Connect with us

Otomotiv Sektörü

Opel, 160. Yaşını Kutluyor

Dünyanın en köklü otomobil markalarından olan Opel, 2022 yılında 160. yılını kutlamanın gururunu yaşıyor.Adam Opel, otomotiv endüstrisine yön veren Opel markasını Ağustos 1862’de kurdu. Şirketi daha sonra beş oğlu ile eşi Sophie yönetti ve geliştirdi. Sophie, şirketin gelişimine tüm enerjisi ile dahil oldu ve bu nedenle dikiş makinesi, bisiklet ve otomobil markasının ilk kadın yöneticisi olarak da tarihte çok önemli bir yere sahip diyebiliriz.

Tutkularının yanı sıra, sunduğu yeniliklere duygu ve geleneklerini de ekleyen Opel, bugüne kadar bu taahhüdüne sadık kalmaya devam etti. Efsanevi 4/12 PS “Laubfrosch”, Kadett ve Kapitän, Astra, Mokka ve elbette bu yıl 40. doğum gününü kutlayan Corsa gibi çok sayıda otomobil bu felsefe ile üretildi. 1920’lerde montaj hattı teknolojisini tanıtarak öncülük yapan Opel, şimdi de 2028’den itibaren Avrupa’da tamamen elektrikli araçlara geçerek sürdürülebilir bir ulaşım markası olma yolunda ilerliyor.

“160 yıldır insanları harekete geçiriyoruz”

Opel CEO’su Uwe Hochschurtz 160’ıncı yıl değerlendirmesinde, “Opel, 160 yıldır insanları harekete geçiriyor. Bugün, şirket kurucusu Adam Opel ile aynı ruhla hareket ediyoruz. Dikiş makineleri, bisikletler veya otomobiller olsun daima herkes için teknoloji ve yenilikler sunmayı amaçlıyoruz. Geleceğe umutla bakarak her zaman zorluklara göğüs geriyoruz. Opel’in köklü geçmişindeki en çok satan modeller kadar yeni elektrikli modellerimiz de zorluklara karşı elde ettiğimiz başarıyı temsil ediyor. Opel, 2028’den itibaren Avrupa’da tamamen elektrikli bir marka olacak. Dolayısıyla önümüzdeki 160 yıl için de iyi hazırlandık” dedi.

Dikiş makinelerinden dünyanın en büyük bisiklet üreticisine

Başarı hikayesi, Ağustos 1862’nin sonunda başladı. Adam Opel, ilk dikiş makinesini Rüsselsheim’da üreterek Opel şirketinin temelini attı.

1868 gibi erken bir tarihte Adam Opel ve çalışanları yeni bir fabrikaya taşındı. Şirket kısa sürede Almanya’nın en büyük dikiş makinesi üreticilerinden biri haline geldi ve tüm Avrupa’ya ihracat yaptı.

Opel, dikiş makinelerinin ardından bir sonraki başarılı hamlesini ise bisikletle yaptı. 1886’da Rüsselsheim’da ilk yüksek tekerlekli bisikletini üreten Opel, Almanya’nın ilk bisiklet üreticilerinden biri haline geldi. Kısa süre sonra model yelpazesini genişleterek 1888’de bisiklet üretimi için özel bir fabrika açtı. Opel, bisikletlerinde hızla modern teknolojileri devreye aldı. 1894’ten itibaren Opel, kadınlar için özel olarak tasarlanmış bisikletleri tanıttı. Başarı öyküsü onlarca yıl boyunca devam etti. 1920’lerde Opel, dünyanın en büyük bisiklet üreticisi olma yolunda ilerledi.

opel-zafira.jpg

İleri teknoloji ve seri üretim ile ekonomik ulaşım

Adam Opel’in ölümünden sonra beş oğlunun çabalarıyla gelişmeye devam eden şirketin tarihindeki asıl önemli gelişme 1899’da otomobil üretimine başlaması oldu. Opel, kısa zamanda otomotiv endüstrisinin öncülerinden ve dünyadaki en köklü markalarından biri haline geldi. Otomobil üretimi Rüsselsheim’da Opel “Patent-Motorwagen System Lutzmann” ile başladı. 1906’da 1000’inci araç üretildi. Son atılım, 1909 yılında efsanevi 4/8 PS “Doktorwagen” ile geldi. 3.950 mark ile lüks rakiplerin yarısı fiyatındaydı ve nüfusun daha geniş bir bölümünün kendi otomobiline sahip olmasının önünü açtı.

