Connect with us

Lojistik

Kargo Sektörü, Kapasitesini Son Bir Yılda İkiye Katladı

Türkiye Kargo, Kurye ve Lojistik İşletmecileri Derneği (KARİD) Başkanı Fatih Önyol, kargo sektöründe son dönemde yapılan yatırımlarla ilgili değerlendirmelerde bulundu. 1998 yılında kurulan ve aynı yıl faaliyetlerine başlayan dernekte sektörün önemli kargo, kurye ve lojistik şirketlerinin yer aldığını belirten Önyol, üye kuruluşların personel sayısının 200 binden fazla olduğunu ifade etti.

Sektörün gerek personel sayısı, gerek teknolojik altyapısı, gerek araç mevcudu ile çok daha güçlü bir hale geldiğine dikkat çeken Önyol, şuan mevcut taşınan kargonun iki katını dahi taşıyabilecek noktaya gelindiğini belirtti. Geçtiğimiz bir yıl içinde sektör olarak 10 milyar TL’nin üzerinde yatırım yapıldığını ifade eden Önyol, sektörün Kasım kampanyalarına hazır olduğunu söyledi.

Yurtiçi Kargo Genel Müdürlüğü görevini de sürdüren Fatih Önyol 20 yıldır sektörde yer aldığını belirterek, “İşin temelinden geliyorum. Sektörde denetmenlik, Bölge Müdürlüğü, Teftiş Kurulu Başkanlığı, Genel Müdür yardımcılığı gibi görevlerde bulundum. Karid’de de Genel Sekreterlik, Başkan yardımcılığı pozisyonlarında görev aldım” ifadelerini kullandı.

fatih-onyol.jpg“Kargo sektörü 200 binden fazla insana istihdam sağlıyor”
Kargo sektöründe 200 binden fazla insanın istihdam edildiğini belirten Önyol sözlerine şöyle devam etti: “Sektörde görev yapan 200 bin arkadaşımız her gün tam 15 milyondan fazla adrese hizmet veriyor. 50 bin araç günde ortalama 8 milyon kilometre yol yapıyor. Sektörün büyüklüğünü gözünüzde canlandırabilmeniz için bu rakamları ifade ediyorum. Yapılan bu faaliyetlerin tamamının aslında ticari faaliyetlerin bir tamamlayıcısı olduğunu unutmayın. Temelde adresten adrese taşıma olarak gerçekleşen bizim faaliyetimiz, gerçekte başka bir şirketin ticari faaliyetinin tamamlanması için gerçekleşiyor. Bu anlamda ticaretin sağlıklı bir şekilde büyümesi önemli köprü görevini biz üstleniyoruz. Bunu fark ettiğinizde sektörün gelişiminin ne kadar gerekli olduğunu daha iyi algılayabilirsiniz. Kargo, kurye ve lojistik sektörünün gelişimi demek, ülkedeki tüm ticari faaliyetlerin hızlanması ve büyümesi demektir”.

“Pandemi etkilerine çok çabuk uyum sağladık”
Pandemi ile birlikte sektörde yaşananlara da değinen Önyol, “Pandemi bugün de aslında tamamen sona ermiş sayılmaz. İnsanların bir kısmı hala evlerinden çalışıyor ve plazaların birçoğu boş. Bunu unutmayalım. Bunu neden özellikle belirtiyorum? Çünkü bu durum ilk yaşandığında kargo sektörü için gerçekten ciddi bir krizdi. Fakat bugün hiçbir sorun yok. Neden? Çünkü çok kısa sürede uyum sağlamayı başardık. Konuyu biraz daha açmak gerekirse; evet pandemi ile birlikte konut alanlarına gelen kargo adetlerinde bir artış meydana geldi. Ancak sektörümüz için asıl sorun bu değildi. Sorun, kargo artışı ile birlikte dağıtım yapılan alanların da bir anda yer değiştirmesi ile ilgiliydi. Evet, e-ticaret kargoları artıyordu. Ancak salgın sebebi ile fiziki işletmelerde olan faaliyetler maalesef azalmıştı. Bu da B2B olarak adlandırdığımız işletmeden işletmeye giden kargo sayılarında ciddi bir azalma meydana getirmişti. Ayrıca plaza bölgelerinde çalışan vatandaşlarımız görevlerine evlerinde devam ettikleri için; o bölgelerde kargo akışı durma noktasına gelirken, konut bölgelerinde inanılmaz bir yoğunluk yaşanıyordu. İşte temel sorun buydu. Sorunu sadece araç alarak ve personel alarak da çözemezdiniz. Hızlıca yeni projeler geliştirmeli ve bunu hemen sahada uygulamaya başlamalıydınız. Öyle de oldu. Sektörümüz çok kısa sürede bu süreci başarı ile yönetmeyi başardı. Sektör, artan talebe cevap vermek için Pandemi dönemi içerisinde sadece 1 yılda 10 milyar TL’den fazla yatırıma imza attı. Bu sayede kapasitesini 2 katına çıkarmayı başardı. Yurtdışındaki tüm örnekleri yerinde görmüş incelemiş biri olarak belirtmem gerekir ki; Türkiye’deki Kargo Kurye ve Lojistik sektörü, artık dünyadaki rakiplerine göre çok kaliteli ve sorunsuz hizmet vermektedir. Sektörün büyüklüğü ve gelişim hızı dünyanın en gelişmiş ülkelerinde faaliyet gösteren rakiplerimizden geri kalmaz” dedi.

