dünya Şampiyonası şampiyonu olan Toprak Razgatlıoğlu, yeni sezonda MotoGP Dünya Şampiyonası’nda yarışan ilk Türk sporcu olarak pistlere çıkıyor.

Dünyanın endüstriyel ve ticari lastik odaklı tek lastik şirketi Prometeon, 2022 yılından bu yana iş birliği yaptığı Türk motosiklet yarışçısı Toprak Razgatlıoğlu ile olan sponsorluk anlaşmasını bir yıl daha uzattı. Daha önce Dünya Superbike Şampiyonası’nda Toprak Razgatlıoğlu’na verdiği destekle motor sporlarındaki varlığını ortaya koyan Prometeon, yenilenen anlaşma kapsamında Razgatlıoğlu’nu desteklemeye devam ediyor.

İş birliğine ilişkin değerlendirmede bulunan Prometeon Geniş Avrupa Bölge CEO’su Gökçe Şenocak şunları söyledi: “Toprak Razgatlıoğlu’na verdiğimiz desteği ve sürdürdüğümüz iş birliğini bir yıl daha uzatmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Toprak’ın olağanüstü başarıları, kararlılığı ve sınırları zorlayan yaklaşımı, Prometeon’un değerlerini en iyi şekilde yansıtıyor. Üç kez dünya şampiyonu olarak Türk motor sporları tarihindeki yerini şimdiden sağlamlaştıran Toprak’ın, MotoGP’de de önemli başarılara imza atacağına inanıyoruz. Prometeon olarak, onun bu yeni yolculuğunda da yanında olmaktan gurur duyuyoruz.”

Milli sporcu Toprak Razgatlıoğlu ise iş birliğiyle ilgili şunları kaydetti: “Prometeon ile uzun yıllardır devam eden iş birliğimizin sürmesinden büyük memnuniyet duyuyorum. 2022 yılından bu yana verdikleri destek için Prometeon’a teşekkür ederim. MotoGP Dünya Şampiyonası’nda yarışmak ve ülkemi bu seviyede temsil eden ilk Türk sporcu olmak benim için büyük bir gurur kaynağı. Bu yeni yolculukta da birlikte önemli başarılara imza atacağımıza inanıyorum.”

Continue Reading
Reklam
Reklam
Reklam

En Çok Okunanlar

Copyright © 2020 Ulaşım Gündemi markası tescilli bir markadır.