Opel, montaj hattı teknolojisini kullanarak büyük ölçekli üretime geçen ilk Alman üretici oldu. 1924’te Almanya’da montaj hattından çıkan ilk otomobil 4/12 PS “Laubfrosch” idi. Hep ünlü yeşil rengiyle üretildi. Sadece üç yıl sonra baz fiyatı sadece 2.980 mark olan Opel 4 PS, otomobili lüks ürün olmaktan çıkardı ve güvenilir bir ulaşım aracı haline getirdi. Opel’e olan talep artmaya devam etti ve ilk kez 1931’de 1,2 litre modelinin üretimiyle gerçek anlamda “halk otomobili” oldu.

Kısa bir sürenin ardından üretimdeki bir sonraki devrim geldi. 1935’te yeni Olympia modeli, tamamen çelik gövdeye sahip ilk Alman seri üretim araç oldu. Bu yapı, düşük ağırlığı sayesinde daha iyi sürüş performansı ve düşük yakıt tüketimi sağladı. Yeni tasarım gövde ve güç üniteleri arasında “evlilik” olarak tabir edilen gelişme teknik birleştirmeyi mümkün kıldı. Böylece tüm üretim süreci daha hızlı ve daha verimli olurken büyük ölçekli üretime geçişin önü açıldı.

Yenilikçi satış rekortmenleri ve yeni otomobil sınıfları

Opel, on yıllar boyunca yeni modeller ve araç türleriyle sürekli olarak trendler belirlerken, satış rekortmenleri yarattı. En kalıcı ve geleneksel model serisi, ilk olarak 1936’da gün ışığına çıkan Kadett oldu. Kadett A, 1962’de bir milyon satış adedine ulaştı. Kompakt bir otomobil olarak Alman “ekonomi mucizesinin” arkasındaki itici güç oldu ve 1991 yılında Astra adını alarak 12’nci nesil ile hala yeniliklerin kompakt sınıfa gelmesini sağlamaya devam ediyor. Yeni nesil Astra, Opel geleneğini sürdürmeye devam ederken, hatchback karoserde kullanılan yan “solungaç” görünümü önceki Kadett nesillerine bir gönderme niteliğinde.

Şu an Astra ve Insignia Sports Tourer olarak bilinen versiyonlar, birkaç on yıl önce Caravan olarak üretim hattından çıkıyordu. Opel, burada da öncü bir rol oynadı. Marka, 1953 yılında bir Alman üreticinin ilk seri üretim station wagon modeli “otomobil ve kamyonet” karışımı Olympia Rekord Caravan’ı pazara sundu.

Geçmişten gelen tecrübesi sayesinde bugün tamamı elektrikli Combo, Vivaro ve Movano; pratik, yüksek yükleme hacmi ve tamamen güncel bir yapı sunuyor. Ayrıca Movano; batarya elektrikli Vivaro-e ve hidrojen yakıt hücreli Vivaro-e HYDROGEN olmak üzere CO2 yaymayan iki versiyonla da sunuluyor.

 

Opel, on yıllar boyunca daha küçük modellerle de büyük başarılar elde etti. Bu yıl 40’ıncı yılını kutlayan Corsa bunlardan biri. Tanıtıldığı günden beri kendi segmentinin en çok satan aracı haline geldi ve başarısını sürdürüyor. Ayrıca, güncel nesilde ilk kez elektrikli olarak sunulmakta ve Almanya’da sınıfının en popüler modeli konumunda.

Opel ayrıca, 1991 yılında yeni bir araç sınıfı yarattı. “Dört tekerlekten çekişli eğlence aracı” olan Frontera, Cenevre Otomobil Fuarı’nda görücüye çıktı. Kompakt Opel Frontera Sport, günümüzde modern SUV olarak bilinen sınıfı ilk kez tüketicilere sunarken, uzun aks mesafesine sahip beş kapılı Frontera, modern arazi aracının öncüsü oldu. Yaklaşık 30 yıl önce pazar lideri olan Frontera, Avrupa’da dört tekerlekten çekiş trendinin patlamasını tetikledi.