“Kargo sektörü pandemiye karşı büyük bir sorumluluk duygusu ile hareket etti”
Kargo, kurye ve lojistik işletmecilerinin 2021 yılında sergilediği performans hakkında değerlendirmelerde bulunan Fatih Önyol, sektörün her yeni yıl, bir önceki yıla göre daha iyi bir noktaya gelmeyi başardığını belirterek sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Gerek personel sayısı ile gerek dağıttığı kargo sayısı ile gerekse teknolojik gelişimi ile bu ilerlemeyi bir şekilde gerçekleştiriyoruz. Ancak 2021 yılı gerçekten sektörümüz için çok farklı bir yıl oldu. Ölümcül bir tehdit sizi köşeye sıkıştırdığında karşınızda iki ihtimal vardır. Ortası genellikle yoktur. Ya çok daha güçlenerek bu süreci atlatırsınız ya da o sorunun altında sıkışır kalır ve ezilirsiniz. Sektörümüz pandemi ile yüzleştiğinde büyük bir sorumluluk duygusu ile bu yükü sırtlamayı başardı ve pandemiden güçlenerek çıktı. Yani artık eskisine göre çok daha güçlüyüz. Çok daha hızlıyız. Çok daha dijitaliz”.

Önyol, sektörün yaptığı yatırımlar ile şuan mevcut taşıdığı kargonun iki katını dahi taşıyabilecek noktada olduğunu belirterek, “Şuan gerek personel sayısı, gerek teknolojik altyapısı, gerek araç mevcudu ile çok daha güçlü bir kargo sektörü var artık. Kargo sektörü kasım kampanyalarına hazır bunu rahatlıkla ifade edebilirim. Geçtiğimiz 1 yıl içinde sektör olarak 10 milyar TL’yi aşan yatırım yapmış durumdayız ve her yıl bu yatırımlarımıza devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

“Sektör olarak büyümeye devam edeceğiz”
Kargo, kurye ve lojistik sektörünün gelecek hedefleri hakkında da bilgi veren Önyol, “Yaptığımız işi dünyanın farklı yerlerinde, yerinde görmüş, incelemiş analiz etmiş biri olarak ifade ediyorum. Türkiye’deki kargo, kurye ve lojistik sektörünün hizmet kalitesi ve hızı gerçekten çok iyi bir noktada. Ancak bizim için yeterli mi? Hayır. Biz büyümeye devam edeceğiz. Büyürken hizmet kalitemizi de artırmaya devam edeceğiz. Ticari faaliyetlerin destekçisi, yol arkadaşı ve hatta müşteri temsilcisi olmaya devam edeceğiz. Ayrıca önümüzdeki yıl, muhtemelen mayıs ayı içerisinde Türkiye’de bir ilki gerçekleştireceğiz. E-ticaret firmaları ile kargo tedarikçilerini bir araya getirmeyi amaçlayan bir kargo tedarikçileri fuarı organize edeceğiz. Bu fuar yeni dönemin ticaret akışı için çok önemli bir organizasyon olacak” dedi.

