Connect with us

Otomotiv Sektörü

Opel Corsa B, 30 Yaşında!

Opel’in 1993’ten 2000’e kadar üretilen ikinci nesil Corsa modeli, 2023 yılı itibarıyla 30. yaşını kutluyor. Aralarında kapı içlerinde çift çelik darbe bariyeri ve aktif gergili emniyet kemeri gibi B segmentinde ilk defa sunulan güvenlik donanımlarıyla standartları belirleyen Corsa B, döneminin en çok satılan küçük otomobilleri arasında yer almıştı.

Opel’in Eisenach fabrikasında ürettiği ilk Corsa olmasıyla yeni bir çağın başlangıcını da simgeleyen Corsa B’nin, 80 kW/109 HP güç, sportif şasi ve keskin tasarımıyla dikkat çeken, “Cep Herkülü” olarak anılan Corsa GSi versiyonu ise zamanla bir efsaneye dönüştü. Opel’in her zaman öncelikleri arasında gelen sürdürülebilirlik ve kaynakların korunması, o yıllarda da sorumlulukların sürüş keyfiyle bir arada sunulabileceğini gözler önüne seriyordu.

1993 yılında 1,2 litre 45 HP’lik ekonomik motoruyla yollara çıktığında Corsa B, 3 yıl sonra yürürlüğe girecek emisyon standartlarını çok önceden karşılayabiliyordu. Ayrıca Corsa Eco, 4,66 lt/100 km yakıt tüketimiyle “Avrupa’nın En Ekonomik Otomobili” ve 72 desibellik geçiş sesiyle Avrupa’nın en sessiz otomobillerinden de biri oldu. 1990 yılında otomotiv plastikleri için geri dönüşüm döngüsüne sahip ilk otomobil üreticisi olan Opel, Corsa B’nin ilk aşamasından itibaren ömrünü tamamlamış araçların geri dönüşümüne katkıda bulundu. Günümüzde Corsa’nın 0 emisyonlu versiyonu yeni Corsa Elektrik ise, sürüş keyfini sürdürülebilir kılıyor.

Opel’in uzun soluklu başarı hikayelerinden biri  olan Corsa, 1993 yılında yollarla buluşan ikinci nesil ile B segmentinde başlı başına bir dönemin kapanıp yeni bir anlayışın başlamasını sağlamıştı. 1982’deki lansmanından bu yana 14,5 milyonun üzerinde üretilen Corsa, 2021 yılında İngiltere’nin en çok satılan otomobili ve son 2 yılda Almanya’nın en popüler küçük otomobili oldu. Her zamankinden daha modern, daha dijital ve daha fazla çeşitlilik ile yeni Opel Corsa, 2023’ün son çeyreği itibarıyla Türkiye yollarıyla buluşmaya hazırlanıyor.

Yeni Opel Corsa, “Corsa Elektrik” adı altında ilk kez iki farklı batarya seçeneğiyle elektrikli olarak satışa çıkıyor. Ayrıca, Corsa’nın 2019 yılında küçük otomobil segmentinde sunduğu uyarlanabilir Intelli-Lux LED® Matrix farlar da optimize edildi. Opel Corsa’yı böylesine büyük bir başarıya götüren belki de en önemli unsur; daha üst sınıflarda görmeye alışkın olunan yeniliklerin, kompakt segment alıcılarına uygun fiyata sunulabiliyor olması gösteriliyor.

Üst sınıflardaki yeniliklerin B segmentinde sunulması, ikinci nesil Corsa için de geçerliydi. 1982’de tanıtılan Corsa A’nın büyük çıkışından sonra, tam 30 yıl önce piyasaya sürülen Corsa B, bu anlayışta bir adım daha ileri gitti. Elbette amaç, öncüsünün başarısını daha da ileriye taşımaktı. Güvenlikte yeni standartlar belirleyen bir tasarımın ve özelliklerinin yanı sıra, yüksek düzeyde konfor ve pratik kullanım özellikleriyle dünya genelinde büyük bir başarı yakaladı. Öyle ki Corsa B, 2000 yılına kadar 4 milyon satış sınırını aştı. Corsa B, 1993 yılı itibarıyla Eisenach’ta üretilen ilk Corsa olarak yeni bir çağı da beraberinde başlattı.