Opel, 1999’da kalp ve aklın yenilikçi çözümlerle nasıl birleştirdiğini bir kez daha gözler önüne serdi. Zafira ve değişken Flex7 sistemi ile Opel, yedi koltuklu kompakt VAN dünyasına öncülük etti. İlk kez, yedi koltuklu bir araç, herhangi bir koltuk çıkarmaya gerek kalmadan göz açıp kapanıncaya kadar geniş yükleme alanına sahip iki koltuklu bir araca dönüşebiliyordu.

opel-frontera.jpgHerkese güvenlik ve konfor: Havayastıkları, Intelli-Lux LED® Pixel Far ve AGR koltuklar

Güvenlik ve konfor, tüm araç sınıflarında Opel’in her zaman en önemli önceliği oldu. Kendi kendini destekleyen üniter yapı 1930’lardan itibaren, Olympia, Kadett ve Kapitän gibi modellerin daha stabil ve hafif olmasını sağladı.

Rekord C de yenilikçiydi. 1967’de pazara sunulduğunda arka aksta helezon yaylara sahip ilk Opel modeliydi. Ayrıca ön disk frenleri ve fren servosu ile sınıfında standartları belirliyordu. Bunun yanında, 1968 gibi erken bir tarihte güvenli teleskopik direksiyon kolonu Opel modellerinde standart hale geldi.

1991 yılında Astra, yandan darbe korumalı Opel Güvenlik Sistemi, koltuklarda öne kaymayı önleyen çıkıntılar ve gergili emniyet kemerleri ile donatıldı. Opel, 1995 yılında sürücü ve ön yolcu için tam boy hava yastıklarını tüm yeni otomobillerinde standart olarak sunan ilk Alman otomobil üreticisi oldu.

Opel ayrıca, daha önce sadece çok daha yüksek fiyatlı araçlarda kullanılan far teknolojisini orta, kompakt ve küçük otomobil sınıflarında kullanıma sunmaya başladı. Alman marka, 2003 yılında orta sınıfta AFL, dinamik ve 90 derece viraj farlarını tanıtan ilk araç üreticisi oldu. 2008’de yeni nesil AFL+ ilk kez Insignia ile görücüye çıktı. 2015’te Opel Astra, uyarlanabilir Intelli-Lux LED® Matrix Far ile donatılan ilk model oldu. Toplam 168 LED hücresiyle yeni nesil Pixel Far günümüzde Insignia, yeni Grandland ve yeni Astra’da sürüş koşullarına özel, hassas bir aydınlatma sağlıyor.

Opel, sürücülere güvenlik dışında gelişmiş bir konfor seviyesi de sunuyor. Pek çok modelde bulunan AGR sertifikalı ergonomik koltuklar, sadece birçok yönden ayarlanabilir olmakla kalmıyor soğutma ve masaj gibi üst düzey konfor seçenekleri de sunuyor.

opel-vivaro-e-hydrogen-ve-uwe-hochgeschurtz.jpgDuyguları harekete geçiren sportif otomobiller

Tarih boyunca olağanüstü otomobiller insanlarda olağanüstü duygular uyandırdı. 1970 ve 1980’lerin kült otomobili Manta spor coupe’nin elektrikli güncel bir uyarlaması olan Opel Manta GSe ElektroMOD bu sözü doğrular nitelikte. Güncel Mokka’dan Grandland’e kadar tüm yeni Opel modellerinin ön cephesini süsleyen Opel Vizör, Manta A tasarımından ilham alınarak geliştirildi.

Opel aynı zamanda son derece dinamik seri üretim modelleriyle de ünlüydü. Opel, 1965 yılında, bir Avrupalı otomobil üreticisinin ilk konsept otomobili olan Experimental GT’yi Frankfurt Otomobil Fuarı’nda tanıttı. İki kişilik model, geleneksel Avrupa otomobil tasarımının kalıbını kırdı. Sadece üç yıl sonra, seri üretim ilk Opel GT, üretim hattından çıktı. Performansı, benzersiz tasarımı ve cazip fiyatı ile GT kısa sürede popüler oldu ve bugün hala gerçek bir rüya otomobil statüsünü korumaya devam ediyor.

