Connect with us
https://www.peugeot.com.tr/peugeot-modelleri/208.html?utm_source=direct&utm_medium=DIS-RES&utm_campaign=peugeot208_sektorel_mart23_TR_AP_VN_2008-P24_OnGoing_DIS-RES_A_BRD_CLICKS_NA_ICE_&utm_content=direct_display&partner_uid=HashedMail

Sektörel

HER SATILAN ELEKTRİKLİ ARAÇ İÇİN BİR FİDAN

2006 yılından itibaren 40 yılı aşkın sektörel deneyim ile, Türkiye’nin en çok satan lider markası Renault ve müşteri tercihlerinde önemli yeri olan Dacia markasının bayiliğini yapan Koçaslanlar Motorlu Araçlar, alınan her elektrikli araç için Burdur Akçaköy Hatıra Ormanı’na TEMA Vakfı aracılığı ile bir adet fidan bağışlıyor.
Otomotiv sektöründe elektrikli araçların her geçen gün daha büyük bir kitleye ulaştığından ve Renault ile Dacia markalarının bu dönüşümde oldukça büyük bir yer sahibi olduğundan bahseden Koçaslanlar Motorlu Araçlar Genel Müdürü Didem Aras, fosil yakıttan elektrikli araca dönüş yapan tüm müşterilerinin adına birer fidan bağışlayarak onların çevreci dönüşümlerini desteklediklerini ifade etti.
Elektrikli otomobil dönüşümünün tahminlerden çok daha hızlı gerçekleştiğini vurgulayan Aras, “Bir yanda fosil yakıt kaynaklarının hızla azalması, diğer yanda küresel ısınmanın gitgide daha vahim hale gelen sonuçları özellikle de ulaşımda yeni nesil elektrikli araçlara olan yönelimin hız kazanmasına sebep olmaktadır. Motorlu araçların tümü egzoz emisyonu üretir. Pek çok farklı hidrokarbon içeriğe sahip olan ve motoru çalıştırmak için kullanılan araçların yakıtları ne yazık ki çevreye zararlıdır. Doğayı korumak ve karbon ayak izlerini düşürmek amaçlı üretilen elektrikli araçları tercih eden, gelecek kuşaklara daha yaşanabilir bir dünya bırakmayı misyon edinen müşterilerimizin bu amaçlarına fidan bağışı yaparak katkı sağlamanın mutluluğunuz yaşamaktayız .”dedi.

Tıkla Yorum Yap

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sektörel

Petrol Ofisi Grubu denizlerdeki liderliğini beş yıldır aralıksız sürdürüyor

EPDK Petrol Piyasası 2023 Yılı Sektör Raporu’na göre Petrol Ofisi Grubu, PO/Marine markası ile transit pazarda yüzde 32,5, yurt içi denizcilik yakıtları pazarında yüzde 42 ve tüm denizcilik pazarında yüzde 34,2 pay oranı ile 2023 yılını da lider olarak tamamladı. 

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK), Petrol Piyasası 2023 Yılı Sektör Raporu’nu yayımladı. Raporda yer alan verilere göre Petrol Ofisi Grubu’nun PO/Marine markası, yaklaşık 915 bin toplam satış hacmi ile denizlerde bu yıl da zirvede yer aldı. PO/Marine transit pazarda yüzde 32,5, yurt içi denizcilik yakıtları pazarında yüzde 42 ve tüm denizcilik pazarında yüzde 34,2 pay oranı ile liderliğini beşinci yıla taşıdı.