Daha yuvarlak tasarım kodlarına sahip Corsa B versiyonları

Hideo Kodama liderliğindeki tasarımcılar, Corsa B için yola çıkdığında önemli bir risk aldılar. Köşeli bir tasarıma sahip Corsa A’nın büyük başarısına rağmen Rüsselsheim, Corsa B’yi kadınlar için daha çekici hale getirme kararı aldı. Böylece Hideo Kodama işe koyuldu ve iri gözleri andıran farlarıyla çok daha yuvarlak, daha yumuşak tasarım çizgilerine sahip bir Corsa tasarladı. Pürüzsüz, yuvarlak şekiller, birkaç yıl önce heyecan uyandıran Junior konseptinden esinlenmişti. Ancak yuvarlak tasarım hatları sadece görsel bir unsur olarak kalmadı, sürüş açısından da önemli bir kazanım sağladı. Modelin aerodinamiği iyileşti ve yakıt tüketimi de azaldı.

Bunlara ek olarak; 3 ve 5 kapılı modellerin tasarım farkı da dikkat çekiciydi. Tasarımcılar, özgün karakterli iki farklı model ortaya çıkardılar. 3 kapılı versiyona coupe tarzında bir arka kısım ile sportif bir siluet kazandırdılar. 5 kapılı versiyon ise daha dik bagaj kapağına sahip aile versiyonuydu. Arka kısım, arka koltuk yolcuları için daha ferahtı. Ayrıca bagaj hacmi maksimum 1.150 litreye kadar çıkartılabiliyordu.

Opel Corsa B, özellikle zengin ürün çeşitliliği ile öne çıktı. Eco’dan Swing’e, Joy’dan Sport’a ve GSi’a kadar 5 farklı donanım seviyesine sahipti. Uyumlu kumaş desenleri ve renkler sayesinde her zevke uygun bir seçenek sunuyordu. Ayrıca Opel, bazı pazarlar için, 3 ve 5 kapılı hatchback modellerin yanına bir station wagon, 4 kapılı bir sedan ve bir pikap olmak üzere farklı versiyonları da üretti.

Konfor ve güvenlik için yeni standartlar: Corsa B, sınıfında çıtayı belirledi

Corsa A’dan Corsa B’ye geçişte yapılan gelişmeler konfora ve daha da önemlisi güvenliğe fayda sağladı. Corsa, 10 santimetre uzayarak yaklaşık 3,73 metre uzunluğa ulaşmıştı. Daha uzun bir aks mesafesine ve son derece kısa gövde çıkıntılarına sahipti. Bunun dışında ön cam daha da öne çekildi ve 5 kapılı modelin arkası daha dik bir açıya sahipti. Tüm bu önlemler, Corsa B’nin baş, omuz ve bacak mesafesi gibi alan ve hareket özgürlüğü açısından sınıfındaki en iyi değerleri sunmasını sağladı. Büyük cam alanlar ve ince sütunlar, aydınlık, havadar bir iç atmosfer ortaya çıkardı ve başarılı bir görüş sağladı. Kötü havalarda bile her yönden net bir görüş sağlamak için yanlardaki özel bir ön cam çerçevesi, yağmur suyunu camlardan uzak tutuyordu. Ayrıca aerodinamik olarak tasarlanan yan ayna gövdesi, ayna yüzeyinde ve camlarda kir birikmesini önleyen küçük bir çıkıntıya sahipti.

 

Corsa B, kompakt otomobil segmentinde yeni güvenlik standartları belirledi. Gövdenin burulma rijitliği, önceki nesle kıyasla yüzde 40 artmıştı. Bu sınıfta ilk kez yandan çarpma anında yolculara ek koruma sağlayan kapı içlerinde çift çelik darbe bariyerleri ve ön koltuklarda mekanik aktif gergili emniyet kemeri standart olarak sunuldu. Ayrıca lansmandan kısa bir süre sonra, sürücü için tam boy havayastığı da sunulmaya başlandı.