1990’da Opel Calibra ürün gamına yeni bir heyecan getirdi. Aerodinamik kama şekli ile dikkat çekti ve 0,26’lık sürtünme katsayısı dünya rekoru kırdı. 204 hp’ye kadar güç üreten motorlarla birlikte gelişmiş aerodinami, 245 km/s maksimum hıza olanak tanıyordu.

Rekor kıran spor otomobiller her zaman Opel’in bir parçası oldu. İlk çarpıcı örneklerden biri 23 Mayıs 1928’de RAK 2 roket otomobil ile Berlin Avus’ta 238 km/s hıza ulaşan Adam Opel’in en büyük torunu Fritz von Opel’den geldi.

Yaklaşık yarım asır önce Walter Röhrl, Opel’in motorsporlarında ön saflara çıkmasında önemli bir rol üstlendi. 1974’te, co-pilotu Jochen Berger eşliğinde Ascona SR ile Avrupa Ralli Şampiyonu oldu. Christian Geistdörfer ile birlikte, güçlü dört tekerlekten çekişli rakiplere karşı Ascona 400 ile Monte Carlo Rallisi’ni kazandı ve sezonu Dünya Ralli Şampiyonu olarak tamamladı.

Günümüzde ise Opel Corsa-e Rally yüksek performansın çevre ile uyumlu olabileceğini gözler önüne seriyor. Opel, emisyonsuz küçük otomobille batarya elektrikli bir ralli otomobili geliştiren ilk üretici oldu. 2021’den beri dünya genelinde gerçekleştirilen elektrikli ralli otomobili kupası ADAC Opel e-Rally Cup’ta rallinin geleceğine ışık tutuyor.

 

Standart katalitik konvertörden elektrikliye

Opel çevreye karşı sorumluluğunun bilincinde ve bugün olduğu gibi geçmişte de her zaman buna göre hareket etti. Alman üretici, 1985 gibi erken bir tarihte Avrupa’nın üç yollu katalitik konvertörüne sahip ilk küçük otomobili olan Corsa 1.3i’yi sundu. 1989 baharında, Şimşek logolu marka, küçükten büyüğe tüm modellerinde egzoz gazı arındırma sistemini standart sunan ilk Avrupalı üretici, bir yıl sonra ise araçların ve kullanılan malzemelerin sürdürülebilirliğini daha da artırmak üzere sentetik malzemeler için bir geri dönüşüm döngüsü uygulayan ilk otomobil üreticisi oldu.

Opel, çok erken bir tarihte elektrikli hamlesini yapmıştı. Henüz 1971 yılında Elektro GT, Hockenheim yarış pistinde elektrikli otomobil dünya rekorunu kırdı. Opel, seri üretim araçlarda da elektrikli otomobilin öncüsü oldu. Marka, 2012 Avrupa’da ‘’Yılın Otomobili’’ seçilen elektrikli Opel Ampera ile Avrupa otomotiv pazarında yeni bir segment oluşturdu. Coupe benzeri dört koltuklu otomobil, yaklaşık 500 kilometre menzili ile günlük kullanıma uygun ilk elektrikli araçtı. Onu 2016 yılında tamamen batarya elektrikli kompakt otomobil Opel Ampera-e izledi. 60 kWsa kapasiteli lityum-iyon bataryasıyla tek şarjla 520 kilometreye kadar (NEDC’ye göre) menzil sunuyordu. Opel, 2019 yılında Avrupa’da ilk tamamen elektrikli kompakt modeli Corsa-e’yi pazara sunarak elektrikli ulaşımı erişilebilir hale getirdi. Elektrikli modellerin yelpazesi, şarj edilebilir hibrit ve batarya elektrikli olmak üzere genişlemeye devam etti. Opel, 2024 yılına kadar tüm modellerini elektrikli versiyonla sunuyor olacak.

Sıfır emisyonlu ürün gamının en yeni üyesi ise yakıt hücreli bir minibüs olan Vivaro-e HYDROGEN. Stellantis ve Opel, HydroGen1 fizibilite çalışmasından müşteri kullanımına sunulan HydroGen4 test filosuna kadar yirmi yılı aşkın süre boyunca hidrojen yakıt hücresi tahriki geliştirme konusunda çok fazla deneyim kazandı ve bu alanda uzmanlaştı.

