Otomotiv Sektörü
Otomotivde Sürdürülebilirlik, Uluslararası Otomotiv Mühendisliği Konferansı – IAEC 2022’de Masaya Yatırıldı
Sanayi Devrimini Yaşamak İçin 250 Yılımız Vardı, Bugünkü Dönüşüm İçin Sadece 20 Yılımız Var!
Otomotiv mühendisliği alanında en yeni teknolojilerin ve gelişmelerin mercek altına alındığı ‟Uluslararası Otomotiv Mühendisliği Konferansı – IAEC”, sürdürülebilirlik temasıyla gerçekleştirildi. Bu yıl yedincisi düzenlenen IAEC 2022’ye alanında uzman yerli, yabancı mühendislerle birlikte, dünyanın önde gelen şirketlerinin yöneticileri katıldı. Uluslararası Otomotiv Mühendisliği Konferansı – IAEC 2022’nin açılışını yapan aynı zamanda Konferans Başkanı da olan Sabancı Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gündüz Ulusoy, “İklim değişikliğine yönelik öncelikli hedef, küresel ısınmanın endüstrileşme öncesi dönemin 1.5 derece üstüyle sınırlandırılmasıdır. Bu hedefe ulaşabilmek için 2050 yılında net 0 karbon salınımı hedefinin tutturulması yaşamsal öneme sahip. Bu hedefin tutturulmasında da otomotiv sektörüne kritik bir görev düşüyor. Otomobil, kamyon ve hafif ticari araçların egzoz salınımları, tüm mobilitenin karbon salınımının yaklaşık yüzde 75’ini teşkil etmektedir. Bu ise yılda 600 gigaton karbondioksit salınımına karşılık gelir. Diğer bir deyişle dünyanın karbon salınımının yaklaşık yüzde 15’idir. Bu birkaç istatistik bile bize, otomotiv sektörü ve sürdürülebilirliğin nasıl iç içe olduğunu göstermeye yetiyor” açıklamasında bulundu.
Konferansta konuşma yapan SAE International’ın Sürdürülebilir Mobilite Çözümleri Başkanı Frank Menchaca, sürdürülebilirliğin, hareketliliğin geleceği için çok kritik öneme sahip olduğunu söyledi. Sektörde elektrifikasyon gibi teknolojilerle çok büyük bir değişim yaşandığını ifade eden Frank Menchaca, “Bu, her şeyi değiştiriyor. Tedarik zinciri, mühendislik, iş, şirketlerimizi yönetme ve onlara liderlik etme biçimimizi bile değiştiriyor. Son sanayi devrimini düşünecek olursak; yaklaşık 1700 yılında başlamıştı. Son sanayi devrimini yaşamamız için 250 yılımız vardı. Bu dönüşümü yaşamak için 20 yılımız var! Bu, muazzam bir zorluk ama muazzam da bir fırsat” dedi.
Her yıl alanında uzman yerli ve yabancı isimleri Türkiye’de bir araya getiren ‟Uluslararası Otomotiv Mühendisliği Konferansı – IAEC”nin yedincisi İstanbul’da gerçekleştirildi. Bu yılki ana teması sürdürülebilirlik olan ve iki gün süren konferansa, Sabancı Üniversitesi ev sahipliği yaptı. Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB), Otomotiv Sanayii Derneği (OSD), Otomotiv Teknoloji Platformu (OTEP), Taşıt Araçları Tedarik Sanayicileri Derneği (TAYSAD) tarafından Amerikan Otomotiv Mühendisleri Birliği’nin (Amerikan Society of Automotive Engineers- SAE International) iş birliğiyle ve Tofaş’ın altın sponsorluğu kapsamında düzenlenen organizasyon, Türkiye ve dünyadan alanında uzman çok sayıda ismi ağırladı. Etkinliğin gümüş sponsorları Tisan ve A2MAC1 olurken, Cavo, İnfotron ve Vestel ise bronz sponsorluk yaparak konferansı desteklediler.
Sürdürülebilirlik ana teması ile IAEC’22 !