Denizcilik sektöründe fark yaratmaya devam ettiklerini söyleyen Petrol Ofisi Grubu Denizcilik Kıdemli Müdürü Aydın Yıldız, “Denizlik sektöründe beşinci kez liderliği elde edebilmemizin arkasında, sektördeki yenilikçi yaklaşımımız, yüksek kalite standartlarımız ve müşteri odaklı hizmet anlayışımız yatıyor. Türkiye’de denizcilik sektörüne transit, ÖTV’siz, gümrüklü yakıtlar, deniz yağları ikmal ve hizmetlerini bir arada sunabilen tek şirketiz. PO/Marine markamız ile her yıl iç pazarda 30 binden, transit pazarda 3 binden, madeni yağ pazarında 2 bin 500’den fazla gemiye, Türkiye dışında ise 60 ülkede akaryakıt ikmali yapabilen bir güce sahibiz. Uluslararası sularda bize biyoyakıt tedarik yetkinliği kazandıran ISCC sertifikamız sayesinde de denizcilik sektörüne daha sürdürülebilir, çevre dostu yakıt hizmeti de sağlayabiliyoruz. Bunun ilk örneğini de geçtiğimiz günlerde Singapur’da Vitol Bunkers iş ortağımızla gerçekleştirdik. Denizcilik ekonomisindeki konumumuzu güçlendiren yerel ve küresel tüm başarılarımızın bizi sektörün değişmeyen lideri haline getirmesinden gurur duyuyoruz. PO/Marine markamızı daha da ileriye taşımak için çalışmalarımızı sürdüreceğiz.” dedi.

Türkiye’nin tüm limanlarından gemilere yakıt sağlamanın yanı sıra İstanbul Boğazı’nı transit geçiş için kullanan yerli ve yabancı gemilere yakıt ikmali yapan PO/Marine ürün çeşitliliği, lojistik kapasitesi ve piyasadaki etkinliği ile Akdeniz, Ege ve Karadeniz sahil şeridinde de önemli bir gemi yakıtı tedarikçisi konumunda bulunuyor.

Continue Reading

Araba Bakımı

Hyundai, “İnsanlık için İlerleme” Vizyonu Doğrultusunda Çabalarını Artırmaya Devam Ediyor

Hyundai, “İnsanlık için İlerleme” vizyonu doğrultusunda çabalarını artırmaya devam ediyor. Otomobillerinde ve üretim süreçlerinde yeşil teknolojiyi benimseyen Hyundai, bu tutumu reklam kampanyalarında da göstermeyi hedefliyor. Adform, Scope3 tarafından desteklenen Karbon Azaltma Özelliği ile Hyundai Türkiye’nin reklam kampanyalarındaki karbon emisyonlarını azaltırken performanstan ödün vermiyor.

 

Dünyanın önde gelen otomobil üreticilerinden Hyundai, “İnsanlık için İlerleme” vizyonu doğrultusunda sürdürülebilirlik çabalarını güçlendirmeye devam ediyor. Bu vizyon, ‘herkes için erişilebilir evrensel mobiliteyi teşvik etmek’ ve ‘karbon emisyonsuz bir toplum oluşturmayı desteklemek’ olmak üzere iki hedefe dayanıyor. Bu doğrultuda Hyundai, hidrojen ve elektrik teknolojilerini geliştirip yenilenebilir enerji kaynaklarına geçerek 2045 yılında karbon nötr olmayı hedefliyor. Ayrıca, iş süreçlerinde karbon emisyonlarını azaltmak öncelikli hedefleri arasında yer alıyor.

Hyundai’nin sürdürülebilirlik ilkelerini destekleyen Adform, bu yıl Bilim Temelli Hedefler Girişimi’nin (SBTi) yakın dönem emisyon azaltma hedefine uyum sağlayan dünyanın ilk global DSP’si oldu. Ayrıca, reklam teknolojilerinde karbon emisyonlarını azaltma çabalarına odaklanan Adform, Scope3 ile entegre edilen ilk global DSP olarak öne çıkıyor. Hyundai, reklam kampanyalarının karbon emisyonlarını doğrudan izleyip optimize etmek için Adform’un Scope3 destekli Karbon Azaltma Özelliği’nden yararlanıyor.

 

Hyundai Türkiye, reklam kampanyalarının karbon ayak izini Adform ile optimize ediyor

Yakın zamanda yapılan araştırmalar, dünya genelindeki toplam karbon emisyonlarının yüzde 3,5’inden küresel internetin sorumlu olduğunu ortaya koyuyor; bu sivil havacılıktan daha fazla bir miktara tekabül ediyor**. Hyundai’nin 2045 yılına kadar karbon nötr olma hedefi, yeni enerji türlerine, uzun menzilli elektrikli araçların geliştirilmesine, gelişmiş robot teknolojilerine, sıfır emisyon hava yolculuğuna ve karbon ayak izi optimize edilmiş reklam kampanyalarına yatırım yapmayı içeriyor.