Tıkla Yorum Yap

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Otomotiv Sektörü

Yeni Ford Tourneo Custom 9+1 Konfigürasyonu: Her Yolculuğu Merak Uyandıran Bir Deneyime Dönüştürüyor

 

Ford Türkiye, çok yönlülüğü ve konforuyla segmentine öncülük eden Tourneo Custom modelinin yeni 9+1 koltuk seçeneğini pazara sunuyor.

Yolcu taşıma regülasyonlarına tam uyumlu yapısıyla dikkat çeken Tourneo Custom 9+1, içinden kimlerin çıkacağını merak ettiren ferah ve esnek iç mekân kurgusuyla

yolcu taşımacılığında standartları yükseltiyor.

 

Ford Türkiye, ticari araç segmentindeki liderliğini, müşteri ihtiyaçlarına yönelik geliştirdiği bütüncül çözümlerle pekiştirmeye devam ediyor. Ford’un yenilikçi tasarım anlayışı ve ileri teknolojiyle donatılan Tourneo Custom modeli; şimdi de turizm taşımacılığı, servis hatları ve havalimanı transferleri gibi alanlarda faaliyet gösteren işletmelerin tüm ihtiyaçlarını konforla karşılayacak 9+1 koltuk dizilimiyle yollara çıkıyor.

 

Zahmetsiz ve Mevzuata Tam Uyumlu Çözüm

Pazardaki mevcut 9+1 araç dönüşümlerinin aksine, Tourneo Custom 9+1 seçeneği satın alma sırasında veya sonrasında ek bir işlem gerektirmeksizin doğrudan kullanıma uygun şekilde sunuluyor. Yolcu taşıma belgeleri ve güncel regülasyonlarla tam uyumlu yapısı sayesinde işletmecilere hem zaman hem de operasyonel maliyet avantajı sağlayan ürün, “zahmetsiz ve hızlı” bir satın alma deneyimi vadediyor.

 

Premium Konfor ve Çok Yönlü Deneyim Odaklı Taşımacılık Dönemi

Tourneo Custom 9+1, sadece fonksiyonelliğiyle değil, sunduğu premium iç mekân detaylarıyla da hem araç sürücüsüne hem de yolculara yüksek standartlarda ve konforlu bir yolculuk deneyimi sunuyor. Konfor odaklı tasarım unsurları, esnek koltuk yerleşimi ve ileri seviye bağlantı teknolojileriyle donatılan araç, segmentindeki ferahlık ve kalite algısını bir üst seviyeye taşıyor.

 

Yeni Tourneo Custom güçlü motoru, gelişmiş sürüş teknolojileri ve konfor odaklı tasarımıyla ticari yolcu taşımacılığı ihtiyaçlarına kapsamlı bir çözüm sunuyor. Model, 2.0 litre EcoBlue dizel motor seçeneğiyle sunuluyor. 170 PS güç üreten araç ise 8 ileri otomatik şanzıman ile daha yüksek performans ve 390 Nm’ye varan tork değeri sağlıyor. Tamamen yenilenen 8 ileri otomatik şanzıman, sürüş konforunu artırırken yakıt verimliliğini optimize etmeye de yardımcı oluyor.

 

Geniş iç hacmi ve fonksiyonel koltuk düzeniyle farklı yolcu taşıma ihtiyaçlarına uyum sağlayacak şekilde tasarlanan Tourneo Custom yüksek tavan yapısı ile ferah bir kabin deneyimi sunarken geniş yaşam alanı hem sürücü hem yolcular için konforlu bir yolculuk imkânı sağlıyor.

 

Model, ayrıca gelişmiş bağlantı ve sürüş destek teknolojileriyle donatılıyor. Yeni nesil dijital sistemler, sürüş sırasında kullanım kolaylığı sağlarken araç içi deneyimi daha verimli ve konforlu hale getiriyor.