Uluslararası Otomotiv Mühendisliği Konferansı – IAEC 2022’nin açılışını, aynı zamanda konferans başkanı da olan Sabancı Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gündüz Ulusoy yaptı. Konferansın temasını belirleme aşamasında tüm seçeneklerin kendilerini sürdürülebilirlik konusuna getirdiğini söyleyen Prof. Dr. Gündüz Ulusoy, “Seçenekler üzerinde dururken bunların hızla sürdürülebilirlik üzerinde yakınsadığını gördük. Sanıyorum bunun bir nedeni de ülkemizde de dünyada da iklim değişikliğinin, bunun olumsuz etkilerinin artık günlük yaşamımızın bir parçası oluşu” dedi.
Son dönemin en büyük dönüşümü!
İklim değişikliğine yönelik öncelikli hedefin, küresel ısınmanın endüstrileşme öncesi dönemin 1.5 derece üstüyle sınırlandırılması olduğunu vurgulayan Ulusoy, “Bu hedefe ulaşabilmek için 2050 yılında net 0 karbon salınımı hedefini tutturulması yaşamsal öneme sahip. Bu hedefin tutturulmasında da otomotiv sektörüne kritik bir görev düşüyor. Otomobil, kamyon ve hafif ticari araçların egzoz salımları, tüm mobilitenin karbon salımının yaklaşık yüzde 75’ini teşkil etmektedir. Bu ise yılda 6 gigaton karbondioksit salımına karşılık gelir. Diğer bir deyişle dünyanın karbon salımının yaklaşık yüzde 15’idir. Bu birkaç istatistik bile bize otomotiv sektörü ve sürdürülebilirliğin nasıl iç içe olduğunu göstermeye yetiyor. O itibarla, otomotivde sürdürülebilirliği yasa ve regülasyonlar vasıtasıyla uymak zorunda olunan kısıtlar değil bilakis sektörün yaşamını gelişerek sürdürebileceği yeni bir ortamın, bir değişimin unsurları olarak yorumlamaya, etkilemeye çalışmak gerekiyor. Bu değişim sürecine yirminci yüzyıl başındaki kitlesel üretime geçişten bu yana otomotiv sektörünün içinde olduğu en büyük dönüşümdür diyebiliriz. Bu dönüşüm, riskleri olduğu gibi fırsatları da beraberinde getiriyor. Faydalanabilenler için yeni oyun sahaları açılıyor. Kısaca ifade ettiğim bu hususlar, sürdürülebilirliğin, sadece bu konferansın değil, önümüzdeki dönemlerde de ana gündem maddelerinden biri olduğunu gösteriyor. Sadece otomotiv sektörünün dönüşümünde değil, bütün dönüşümlerde insan kaynağı en önemli etken olarak ortaya çıkar” diye konuştu. Öğrencilerin sektöre ilgisini uyandırmak ve onları motive etmek için ikinci gün programına Formula Student adlı bir oturum eklediklerini belirten Prof. Dr. Gündüz Ulusoy, 4 üniversiteden öğrenci takımlarının, elektrikli otomobil çalışmalarını konferans sonuna kadar sergileme fırsatı yakaladığını kaydetti.
Dönüşüm için sadece 20 yılımız var!
Açılışın ardından bir konuşma yapan SAE International’ın Sürdürülebilir Mobilite Çözümleri Başkanı Frank Menchaca ise, sürdürülebilirliğin, hareketliliğin geleceği için çok kritik öneme sahip olduğunu söyledi. Sektörde elektriklileşme gibi teknolojilerle çok büyük bir değişim yaşandığını ifade eden Frank Menchaca, “Bu, her şeyi değiştiriyor. Tedarik zinciri, mühendislik, iş, şirketlerimizi yönetme ve onlara liderlik etme biçimimizi bile değiştiriyor. Son sanayi devrimini düşünecek olursak; yaklaşık 1700 yılında başlamıştı. Son sanayi devrimini yaşamamız için 250 yılımız vardı. Bu dönüşümü yaşamak için 20 yılımız var! Bu, muazzam bir zorluk ama muazzam da bir fırsat” dedi.
2030 yılına kadar kömür kullanımı bitmeli!