Tıkla Yorum Yap

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Lojistik

İhracatçıya İskandinavya Müjdesi: TCT Lojistik ve Alpi Danimarka’dan Güçlü Ticaret Köprüsü

Avrupa taşımacılığında oyun kurucu rollerden birini üstlenen TCT Lojistik, İskandinavya pazarındaki “yerel güç” eksikliğini Alpi Danimarka ortaklığıyla giderdi. Bu hamle, Türkiye’nin Kuzey Avrupa’ya olan ihracat sevkiyatlarında maliyet ve zaman avantajı sağlayacak.

Kuzey Avrupa Ticaretinde “Yerel Uzmanlık” Dönemi

2020 yılından bu yana karayolu taşımacılığında özmal filosuyla fark yaratan TCT Lojistik, stratejik büyüme rotasını Kuzey’e kırdı. 1 Şubat 2026 itibarıyla devreye giren Alpi Danimarka ortaklığı, sadece bir nakliye anlaşması değil; aynı zamanda Türk ihracatçısı için Danimarka’da dev bir depolama ve dağıtım ağının kapılarının açılması anlamına geliyor.

TCT Lojistik Karayolu Direktörü Hasan Yeşilyurt, bu iş birliğinin İskandinavya hattındaki rekabeti nasıl değiştireceğini şu sözlerle özetliyor:

“İsveç ve Norveç’teki operasyonel derinliğimizi, Danimarka’nın en güçlü lojistik ağlarından biri olan Alpi ile taçlandırdık. Artık müşterilerimiz Danimarka varışlı yüklerinde, bölgenin en yaygın terminal ağından faydalanabilecek.”

Lojistikte “Sıfır Hata” Vizyonu: A’dan Z’ye Entegrasyon

Bu stratejik ortaklık, taşımacılık sürecindeki tüm halkaları tek bir çatı altında topluyor. İhracatçı ve ithalatçılar için öne çıkan operasyonel artılar şunlar:

  • Jutland ve Ada Bölgelerinde Tam Hakimiyet: Alpi’nin Jutland bölgesindeki 6 stratejik ofisi ve deposu, sevkiyatların varış noktasında hızla tasnif edilip dağıtılmasını sağlıyor.

  • Gümrükleme ve Sigorta Kolaylığı: TCT Lojistik’in Türkiye’deki gümrüklü depolama ve sigorta kabiliyeti, Alpi’nin Danimarka’daki yerel gümrükleme tecrübesiyle birleşiyor.

  • Kapıdan Kapıya Şeffaf Süreç: Türkiye’den çıkan bir yük, Danimarka’daki nihai teslimat noktasına kadar tek bir entegre sistem üzerinden takip edilebiliyor.

Yatırımda Hız Kesmeyen Performans: 300+ Araçlık Filo

TCT Lojistik, başarısını sadece ortaklıklara değil, sahadaki fiziksel gücüne de borçlu. 2025 yılını %25 net büyüme ile kapatan şirket, filosuna 70 yeni çekici ve treyler ekleyerek kapasitesini maksimize etti.

300’ü aşkın özmal araçlık dev kapasiteyle, aracı kurumları aradan çıkaran ve doğrudan çözüm sunan firma, 2026’da yeni filo yatırımlarının yanı sıra Avrupa’nın kilit noktalarında kendi ofislerini açarak global bir Türk markası olma yolunda ilerliyor.

Sonuç: Kuzey Hattında Güvenli Liman

Alpi Group’un 80 ülkeye yayılan global network’ü ile TCT Lojistik’in yerel gücü birleştiğinde ortaya çıkan sinerji, İskandinav hattında taşımacılık yapan firmalar için “güven ve hız” demek. Hasan Yeşilyurt’un da belirttiği gibi, bu ortaklık sürdürülebilir büyümenin en önemli yapı taşlarından biri olacak

Continue Reading

Lojistik

Çobantur Logistics, köklü mirasıyla geleceği adıyla yazıyor

Uçtan uca çözüm vizyonuyla lojistik sektörüne ilkleri ve yenilikleri kazandıran, köklü geçmişinde “BOLTAS” adıyla güven inşa eden Çobantur Logistics; yarım asra yaklaşan tecrübesiyle geleceğe yeni ismi ve iddialı hedefleriyle yürüyor. Geniş filosu, Türkiye’de 45 bin 500 metrekarelik ve Avrupa’da 12 bin metrekerelik depolama kapasitesiyle gücünü pekiştiren şirket, 2026’da dijital dönüşüm vizyonu doğrultusunda yeniden yapılanırken Almanya’da gerçekleştireceği stratejik satın alma ile operasyonlarını da küresel ölçekte büyütecek. Çobantur Logistics, sektöre yalnızca hizmet değil, geleceğin lojistik ekosistemini sunmayı hedefliyor.