Opel’in kompakt spor otomobili: Sürmesi eğlenceli Corsa GSi

Ailenin sportif üyesi Corsa GSi 16V, 1993 yılında yollara çıktı. Dönemin en hızlı Corsa’sı, gövde renkli yan marşpiyeler ve tamponların yanı sıra ön ve arka spoylerlere de sahipti. Standart donanımda ayrıca elektronik kontrollü ABS, devir göstergesi ve geniş lastikler de vardı. Corsa GSi, 0-100 km/s hızlanmasını 9,5 saniyede tamamlayabiliyor ve maksimum 195 km/s hıza ulaşabiliyordu. Sportif bir şasi ve gazlı amortisörler, performansı yola aktarmaya yardımcı oluyordu. Spor koltuklar ve deri direksiyon, kokpitte doğru atmosferin ortaya çıkmasını sağlıyordu.

Sorumluluk ve Sürüş Keyfi: Corsa B kaynakları koruyor!

Opel’in her zaman öncelikleri arasında gelen sürdürülebilirlik ve kaynakların korunması, o yıllarda da sorumlulukların sürüş keyfiyle bir arada sunulabileceğini gözler önüne seriyordu. Corsa B, yakıt enjeksiyonlu ve katalitik konvertörlü benzinli motorları sayesinde verimlilik noktasında da standartları belirliyordu. Özellikle 1,2 litrelik (33 kW/45 HP) ekonomik motoruyla Corsa, 1993 yılında yollara çıktığında, 3 yıl sonra yürürlüğe girecek emisyon standartlarını  çok önceden karşılayabiliyordu. ADAC (Genel Alman Otomobil Kulübü) ve ÖAMTC (Avusturya Otomobil, Motosiklet ve Turing Kulübü)’ye göre ortalama 4,66 lt/100 km yakıt tüketimiyle Corsa Eco, ağırlık ve performans açısından “Avrupa’nın En Ekonomik Otomobili” oldu. Ayrıca 1990’ların başında sadece 72 desibellik geçiş sesiyle Avrupa’nın en sessiz otomobillerinden de biriydi.

Bunlara ek olarak Opel, 1990 yılında otomotiv plastikleri için geri dönüşüm döngüsüne sahip ilk otomobil üreticisiydi. Bu bağlamda, ömrünü tamamlamış araçların geri dönüşümü, henüz Corsa B’nin tasarım aşamasında zaten düşünülmüştü. Karıştırılmamış plastik kompozitler ve her bir bileşen için sökülmesi kolay sabitleme teknikleri, geri dönüşüme önemli bir katkı sağladı. 30 yıl önce Eisenach Fabrikası’nda başlayan üretim serüveni ile Corsa, Avrupa’nın en modern ve kaynakları en verimli kullanan otomobil fabrikalarından birinde üretildi.

Tıkla Yorum Yap

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Otomotiv Sektörü

Cevher Jant ve Handtmann’dan daha hafif ve sürdürülebilir yeni nesil jant

Türkiye’nin ilk alüminyum döküm jant üreticisi Cevher Jant, alüminyum alanında dünyanın önde gelen şirketlerinden Handtmann ile gerçekleştirdiği stratejik iş birliğiyle, otomotiv endüstrisine yeni bir yön verecek ürün geliştirdi. Cevher Jant ve Handtmann ortaklığı, yüksek basınçlı döküm (HPDC) teknolojisini, ilk kez alüminyum jant üretiminde başarıyla uygulayarak, sektörde hafiflik, performans ve sürdürülebilirlik ekseninde yeni bir standart oluşturdu.

70 yılı aşkın mühendislik deneyimiyle alüminyum döküm teknolojilerinde öncü konumda bulunan Cevher Jant, dünyanın önde gelen alüminyum uzmanlarından Handtmann ile gerçekleştirdiği stratejik iş birliği sayesinde alüminyum jant üretiminde yeni bir dönemi başlattı. İş birliği kapsamında, yüksek basınçlı döküm (HPDC) teknolojisi, ilk kez alüminyum jant üretiminin tüm aşamalarında uygulandı. İlk kez Euroguss Fuarı’nda görücüye çıkan jant için 2026 yılı içinde seri üretime geçilmesi planlanıyor.