 

Ford Türkiye’nin, Tourneo Custom 9+1 ile sağladığı katma değer, aracı teslim etmenin çok daha ötesine geçerken Ford Pro ekosistemi sayesinde işletmelerin tüm operasyonlarını tek çatı altında destekleyen entegre bir yapı sunuluyor. Tourneo Custom 9+1’in Ford Pro Filo Portalı’na bağlanabilmesi, araç konumundan bakım ihtiyacına kadar tüm kritik bilgileri tek ekrandan, ek bir donanıma gerek kalmadan takip etme kolaylığı sağlıyor. Teknoloji ve Müşteri Merkezi üzerinden araçların bakım ihtiyacını henüz kullanıcı fark etmeden tespit edip bilgi veren ve gerekli hazırlıkları önceden yaparak plansız duruşları minimuma indiren Ford Türkiye, böylelikle turizm sektörü açısından kritik önemde olan “kesintisiz çalışma süresi” beklentisine etkili şekilde cevap veriyor.  Böylelikle, Tourneo Custom 9+1’in üst düzey konforunu Ford Pro’nun akıllı servis ve yönetim çözümleriyle birleştirerek işletmelerin sahadaki gücünü artırıyor.

 

Farklı, donanım ve kullanım senaryolarına uyum sağlayan yapısıyla yeni Tourneo Custom 9+1, hem şehir içi hem uzun yol taşımacılığı için sektörün ihtiyaçlarına çok yönlü bir çözüm sunuyor.

Continue Reading

Otomotiv Sektörü

Opel 10 Yıl Aranın Ardından Paris Otomobil Fuarı’na Geri Dönüyor!  

Üstün sürüş keyfini Alman kalitesi ve mühendisliğiyle bir araya getiren Opel, on yıllık bir aranın ardından otomotiv dünyasının en köklü etkinliklerinden biri olan Paris Otomobil Fuarı’na geri dönüyor. Marka, 12–18 Ekim 2026 tarihleri arasında Paris’te düzenlenecek fuarda, başta yeni Opel Astra olmak üzere en güncel ürün gamını ve yenilikçi çözümlerini otomobil tutkunlarıyla buluşturacak.

Alman otomotiv üreticisi Opel, geçtiğimiz eylül ayında Münih’te gerçekleştirilen IAA Mobility’de sergilediği etkileyici dünya prömiyerlerinin ardından, bu kez 12–18 Ekim 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan Paris Otomobil Fuarı’nda sahne alarak ürün atağını sürdürüyor. Genişleyen model ailesi ve elektrikli mobilite vizyonu doğrultusunda marka, Fransa’nın başkentinde güçlü bir geri dönüşe hazırlanıyor.

Yeni Astra ve GSE ürün gamı fuarın odak noktası olacak

Opel’in Paris Otomobil Fuarı’ndaki odak noktasını, kısa süre önce Brüksel’de dünya prömiyeri gerçekleştirilen yeni Opel Astra oluşturuyor. Rüsselsheim’da tasarlanıp geliştirilen model, markanın güncel tasarım dili ve ileri teknolojileriyle dikkat çekiyor. Bununla birlikte Opel’in tamamen elektrikli yüksek performans vizyonunu temsil eden yeni Mokka GSE ve markanın geçtiğimiz günlerde duyurduğu yeni Corsa GSE de fuarda sergilenecek modeller arasında yer alıyor. Marka ayrıca fuar kapsamında, elektrikli mobiliteye yönelik yaklaşımını ortaya koyan farklı yeniliklerini ve geleceğe ışık tutan tasarım çalışmalarını da ziyaretçilerle buluşturacak. Opel standı, hem mevcut ürün gamını hem de markanın geleceğe yönelik stratejisini yansıtan önemli bir deneyim alanı sunacak.

Opel, ekim ayında Paris Otomobil Fuarı’na güçlü bir geri dönüş yapmaya hazırlanıyor. Marka, en yeni modellerini benzersiz bir atmosferde sergileyerek ziyaretçilere etkileyici bir deneyim sunarken, Paris’teki varlığıyla dikkat çekici ve kapsamlı bir katılıma imza atacak.

Otomotiv sektörünün en önemli uluslararası organizasyonları arasında yer alan Paris Otomobil Fuarı, geleceğin mobilite trendlerini ve bu alandaki en yeni teknolojileri bir araya getiren önemli bir platform olmayı sürdürüyor. 91’inci kez düzenlenecek fuar, 12–18 Ekim 2026 tarihleri arasında ziyaret edilebilecek. Bir önceki etkinlik ise 2024 yılında gerçekleştirilmiş ve yarım milyondan fazla ziyaretçiyi ağırlamıştı.