Havas ile yürüttüğü yeni kampanyasında Hyundai, vizyonuna ve yeni teknolojilerine yer vermeyi amaçladı. Karbon nötr olma hedefi doğrultusunda, reklam kampanyasının da karbon açısından verimli olmasına odaklanan marka, Adform’un Scope3 destekli Karbon Azaltma Özelliği’nden destek almaya karar verdi.

Adform FLOW kullanıcı arayüzünde yer alan Adform’un Karbon Azaltma Özelliği, reklamverenleri ve tedarik zincirlerini karbon ayak izlerine göre otomatik olarak puanlayarak en yüksek puan alanları kampanyadan çıkarıyor. Kampanyanın başlangıcında, Karbon Azaltma Özelliği’nin* etkisini ölçmek için A/B testi yapıldı. Özelliğin etkin olduğu kampanya, daha iyi tıklama oranı, daha iyi görüntülenme ve daha düşük karbon ayak izi sağladı.

Scope3 ile desteklenen kampanya sonunda Hyundai Türkiye; Türkiye ortalamasına*** göre yüzde 56 daha düşük karbon emisyonu, karbon emisyonu azaltma özelliği etkin olmayan kampanyalara kıyasla yüzde 32 daha düşük karbon emisyonu, karbon emisyonu azaltma özelliği etkin olmayan kampanyalara kıyasla yüzde 7 daha yüksek tıklama oranı elde etti.

Ekrem Ekicigil: “İş sonuçlarını iyileştirirken sürdürülebilir bir geleceğe katkı sağlıyoruz.”

Adform Account Director Ekrem Ekicigil, “Adform olarak, Scope3 destekli Karbon Azaltma Özelliği’miz ile reklam kampanyalarını sadece etkili kılmakla kalmıyor, aynı zamanda karbon ayak izini de minimalize ediyoruz. Böylece, iş sonuçlarını iyileştirirken aynı zamanda sürdürülebilir bir geleceğe gerçek anlamda katkı sağlıyoruz. Hyundai’nin ‘İnsanlık için İlerleme’ vizyonuyla paralel olarak, Adform olarak biz de reklam teknolojilerimizi sürdürülebilir bir gelecek vizyonu doğrultusunda şekillendiriyoruz. Scope3 destekli Karbon Azaltma Özelliği’miz, teknolojinin potansiyelini sosyal sorumlulukla birleştirerek nasıl harikalar yaratabileceğimizin somut bir örneği” dedi.

Continue Reading

Araba Bakımı

OSS Derneği İlk Kez Satış Sonrası Pazarının Büyüklüğünü Ortaya Çıkardı!