Proje kapsamında, brüt jant dökümleri Handtmann’ın geliştirdiği yüksek basınçlı döküm süreçleriyle üretilirken, tasarım adaptasyonu, talaşlı imalat, yüzey kaplama, test ve doğrulama süreçleri Cevher Jant’ın entegre mühendislik altyapısıyla gerçekleştiriliyor. Yeni nesil jantlar, aerodinamik olarak optimize edilmiş ve yüksek boyutsal hassasiyete sahip geometrilerin üretimine olanak tanıyor. Bu sayede içten yanmalı araçlarda yakıt tüketimini, elektrikli araçlarda ise enerji kullanımı ve menzil kaybı azaltılıyor.

Daha hafif, daha yüksek performanslı ve daha çevreci

Yüksek basınçlı dökümün neredeyse net şekilli döküm avantajı, malzeme kaybını ve ek işleme ihtiyaçlarını minimize ederek üretim sürecinin çevresel etkisini de önemli ölçüde düşürüyor. Tüm bu kazanımlar sayesinde, geleneksel alçak basınçlı döküm (LPDC) jantlara kıyasla %20 ila %30 oranında daha hafif, daha yüksek performanslı ve daha düşük çevresel etkiye sahip jant çözümlerinin önü açılmış oldu.

“Yenilikçi yaklaşımımızla mobilitenin geleceğinde de söz sahibi olmayı hedefliyoruz”

Geliştirdikleri teknolojiye ilişkin değerlendirmede bulunan Cevher Jant İcra Kurulu Üyesi Cevher Özyavuz, şunları söyledi: “Yüksek basınçlı döküm (HPDC) teknolojisini ilk kez alüminyum jant üretimine uyarlamak, bizim için yalnızca başarısı değil; aynı zamanda Cevher’in kuruluşundan bu yana taşıdığı öncü ruhun ve geleceğin mobilitesine yönelik stratejik bakış açısının somut bir göstergesi.

70 yıldır sektörde birçok ilke imza atmış, Türkiye jant sanayisinin gelişiminde adeta bir ekol haline gelmiş bir şirket olarak, artan maliyetler, küresel rekabet baskısı ve Türkiye’nin uluslararası pazarlarda rekabet gücünün zorlandığı bu dönemde, katma değerli ve yüksek teknolojili ürünlere odaklanmayı bir tercih değil, bir sorumluluk olarak görüyoruz.

Bu anlayışla, yalnızca bugünün ihtiyaçlarına değil, mobilitenin dönüşümüne yön veren çözümler üretmeye ve Türkiye’den küresel ölçekte rekabet edebilen teknolojiler geliştirmeye kararlılıkla devam ediyoruz.

HPDC teknolojisi sayesinde daha hafif, daha dayanıklı ve daha verimli jant çözümleri geliştirirken, OEM’lere tasarım özgürlüğü, performans artışı ve karbon azaltımı açısından yeni bir alan açıyoruz. Bu yaklaşım elektrifikasyon ve sürdürülebilirlik ekseninde şekillenen yarının mobilite dünyasına da güçlü bir yanıt niteliği taşıyor.

Handtmann ile kurduğumuz bu güçlü iş birliği ile Cevher Jant’ın ileri mühendislik ve üretim kabiliyetlerini küresel ölçekte bir adım daha ileri taşıdık. Sürdürülebilir büyüme, verimlilik ve teknoloji odaklı yatırımlarımızla önümüzdeki dönemde de mobilitenin geleceğinde söz sahibi olmayı hedefliyoruz.”

 

 

Continue Reading

Otomotiv Sektörü

Hyundai Motor Grubu’ndan Çığır Açan Mobilite: Seri Üretim Robot MobED Tanıtıldı

Hyundai Motor Grubu, robotik alandaki en yeni atılımını, Japonya’nın Tokyo kentinde düzenlenen International Robot Exhibition (iREX) 2025’te gerçekleştirdi. Grubun Robotik LAB’ı tarafından geliştirilen ilk seri üretim mobilite robot platformu MobED (Mobile Eccentric Droid), yapay zekâ (AI) ile desteklenen yetenekleriyle teknoloji dünyasının odağına oturdu.