 

Yarım asra yaklaşan tecrübesiyle lojistik sektörünün köklü markalarından ‘BOLTAS’, artık yoluna ‘Çobantur Logistics’ adıyla devam ediyor. Bugünü yönetmekle yetinmeyen, geleceğin lojistik ihtiyaçlarına da hazır bir yapı kurma hedefiyle dönüşüm hikâyesini başlatan şirket; kontrollü, sürdürülebilir ve güvenilir bir geleceğe ulaşmak için köklerinden aldığı gücü yeni ismine taşıyor. Yenilenen kurumsal kimliğiyle hikâyesini geleceğe aktaran Çobantur Logistics, sektördeki uzun yıllara dayanan tecrübesiyle 50’nci kuruluş yılına yeni yatırım planlamaları ile giriş yapıyor. Çözüm sağlayan servis sağlayıcı rolüyle lojistiğe yön vermeye hazırlanan firma, bu dönüşümle birlikte yalnızca bir isim değil, geleceğin lojistik vizyonunu da ortaya koyuyor.

“Köklerden geleceğe: Çobantur Logistics ile lojistikte yeni bir dönem başlıyor”

Günümüzde hızla değişen dünya düzeni içinde çağa ayak uydurmanın gerek rekabet gerekse kurumsal başarı için kritik rol oynadığını belirten Çobantur Logistics Yönetim Kurulu Başkanı Ulaş Çobanoğlu, “Bugün lojistik yalnızca taşımacılıktan ibaret değil; üretimden ticarete, ekonomiden teknolojiye kadar tüm akışın merkezinde yer alan stratejik bir güç. Biz de bu gücü geleceğe yön verecek şekilde daha da ileri taşımak için geçmişin köklü mirası üzerine kurulu hikâyemizi, kuruluşumuzun 50’nci yılına doğru adım adım yaklaşırken Çobantur Logistics adıyla sürdürüyoruz. Çünkü biliyoruz ki sağlam kökler, geleceğin en güçlü filizlerini verir. Bazı isimler yalnızca bir marka değildir; zamana direnen bir duruş, hafızalara kazınan bir değer ve yıllar içinde oluşmuş bir güven sözüdür. İşte tam da bu yüzden kendimize, hikâyemize ve köklerimize yeniden sahip çıkıyoruz” dedi.

 

“Güveninizin sorumluluğunu taşıyoruz”

Bugün atılan her adımın; yeniden doğuşun ve yeniden tanımlanmış bir vizyonun resmi olduğunu vurgulayan Çobantur Logistics Yönetim Kurulu Başkanı Ulaş Çobanoğlu, geçmişten aldığı güçle geleceği çok daha cesur, kararlı ve sağlam inşa ettiklerini vurgulayarak sözlerine şöyle devam etti; “Verdiğimiz her sözü ilk günkü netliğiyle tutuyoruz. Güveninizin sorumluluğunu taşıyoruz. Artık adımız yalnızca bir marka değil; tutarlılığın, sürdürülebilirliğin, itibarın ve mirasın sembolü”dedi.

 

Çobantur Logistics, yalnızca taşımacılık değil; uçtan uca değer yaratan kapsamlı lojistik çözümleri sunuyor. Yurt içinde toplama-dağıtım, limanlardan adreslere konteyner taşıması, gümrüklü/gümrüksüz depolama, depolarda katma değerli işlemler, nakliye ve mal sigortası hizmetleri, proje taşımaları, denizyolu (FCL/LCL) ve havayolu taşımaları, Avrupa içi Europe-to-Europe operasyonları ve Avrupa’daki depolarda sunduğu katma değerli hizmetlerle müşterilerine geniş bir hizmet yelpazesi sağlıyor. 200’e yakın çekici, 500’e yakın römork, 5 lowbed, 6 kamyon ve 2 kamyonetten oluşan filosuyla operasyonlarını sürdüren şirket, yurtiçinde Erenköy’de 13 bin metrekare, Orhanlı’da 8 bin 500 metrekare, Dilovası’nda 18 bin metrekare ve İzmir’de 6 bin metrekare olmak üzere toplam 45 bin 500 metrekarelik depolama alanına sahip. Yurtdışında ise İtalya ve Almanya’daki 6’şar bin metrekarelik depolarıyla hizmet veren Çobantur Logistics, Romanya’da planladığı 6 bin metrekarelik yeni depo yatırımıyla Avrupa’daki varlığını daha da güçlendirmeyi hedefliyor.