Otomotiv Satış Sonrası Ürün ve Hizmetleri Derneği (OSS), sektörde bir ilk olarak satış sonrası yenileme pazarı için özel bir çalışma gerçekleştirdi. Frost & Sullivan’ın, OSS Derneği için hazırladığı Türkiye Otomotiv Satış Sonrası Yenileme Pazarının Stratejik Analizi, binek araç ve hafif ticari araç kapsamında sektörü mercek altına aldı. Rapora göre, araçları daha uzun süre tutma eğilimi, parktaki hafif taşıtlarda artış, finansal dalgalanma ve fiyat enflasyonu, özel nitelikli işgücünde düşük elde tutma oranı, kentten kırsala araç göçü ve iş çeşitlendirme (e-ticaret, elektrifikasyon ve düzenli bakım) gibi konuların Türkiye satış sonrası yenileme pazarını etkileyen başlıca trendleri olarak öne çıkıyor. Türkiye araç parkının, 2018 yılında 4,24 milyon hafif ticari araç, 12,4 milyon da binek araçtan oluştuğunu belirleyen raporda, 2024 yılı itibarıyla bu rakamların 5,13 milyon hafif ticari araç ve 15,53 milyon binek araç olacak şekilde yükseldiği belirtiliyor. Satış sonrası yenileme pazarının binek araç ve hafif ticari araç kapsamında 2023 yılı geliri, 6,466 milyar dolar olarak kayda geçti. Rapora göre 2028 yılında bu büyüklüğün 7,877 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Ağır ticari araç grubu da eklendiğinde 2023 yılı sonu itibarıyla satış sonrası yenileme pazarının geliri 8,85 milyar dolara ulaşıyor. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan OSS Derneği Başkanı Ali Özçete, “Türkiye’nin önde gelen sektörlerinden biri olan, aynı zamanda ihracatta yadsınamaz bir paya sahip otomotiv satış sonrası sektörünün, bugüne kadar yurt içi pazar büyüklüğünün ve pazardaki ürünlerin grup kırılımlarının resmi verilere dayandırılamıyor olması sektörümüzün en büyük eksikliği idi. OSS Derneği olarak nihai sonucuna ulaştırdığımız bu pazar büyüklüğü analizi sayesinde gerek yerli yatırımcıların sektörel kararlarına gerçek verilere dayanarak yön verebilmesini, gerekse de ülkemize yatırım yapmayı planlayan yabancı yatırımcının Türkiye pazarının gerçek potansiyeline vakıf olmasını ve bir anlamda yatırım için motive olmasını sağlamayı hedefledik” açıklamasında bulundu.  

Türkiye otomotiv sektörü, 1950’li yıllarda başladığı yolculuğunda büyük bir mesafeyi geride bıraktı. Türkiye’nin başta Avrupa olmak üzere geniş bir coğrafyanın merkezinde olmasının desteğiyle hızlı bir büyüme sağlayan yerli otomotiv sanayi, çalışanların kusursuz üretim yeteneğiyle kısa sürede Türkiye’yi dünyanın önde gelen üretim merkezlerinden biri haline getirdi. Ana sanayinin tamamlayıcısı olan satış sonrası sektörü de bu süreçte büyük bir ivmeyle büyümeye devam etti.

Pazarı etkileyen mega trendler belirlendi!

Dünyanın en büyük otomotiv markalarına birinci sınıf üretim yapma gücüne sahip satış sonrası sektörünün, sektörel bilgi eksikliği sebebiyle büyüklüğü tam olarak belirlenemiyor. Bu sorunu ortadan kaldırmak için harekete geçen Otomotiv Satış Sonrası Ürün ve Hizmetleri Derneği (OSS), sektörde bir ilk olarak satış sonrası yenileme pazarı için özel bir çalışma için kolları sıvadı. Pazar araştırma ve analizi konusunda dünyanın en büyük firmalarından Frost & Sullivan’ın OSS Derneği’nin talebiyle özel olarak hazırladığı Türkiye Otomotiv Satış Sonrası Yenileme Pazarının Stratejik Analizi, binek araç ve hafif ticari araç kapsımanda sektörü mercek altına aldı. Küresel trendler ve zorluklardan etkilenen Türkiye satış sonrası yenileme pazarının kapsamlı bir görünümünü ortaya koyan rapor, mevcut pazar büyüklüğünden büyüme tahminlerine, pazar dinamikleri ve eğilimlerinden pazarı etkileyen mega trendlere kadar pek çok konuyu masaya yatırıyor. Rapor sayesinde satış sonrası yenileme pazarının büyüklüğü ilk defa ölçülmüş oldu.

Türkiye’nin araç parkının yüzde 53’ü binek araç!