İlk kez Tüketici Elektroniği Fuarı (CES) 2022’de konsept olarak sergilendikten sonra, MobED, tamamen otonom ve ticari kullanıma hazır hale getirildi. MobED, 3–6 Aralık tarihleri boyunca iREX 2025 kapsamında sergilenmeye devam ediyor.

Hyundai Motor Group Robotics LAB Başkanı, MobED’in sadece bir mobilite cihazı olmadığını vurgulayarak, “MobED, farklı endüstrilere ve günlük yaşama uyarlanabilir yeni nesil bir çözüm sunuyor. Küresel robotik pazarında yeni standartlar belirleyecek ve insanların ve robotların bir arada yaşadığı geleceğe ivme kazandıracak” dedi.

MobED’i Yenilikçi Yapan Üç Temel Özellik

MobED, robotik işlevselliğe getirdiği yenilikçi yaklaşımı şu üç temel unsurla tanımlıyor: Adaptif Mobilite, Sezgisel Otonomi ve Sınırsız Yolculuk.

1. Adaptif Mobilite: Zemine Uyarlanabilen Hareket

Gelişmiş mekanizması sayesinde MobED, hareket kabiliyetini yeniden tanımlıyor. Hyundai’nin otomotiv mühendisliği uzmanlığıyla desteklenen bu özellikler:

  • Üstün Kontrol Mekanizması: Eğimli veya engebeli yüzeylerde duruşu ve yüksekliği dinamik olarak ayarlayarak platformu aktif şekilde dengeliyor.

  • Kesintisiz Geçişler: Dar iç mekânlardan zorlu açık hava koşullarına kadar her ortama sorunsuz adaptasyon sağlıyor.

  • DnL Teknolojisi: Duruş kontrolü, sürüş ve yönlendirme motorlarını tek bir modülde birleştiren özel Drive-and-Lift (DnL) yapısı, MobED’in dengesinin merkezini oluşturuyor.

2. Sezgisel Otonomi: Kullanım Kolaylığı

MobED, teknik bilgi gerektirmeden kullanım kolaylığı sağlamak amacıyla otonom navigasyonu sadeleştiriyor:

  • Güvenli Navigasyon: LiDAR ve kameraları birleştiren AI tabanlı sensörler ile engelleri algılama ve kaçınma işlevlerini gerçekleştiriyor.

  • Erişilebilir Arayüz: Geniş dokunmatik ekran kontrol cihazı ve sezgisel 3D UI/UX tasarımı sayesinde kontrolü kolaylaştırıyor.

3. Sınırsız Yolculuk: Modüler ve Çok Amaçlı Yapı

Modüler bir platform olarak tasarlanan MobED, lojistikten video prodüksiyonuna, kentsel ulaşımdan teslimata kadar geniş kullanım alanlarına uyarlanabiliyor. Evrensel montaj rayları ve API desteği, platformun özelleştirilebilir olmasını sağlıyor.

🛠️ İki Model Seçeneği ve Gelecek Planları

  • MobED Pro: Ticari ve dış mekân operasyonları için geliştirilen, ek sensörler ve ‘follow-me’ (beni takip et) modu gibi gelişmiş otonomi özellikleriyle donatılmış model.

  • MobED Basic: Araştırma ve geliştirme odaklı, özelleştirmeye açık temel modeldir.

Seri üretimine 2026 yılının ilk yarısında başlanması planlanan MobED hakkındaki tüm detaylar, Hyundai Motor Group Robotics LAB web sitesinde yer alacak.

Continue Reading

Otomotiv Sektörü

BYD Türkiye, “Teknoloji Şovu”na TEKNOFEST İstanbul’da Devam Ediyor

BYD Türkiye, Kemerburgaz’da inşa ettiği özel alanda YANGWANG U8 ve YANGWANG U9’un benzersiz yeteneklerini sergilediği nefes kesen teknoloji şovunun ardından, şimdi de bu modelleri ve teknolojik gücünü TEKNOFEST İstanbul’da katılımcılarla buluşturdu.