 

2026’da yurt dışında holding yapısı kurarak tüm grup şirketlerini tek çatı altında toplayacak

Jeopolitik zorluklara rağmen lojistik sektörünün büyümeye ve yeni yatırımlara hız kesmeden devam ettiğini vurgulayan Çobantur Logistics Yönetim Kurulu Başkanı Ulaş Çobanoğlu, şirketin yol haritasını şöyle özetledi: “2026 bizim için yeniden yapılanmanın karşılığını alacağımız ve sürdürülebilir kârlılığı yakalayacağımız bir yıl olacak. Almanya’da gerçekleştireceğimiz stratejik satın alma ile operasyonlarımızı güçlendirirken, yurt dışında kuracağımız holding yapısıyla tüm grup şirketlerimizi tek çatı altında toplamayı hedefliyoruz. Avrupa’daki yatırımlarımızı genişletirken en büyük önceliğimiz, kârlı ve istikrarlı büyümeyi sürdürmek olacak. Çünkü bizim için büyüme yalnızca hacim değil; güvenilir, sürdürülebilir ve şeffaf bir gelecek demek. Bu vizyon doğrultusunda 7/24 track & trace sistemimizi müşterilerimizin kullanımına açarak sektörde şeffaflık adına önemli bir adım attık. Önümüzdeki dönemde odağımız, yalnızca bugünü yönetmek değil; önümüzdeki 5–10 yılın lojistik ihtiyaçlarına hazır bir yapı kurmak olacak.”

 

Lojistik sektörü 2026’da “fırsatlar” ve “riskler” ile karşı karşıya

Çobantur Logistics Yönetim Kurulu Başkanı Ulaş Çobanoğlu, lojistik sektörünün Türkiye ekonomisinde hizmet ihracatının lokomotiflerinden biri haline geldiğini vurgulayarak 2026 yılına dair yol haritasını da paylaştı. Çobanoğlu, ülkenin stratejik konumunun transit taşımacılık, entegre lojistik çözümleri ve katma değerli hizmetler açısından önemli fırsatlar sunduğunu, buna karşılık küresel ticaretteki dalgalanmalar ve finansmana erişim gibi risklerin dikkatle yönetilmesi gerektiğini belirtti. Geleceğin lojistiğinin veri odaklı ve otomatikleşmiş sistemler üzerine kurulduğunu ifade eden Çobanoğlu, dijitalleşme, otomasyon ve yapay zekânın sektörün dönüşümü için vazgeçilmez olduğunu söyledi.

 

Şirketler için yeni bir çağın kapılarını aralayan bu dönüşümün merkezinde ise kuşkusuz “yeşil lojistik” bulunuyor. Çobanoğlu, lojistiğin artık yalnızca taşımacılık değil; sürdürülebilirlik, verimlilik ve toplumsal sorumlulukla bütünleşen bir vizyon olduğunu vurgulayarak, Çobantur Logistics’in uzun süredir bu anlayışı işinin merkezine koyduğunu ifade etti. “Bizim için yeşil lojistik yalnızca bir iş modeli değil; gelecek nesillere bırakacağımız en değerli miras. Yolculuğumuz, sektörün dönüşümüne öncülük etmek, müşterilerimize daha fazla değer yaratmak ve dünyayı birlikte korumak üzerine kurulu. Çünkü biliyoruz ki lojistik yalnızca ürün değil, geleceği de taşır” dedi.

Bu vizyon doğrultusunda şirket, çevresel etkileri azaltmayı tüm operasyonlarının merkezine koyuyor. Stratejik bir kararla filosundan çıkardığı eski nesil çekici ve taşıma ünitelerini 2026 yılında 250 yeni dorse ile yenileyecek olan Çobantur Logistics, karbon ayak izini azaltma hedeflerine de hızla yaklaşıyor. Ofis ve depolarında “Sıfır Atık Yönetim Sistemi” ile geri dönüştürülebilir atıkları ayrıştırarak daha temiz bir miras bırakmayı amaçlayan şirket, geleceğe yönelik yatırımlarını güneş enerjili tesisler ve dijitalleşme odaklı projeler üzerine kuruyor. Çobanoğlu son olarak, hedeflerinin netliğini ortaya koyarak bunu ‘sektörün dönüşümüne öncülük etmek’ olarak aktarıyor.