Continue Reading

Otomotiv Sektörü

Continental 2025’i güçlü nakit akışıyla kapattı, hedef 2026’da daha yüksek kârlılık

Lider lastik üreticisi Continental, Hannover’de düzenlenen yıllık basın toplantısında, 2025 mali yılına ait finansal sonuçlarını ve 2026 yılına dair iddialı hedeflerini kamuoyuyla paylaştı. Geçtiğimiz yılı 19,7 milyar Euro konsolide satışla kapatan şirket, küresel piyasalardaki dalgalı görünüme rağmen 2026 yılında kârlılığını artırmayı hedefliyor.

Continental, Hannover’de düzenlenen yıllık basın toplantısında geçtiğimiz yılı değerlendirirken, gelecek hedeflerini açıkladı. 2025 yılında zorlu piyasa koşullarına rağmen güçlü operasyonel performansını koruyan şirket, yılı %10,3 düzeltilmiş faaliyet kârı marjı ile tamamladı. Şirketin serbest nakit akışı ise önemli artışla 959 milyon Euro’ya yükseldi.

2025’te Hedefler Yakalandı

Continental’in 2025 mali yılında düzeltilmiş faaliyet kârı 2,0 milyar Euro seviyesinde gerçekleşirken, nakit dışı özel etkiler hariç net kâr 1,1 milyar Euro oldu. Kur etkileri ve konsolidasyon değişiklikleri hariç tutulduğunda şirket %0,8 oranında organik büyüme kaydetti.

Dalgalı küresel ekonomik koşullara rağmen operasyonel gücünü koruyan Continental, premium lastik segmentindeki büyüme ve maliyet tarafında beklenen iyileşmelerin etkisiyle 2026 yılında kârlılığını artırmayı hedefliyor. Önümüzdeki yıl için konsolide satışların 17,3 milyar euro ile 18,9 milyar euro arasında gerçekleşmesini bekleyen şirket, düzeltilmiş faaliyet kârı marjının ise %11,0–%12,5 aralığında olacağını öngörüyor.

Continental CEO’su Christian Kötz, şirketin yeniden yapılanma sürecinde önemli adımlar attığını belirterek şu değerlendirmede bulundu: “2025 yılında hem Continental Grubu hem de Lastik iş kolu için belirlediğimiz hedeflere ulaştık ve yeniden yapılanma sürecimizde önemli kilometre taşlarını tamamladık.”

Premium Lastik Segmenti Büyümeyi Destekledi

Şirketin lastik iş kolu, 2025 yılında 13,8 milyar euro satış ile güçlü performansını korudu. Tarife ve kur etkilerinden kaynaklanan maliyet baskılarına rağmen düzeltilmiş faaliyet kârı marjı %13,6 seviyesinde gerçekleşti.

Bu performansta özellikle 18 inç ve üzeri ultra yüksek performanslı lastiklerin satış payındaki artış etkili oldu. Continental markalı binek araç lastiklerinde bu segmentin payı %62’ye yükseldi.

2025 yılında lastikleriyle birçok ödül alan şirketin yaz, kış ve dört mevsim lastiklerinin tamamı, dünya genelinde 77 bağımsız testte değerlendirildi ve bunların %80’inden fazlasında ilk üç sırada yer aldı.

2026’da Zorlu Piyasa Koşulları Sürebilir

Continental CFO’su Roland Welzbacher, ticaret engelleri ve kur dalgalanmalarının sektör üzerinde baskı oluşturmaya devam ettiğini belirtti. Welzbacher, buna rağmen şirketin operasyonel gücü, güçlü ürün portföyü ve alınan maliyet önlemleri sayesinde 2026 yılında kârlılığı artırmayı hedeflediğini ifade etti.

Şirket, 2026 yılında küresel binek araç yedek lastik pazarında satış hacminin -%1 ile +%2 arasında değişebileceğini, küresel binek ve hafif ticari araç üretiminin ise -%2 ile 0 aralığında seyredeceğini öngörüyor.

Continue Reading
Reklam
Reklam
Reklam

En Çok Okunanlar

Copyright © 2020 Ulaşım Gündemi markası tescilli bir markadır.