Dünyanın lider yeni enerji araç üreticisi BYD, Türkiye’nin en büyük havacılık, uzay ve teknoloji festivali TEKNOFEST İstanbul’da yerini aldı. 17-21 Eylül tarihlerinde İstanbul Atatürk Havalimanı’nda düzenlenen festival, teknoloji tutkunlarını bir araya getirirken; BYD Türkiye de lüks segment markası YANGWANG U8 ve YANGWANG U9 modellerinin yanı sıra, ODMD (Otomotiv Distribütörleri ve Mobilite Derneği) Ocak – Ağustos verisine göre tüm elektrikli hatchback modeller içerisinde en fazla satış yapan BYD DOLPHIN modelini ziyaretçilerle buluşturdu.

 

BYD’nin devrim niteliğindeki Blade Batarya, e4 Platform, CTB ve CTC Teknolojisi, BYD DiSus Akıllı Gövde Kontrol Sistemi başta olmak üzere ileri teknolojileri de fuar alanında kurulan özel stand alanında katılımcılara tanıtıldı.

 

TEKNOFEST’E gelen ziyaretçiler, BYD’nin inovasyon gücüyle donatılmış araçlarını ve ileri teknolojilerini yakından inceledi. Track Edition versiyonu ile dünyanın en hızlı elektrikli süper spor modeli unvanına sahip YANGWANG U9, BYD’nin kurduğu özel stand alanında sergilenirken, amfibi özelliği sayesinde hem karada hem de suda hareket edebilen YANGWANG U8 ise 360 derece Tank Dönüşü performansı ile nefes kesen bir şov sundu.

 

“BYD Teknoloji Şovu’ndan sonra, ileri teknolojilerimizi TEKNOFEST’te tüm Türkiye ile buluşturuyoruz”

BYD Türkiye Genel Müdürü İsmail Ergun, markanın inovasyona olan güçlü bağlılığını her fırsatta yansıtmaya büyük önem verdiklerini vurgulayarak şunları söyledi: “Türkiye’nin en büyük teknoloji etkinliği olan TEKNOFEST, ülkemizin özellikle havacılık ve savunma sanayi alanında ulaştığı noktayı gösteren son derece değerli bir organizasyon. Ayrıca, gençlerimizin bilim ve teknolojiye olan ilgisini destekleyerek, ülkemizin geleceğine de katkı sunuyor.

 

DNA’sında teknoloji ve inovasyon olan BYD ise, kendini sürekli gelişime adamış küresel bir teknoloji markası. 120 bini aşkın Ar-Ge mühendisiyle her gün ortalama 40 patent başvurusu gerçekleştiren şirket; bataryadan elektrikli motorlara, süspansiyon sistemlerinden akıllı sürüş teknolojilerine kadar birçok devrim niteliğindeki teknolojiyi otomotiv dünyasına kazandırıyor.

 

Türk tüketicisi, yeni teknolojilere olan ilgisi ve hızlı adaptasyon yeteneğiyle öne çıkıyor. Biz de BYD Türkiye olarak, 7 farklı modelden oluşan geniş ürün yelpazemizle en son teknolojileri kullanıcılarımızla buluşturuyoruz. Bugün burada teknoloji ve otomobil severlere BYD’nin inovasyon gücünü yakından tanıtmak için bulunuyoruz. 11 Eylül’de Kemerburgaz’da gerçekleştirdiğimiz, Avrupa’da bir ilk olma özelliği taşıyan etkinlikte YANGWANG U8 ve U9 modellerimizi kapsamlı bir teknoloji şovuyla tanıtmıştık. BYD Teknoloji Şovu’ndan sonra şimdi ileri teknolojilerimizle TEKNOFEST’te yer almak ve bu teknolojilerimizi tüm Türkiye ile buluşturmak bizim için ayrı bir mutluluk.”