 

Continue Reading

Lojistik

Orta Koridor: Küresel Ticaretin Yeni Güzergâhı ve Türkiye’nin Kritik Rolü

Son yıllarda küresel ticaretin dengeleri, jeopolitik olaylar ve çevresel baskılar nedeniyle sarsılıyor. Avrupa ile Asya arasındaki ana ticaret rotaları olan Süveyş Kanalı ve Kuzey Koridor, artan riskler ve maliyetlerle mücadele ediyor. Bu durum, dikkatleri daha güvenli, hızlı ve ekonomik bir alternatif olan Orta Koridor‘a çeviriyor. Türkiye, bu stratejik hattın en kritik halkası olarak ön plana çıkıyor. Lanes Lojistik Operasyon Direktörü Ali Demircan, Orta Koridor’un küresel ticaretin geleceğini nasıl şekillendirdiğini ve Türkiye için sunduğu fırsatları değerlendirdi.

Jeopolitik Değişimler ve Yeni Rota İhtiyacı

 

Rusya-Ukrayna savaşı, Rusya üzerinden geçen Kuzey Koridor’u neredeyse devre dışı bıraktı. Aynı zamanda, deniz taşımacılığının ana arterlerinden biri olan Süveyş Kanalı’ndaki belirsizlikler ve AB’nin getirdiği yüksek karbon vergileri, denizyolunu daha az cazip bir seçenek haline getirdi. Bu sorunlar, tedarik zincirlerini daha esnek ve güvenilir hale getirme ihtiyacını doğurdu.

Çin’den başlayıp Orta Asya üzerinden Hazar Denizi’ni geçerek Türkiye’ye ve oradan Avrupa’ya uzanan Orta Koridor, bu ihtiyaca en güçlü yanıtı veriyor. Ali Demircan, bu rotanın sadece malların taşınmasını hızlandırmakla kalmayıp, aynı zamanda Türkiye’yi uluslararası bir lojistik merkezi konumuna yükselttiğini belirtiyor. “Türkiye artık sadece bir geçiş ülkesi değil, ticaretin akışını yöneten bir aktör haline geliyor,” diyor Demircan.

Zaman, Maliyet ve Çevre Açısından Avantajlar

 

Orta Koridor’un en büyük çekim noktalarından biri, sunduğu somut avantajlardır:

  • Zaman Tasarrufu: Denizyoluyla ayları bulan teslimat süreleri, Orta Koridor’un demiryolu ağı sayesinde 20 günden daha az bir süreye düşüyor. Bu, özellikle zaman hassasiyeti olan sektörler için devrim niteliğinde.
  • Ekonomik Rekabetçilik: Yükselen yakıt ve operasyonel maliyetler, deniz taşımacılığını zorlarken, demiryolu daha düşük ve öngörülebilir navlun fiyatları sunuyor.
  • Sürdürülebilirlik: Avrupa Birliği’nin sıkılaşan çevre düzenlemeleri karşısında, demiryolu taşımacılığı karayoluna kıyasla çok daha düşük karbon ayak izine sahip. Bu da şirketlerin sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmasına yardımcı oluyor.

Türkiye’nin Dijitalleşme Hamlesi

 

Orta Koridor’un tam potansiyeline ulaşması için fiziki altyapı yatırımlarının yanı sıra dijital entegrasyon da büyük önem taşıyor. Türkiye, gümrük süreçlerini kolaylaştıran dijital çözümler, blokzincir tabanlı güvenli belge yönetimi ve gerçek zamanlı yük takip sistemleri ile bu hattın verimliliğini artırmayı hedefliyor.

Bu dijital hamleler, Türkiye’yi sadece bir transit noktası olmaktan çıkarıp, küresel ticaretin en önemli veri ve bilgi akış merkezlerinden biri haline getiriyor. Kısacası, Orta Koridor sadece bir demiryolu hattı değil, aynı zamanda Türkiye’nin geleceğe yönelik stratejik bir lojistik yatırımı ve bölgedeki konumunu pekiştiren güçlü bir araç olarak öne çıkıyor.

Continue Reading
Reklam
Reklam
Reklam

En Çok Okunanlar

Copyright © 2020 Ulaşım Gündemi markası tescilli bir markadır.