Türkiye Otomotiv Satış Sonrası Yenileme Pazarının Stratejik Analizi’ne göre, araçları daha uzun süre tutma eğilimi, parktaki hafif taşıtlarda artış, finansal dalgalanma ve fiyat enflasyonu, özel nitelikli işgücünde düşük elde tutma oranı, kentten kırsala araç göçü ve iş çeşitlendirme (e-ticaret, elektrifikasyon ve düzenli bakım) gibi konuların Türkiye satış sonrası yenileme pazarını etkileyen başlıca trendleri olarak öne çıkıyor. Türkiye araç parkının, 2018 yılında 4,24 milyon hafif ticari araç, 12,4 milyon da binek araçtan oluştuğunu belirleyen raporda, 2024 yılı itibarıyla bu rakamların 5,13 milyon hafif ticari araç ve 15,53 milyon binek araç olacak şekilde yükseldiği belirtiliyor. Ağır ticari araçlar dahil toplam parkı ise 2023 sonu itibarıyla 28 milyon 740 bin 492 adedi buluyor. Bunun yüzde 53’ü binek, yüzde 15,6’sı pikap/kamyonet, yüzde 17,7’si motosiklet, yüzde 7,6’sı traktör, yüzde 3,3’ü kamyon, yüzde 1,7’si minibüs, yüzde 0,7’si otobüs, yüzde 0,3’ü de özel amaçlı araçlar. Binek araç parkının yüzde 15’i Renault, yüzde 10’u Fiat ve yüzde 10’u da Volkswagen markalarından oluşuyor. Hafif ticari araç tarafındaysa parkın yüzde 31’i Ford, yüzde 28’i Fiat ve yüzde 7’si de Renault modelleri olarak öne çıkıyor. Rapor, araç parkının ortalama yaşını da ortaya koydu. Buna göre parkın yüzde 24’ü 21 yaş ve üzeri, yüzde 22’si 0-5 yaş, yüzde 22’si 6-10 yaş, yüzde 19’u 11-15 yaş ve yüzde 13’ü de 16-20 yaş aracı araçlardan oluşuyor. 2020 yılında binek araçların ortalama yaşı 13,2, hafif ticari araçların ise 12,3 olarak kayda geçerken ağır ticariler dahil ortalama yaş 13 olarak belirlenmiş. 2023 sonu itibarıyla ise bu ortalamalar binek araçta 14,1, hafif ticari araçta 13,6 ve ağır ticari dahil toplam araç parkında ise 14’e yükselmiş durumda.

Binek araçlar yılda ortalama 18 bin 655 kilometre yapıyor!

Türkiye araç parkının 2023 sonuna göre yüzde 31,7’si Marmara Bölgesi’nde yer alıyor. Diğer bölgeler ise sırasıyla şöyle: İç Anadolu yüzde 18,4, Ege yüzde 17,1, Akdeniz yüzde 15,7, Karadeniz yüzde 8,8, Güneydoğu Anadolu yüzde 5,2 ve Doğu Anadolu yüzde 3,1. Türkiye Otomotiv Satış Sonrası Yenileme Pazarının Stratejik Analizi, araç başına katedilen ortalama kilometreleri de ortaya çıkardı. 2024 itibarıyla binek araç başına yapılan yıllık kilometre 18 bin 665 olarak dikkat çekerken hafif ticari araçlarda bu mesafe 13 bin 438 olarak belirlendi.

Rapor ile OSS Derneği, Türkiye’de ilk kez satış sonrası yenileme pazarının büyüklüğünü ortaya koymuş oldu. Buna göre satış sonrası yenileme pazarının binek araç ve hafif ticari araç kapsamında 2023 yılı geliri, 6,466 milyar dolar olarak belirlendi. Ağır ticari araç grubu da eklendiğinde 2023 yılı sonu itibarıyla satış sonrası yenileme pazarının geliri 8,85 milyar dolara ulaşıyor. Raporda, Covid öncesi yıllarda azalan satışların, ikinci el araç bakım ve servis hizmetlerine olan ihtiyacın artmasına ve ortalama yaşın 14’ün üzerine çıkmasına neden olduğu belirtiliyor. Rapora göre 2023 yılında lastik satışından 1,59 milyar dolar, aküden 373,4 milyon dolar, yağ değişiminden 602 milyon dolar, frenden 535 milyon dolar, çarpışma elemanlarından 555 milyon dolar, şanzımandan 255 milyon dolar, filtrelerden 261 milyon dolar, soğutma sisteminden 120 milyon dolar ve aydınlatma ürünlerinden de 178 milyon dolarlık gelir elde edildi. Bu da satış sonrası yenileme pazarı cirosunun yaklaşık yüzde 25’inin lastik satışından elde edildiğini ortaya koyuyor. Bu rakamların 2028 yılında lastik satışında 2,03 milyar dolara, aküde 465 milyon dolara, yağ değişiminde 746 milyon dolara, frende 660 milyon dolara, çarpışma elemanlarında 620 milyon dolara, şanzımanda 286 milyon dolara, filtrelerde 318 milyon dolara, soğutma sisteminde 135 milyon dolara ve aydınlatma ürünlerinde de 206 milyon dolara ulaşması bekleniyor. Böylece 2028 yılında binek ve hafif ticari araç grubunda satış sonrası yenileme pazarının 7,8 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşması öngörülüyor.