 

BYD, teknoloji gücüyle fark yaratıyor

1995’te batarya üreticisi olarak yola çıkan BYD, bugün elektrikli araçlar, yenilenebilir enerji ve akıllı teknolojiler alanında geliştirdiği çözümlerle daha temiz ve sürdürülebilir bir gelecek için çalışıyor. 2022’de fosil yakıtlı araç üretimini tamamen sonlandıran ilk otomotiv şirketi olan BYD, bugün dünyanın lider yeni enerjili araç üreticisi konumunda bulunuyor.

 

Batarya, elektrik motorları ve elektronik kontrol üniteleri gibi elektrikli araçların kalbinde yer alan bileşenlerdeki uzmanlığıyla öne çıkan BYD, son yıllarda geliştirdiği Blade Batarya, DM-i Süper Hibrit Teknolojisi, e4 Platform, CTB ve CTC Teknolojisi, BYD DiSus Akıllı Gövde Kontrol Sistemi ve DMO Süper Hibrit Sistemi gibi yenilikler, markayı sektörün öncüleri arasına taşıyor. Bir teknoloji lideri olarak BYD, yalnızca otomobil üretmekle kalmıyor; mobilitenin geleceğini yeniden tanımlıyor. YANGWANG U8 ve U9 modelleri, bu vizyonun en çarpıcı örneklerini temsil ediyor.

 

DOLPHIN: Gelişmiş teknoloji, uzun menzilli batarya gücü

Okyanus serisinin öne çıkan modellerinden BYD DOLPHIN, deniz yaşamından ilham alan tasarım detaylarıyla şık ve modern bir görünüm sunuyor. Gelişmiş teknolojisini uzun menzilli batarya gücüyle birleştiren BYD DOLPHIN, konfor ve verimlilik odaklı bir sürüş deneyimi sağlıyor.

Geniş iç hacmi ve yüksek teknoloji donanımlarıyla segmentinde öne çıkan BYD DOLPHIN, 2024 AutoBest Ödülü’nü kazanarak kalite ve verimliliğini tescilledi. BYD’nin kendi geliştirdiği e-Platform 3.0 üzerinde yükselen model, Lityum Demir Fosfat (LFP) teknolojisine sahip 60.4 kWsa kapasiteli Blade Batarya ile güvenlik, dayanıklılık ve performans konusunda yüksek standartlar sunuyor.

204 PS güç ve 310 Nm tork üreten elektrik motoruyla 0-100 km/s hızlanmasını 7 saniyede tamamlayan DOLPHIN, 160 km/s maksimum hıza ulaşabiliyor. WLTP ölçümlerine göre 427 km WLTP menzil ve 15.9 kWsa karma  enerji tüketimi sunan model, 110 kW DC hızlı şarj desteği sayesinde bataryasını yüzde 30’dan yüzde 80’e 26 dakikada şarj edebiliyor. Gelişmiş enerji tasarrufu sağlayan ısı pompası sistemi ise standart olarak sunuluyor.

Euro NCAP’ten 5 yıldız alan BYD DOLPHIN, markanın diğer modellerinde olduğu gibi uzaktan bağlantı özellikleriyle kullanıcılarına üst düzey konfor sunuyor. Türkiye’deki BYD sahipleri ise uzaktan güncelleme (OTA) sistemi sayesinde araçlarını servise gitmeye gerek kalmadan güncelleyerek her zaman en güncel teknolojiye sahip olabiliyor.

 

YANGWANG U8: BYD’nin lüks ve son teknoloji SUV’u

YANGWANG markasının ilk seri üretim modeli olan U8, BYD’nin 20 yılı aşkın AR-GE birikiminin ve inovasyon vizyonunun bir sonucu olarak ortaya çıktı. Performans, güvenlik ve ileri teknolojiyi bir arada sunan U8, lüks SUV segmentinde “fütüristik teknoloji, olağanüstü off-road kabiliyeti ve premium yaşam alanı” kombinasyonu ile öne çıkıyor. YANGWANG’ın temeli, 2004’te tanıtılan BYD ET konseptine dayanıyor. ET, dört motorlu bağımsız aktarma sistemini dünyaya ilk kez tanıtmıştı. 20 yıl sonra bu vizyon, e4 platformu ile seri üretime taşındı.

 

Markanın logosu, “elektrik” anlamına gelen en eski Çince hiyerogliflerden Dian’dan esinlenmiş olup, ilerleme ve bilinmeyene cesurca yol almayı simgeliyor.

 

Dünyanın en prestijli tasarım ödüllerinden olan IF Tasarım Ödüllü U8’in öne çıkan teknolojileri arasında yüzme kabiliyeti dikkat çekiyor. Araç, bu özelliği sayesinde karada ilerledikten sonra su üzerinde de yol alabiliyor. Bir diğer yenilikçi özellik olan Tank Dönüşü ise dört tekerin ters yönlerde dönmesiyle aracın kendi etrafında 360 derece dönmesine imkân tanıyor.

 

49,05 kWh Blade Batarya ve CTC (Cell-to-Chassis) entegrasyonu ile 880 kW (1.196 PS) güç ve 1.280 Nm tork sunan araç, 0’dan 100 km/s hıza 3,6 saniyede ulaşıyor ve azami 200 km/s hız yapabiliyor. CLTC protokolünde, aracın karma sürüş menzili 1.000 km, elektrikli sürüş menzili ise 180 km olarak açıklanıyor.

 

Araç içi uydu iletişimi, gece görüş sistemi ve opsiyonel drone kitiyle donatılmış olan U8, aynı zamanda VtoL enerji paylaşımı ve 15+1 kişiselleştirilebilir off-road modu gibi özelliklerle de dikkat çekiyor. DiSus-P hidrolik gövde kontrol sistemi, 20 inç dövme alaşım jantlar, su geçirmez hava girişi ve sabit yan basamak gibi donanımlar da araca üstün bir kullanım deneyimi sağlıyor.

 

YANGWANG U9: BYD’nin elektrikli süper otomobil vizyonu

BYD YANGWANG U9, inovasyon, mühendislik, güvenlik ve estetiği bir araya getiren elektrikli süper spor otomobil vizyonunu temsil ediyor. 360 derece dönüş, zıplama ve dans etme kabiliyetleriyle otomotiv dünyasında yenilikçi bir performans deneyimi sunan bu model, ileri teknoloji ile estetiği bir araya getiriyor. Keskin hatlara sahip Time Gate tasarım dili, Interstellar far tasarımı ve dinamik ışık imzaları ile U9, aerodinamik ve sportif bir duruş sergiliyor. Çift kokpit iç düzen ve 127 renkli ambiyans aydınlatması, sürüş moduna göre değişerek yüksek teknoloji deneyimini pekiştiriyor.

 

Dört bağımsız motoruyla 1.305 PS güç ve 1.680 Nm tork üreten BYD YANGWANG U9, 0’dan 100 km/s hıza 2,36 saniyede ulaşabiliyor. 80 kWh yeni nesil Blade Batarya ile CLTC protokolünde 450 km menzil sağlayan araç, 500 kW çift girişli ultra hızlı şarj sistemi sayesinde yüzde 30’dan yüzde 80’e yalnızca 10 dakikada ulaşabiliyor.

 

BYD’nin e4 platformu üzerine inşa edilen U9, bağımsız tork kontrolü, DiSus-X akıllı gövde kontrol sistemi, karbon-seramik diskler ve gelişmiş süspansiyon yapısı ile hem pist performansı hem de günlük sürüş konforu sunuyor. Aerodinamik olarak ayarlanabilir ve opsiyonel karbon fiber “swan neck” spoiler yüksek yere basma kuvveti sağlayarak üstün yol tutuşu sağlarken, araçta ısı pompası ve Cell-to-Body entegrasyonu gibi ileri teknolojiler de yer alıyor.

 

YANGWANG U8 ve U9 modelleri, BYD’nin Ar-Ge gücünü, mühendislik vizyonunu ve teknoloji liderliğini doğrudan yansıtırken, şu an için Avrupa homologasyonu bulunmadığı için Türkiye pazarında kısa vadede satışa sunulmaları planlanmıyor.

 

 

 

Continue Reading
Reklam
Reklam
Reklam

En Çok Okunanlar

Copyright © 2020 Ulaşım Gündemi markası tescilli bir markadır.