20 yeni bayi zorunluluğu ile servis sayısı artacak!

Türkiye Otomotiv Satış Sonrası Yenileme Pazarının Stratejik Analizi’ne göre 2023 yılında 1510 adedi yetkili servis, 25 bin adedi bağımsız servis, 1480 adedi franchise ve zincir hizmetler, 12 bin 210 adedi de yetkili hasar onarım merkezleri olmak üzere toplam 40 bin 200 servis bulunuyor. 2028 yılı için beklenti ise toplam servis sayısında 44 bin 390 adede ulaşılması. Raporda, servis sayısının azalması beklenirken Asyalı elektrikli araç markalarına getirilen 20 yeni bayi zorunluğunun sayı olarak artışı teşvik edeceği belirtiliyor. Türkiye Otomotiv Satış Sonrası Yenileme Pazarının Stratejik Analizi aynı zamanda araç kullanıcılarının servis alışkanlıklarını da ortaya çıkardı. 0-3 yaş arası aracı olan kullanıcıların yüzde 97’sinin yetkili servisleri tercih ettiği belirlenirken bu oranın 3-5 yaşta yüzde 45’e 6-10 yaşta ise yüzde 5’e kadar gerilediği, 10 yaştan büyük araçların tamamımın servis ihtiyacını bağımsız garaj ve atölyelerde giderdiği ortaya çıktı.

Raporla ilgili değerlendirmelerde bulunan OSS Derneği Başkanı Ali Özçete, “Türkiye’nin önde gelen sektörlerinden biri olan, aynı zamanda ihracatta yadsınamaz bir paya sahip otomotiv satış sonrası sektörünün, bugüne kadar yurt içi pazar büyüklüğünün ve pazardaki ürünlerin grup kırılımlarının resmi verilere dayandırılamıyor olması sektörümüzün en büyük eksikliği idi. OSS Derneği olarak nihai sonucuna ulaştırdığımız bu pazar büyüklüğü analizi sayesinde gerek yerli yatırımcıların sektörel kararlarına gerçek verilere dayanarak yön verebilmesini, gerekse de ülkemize yatırım yapmayı planlayan yabancı yatırımcının Türkiye pazarının gerçek potansiyeline vakıf olmasını ve bir anlamda yatırım için motive olmasını sağlamayı hedefledik. Bu hedeflerle OSS Derneği olarak, Türkiye’de ilk defa satış sonrası pazar büyüklüğünün ölçülmesinde öncülük yapmaktan büyük gurur ve kıvanç duyuyoruz. Bugüne kadar tüm paydaşlarımız yurt içi sektör büyüklüğü için, elindeki bireysel verilerle ortalama bir değer hesaplamakta idi. Bugünden itibaren OSS Derneği’nin önderliği ve veri desteğiyle nihai sonuca ulaştırdığımız sektörel analiz sayesinde ülkemizi ulusal ve uluslararası platformda resmi verilerle dayandırarak tanıtma fırsatını tüm sektör paydaşlarımıza armağan ederken, ülkemiz ve otomotiv satış sonrası üretim ve dağıtım sektörü için hayırlı olmasını diliyoruz” dedi.

 

Continue Reading
Reklam
Reklam
Reklam

En Çok Okunanlar

Copyright © 2023