2020 verilerine göre ABD’de yüzde 27 ile en fazla sera gazı salınımı yapan sektörün taşımacılık olduğunu vurgulayan Frank Menchaca, şunları söyledi: “Dünya genelinde yüzde 25 olması lazım bu oranın. Önümüzdeki güçlük işte bu taşımacılık sektörünü alıp sera gazı salınımımızı azaltmak. Bu, çok büyük bir vazife. Bunu düşünmek için bir dizi aracımız da mevcut. Elektrikli, hidrojen, biyoyakıtlar ve biyokütle gibi. Ve sonrasında gerekli olacak altyapıyı da düşünmemiz lazım. Biz burada düşünme biçimimizi ayrıştırdık. Nasıl yapacağımıza dair. Net sıfıra ulaşmak için farklı yolları anlatacağım. Yüksek elektriklenme var. Yani gerçekten gerçek elektrikli araçlara çok kolay alışıyoruz. Elektriklilerde yenilebilir enerji kullanımı var. Ve bir de statüko var ki bu da kabul edilebilir değil! Birkaç farklı senaryomuz var. Bu araçların ve bu yolların her birini kullanarak net sıfır salımına ulaşılabilir. Bütün buradaki kilit nokta ise; ABD’de çok büyük kilit değişiklikler olması gerekiyor. 2030 yılına kadar kömür kullanımını bırakmış olmamız lazım. Doğalgaz, ABD’nin en büyük ihraç kalemlerinden bir tanesi. 2040 yılına kadar bunu azaltmamız gerekiyor. Yenilebilir enerji payımızı artırmamız gerekiyor. Eğer yüksek oranda elektriklenmeden bahsedeceksek, yüzde 76 daha az petrol ve doğalgaz anlamına geliyor 2020’ye kıyasla. Biraz daha az yüksek elektriklenme olursa; yüzde 64 daha az oluyor. Yenilebilir enerji payını arttırdıkça da azalıyor. Yüzde 56’ya iniyor. Tamamen yenilenebilir enerji ise o zaman çok az miktarda fosil yakıt kalıyor. Bu benim için çok kökten bir değişim. 1750’de başlayan ilk sanayi devrimi kadar kökten bir değişim.”
En büyük sorun şarj altyapısı!
ABD’de 2020’de yaklaşık 5.2 milyon elektrikli aracın olduğunu ifade eden Frank Menchaca, bunun sadece yüzde 2 pay anlamına geldiğini belirtti. 2030 yılına kadar elektrikli araç sayısının 49 milyona ulaşarak payını yüzde 17’ye çıkaracağını vurgulayan Menchaca, “2040’ta 204 milyon adet ve yüzde 64 pay, 2050’de de net sıfıra ulaşmak için 328 milyon adet elektrikli araç. Bu, şu an toplam araç sayısından da fazla bir sayı. Yani çok büyük bir güçlük var karşımızda ve biz SAE olarak bunun beraberinde getirdiği birçok sorunun çözümüne katkıda bulunmaya çalışıyoruz” diye konuştu. ABD’de şarjlar istasyonlarında yüzde 25-30 oranında şarj edememe sorunu olduğunu belirten Frank Menchaca, “Yani şunu bir düşünün biz hepimiz, benzin pompasına gidip benzin almaya alışığız ama o pompanın yüzde 75 oranla çalıştığını hayal edemeyiz! Ama ABD’de şöyle bir gerçeklik var ki, şarj altyapısı yüzde 30 oranında başarısız oluyor. Çok sayıda kategorize edilmeyen hata kodları var. O şirketlerden biri bunu şu şekilde özetledi. Eğer bunu düzeltmezsek, planımız ne kadar iyi olursa olsun hiçbir planımız gerçekleşmez çünkü tüketiciler elektrikli araçları kabullenmez. Yani yüzde 5 kaldıysa aracımızda ve bir şarj istasyonuna geldiğimizde çalışması gerekirken çalışmıyorsa; nasıl güvenebilirsiniz ki” dedi.
Döngüsel ekonomi ele alındı!
IAEC 2022, daha sonra “Döngüsel Ekonomi” başlıklı oturumla devam etti. Toronto Metropolitan Üniversitesi (TMU) Veri Analitiği Master ve Sertifika Programları Direktörü Prof. Dr. Ayşe Başar’ın moderatörlüğünü üstlendiği oturumda; Indra Sas CEO’su Loic-Bey Rozet, SSAB Güney Avrupa, FR & TRMEA Satış Direktörü Pedro M. Rodriguez, MHP Management -und IT- Bertaung GmbH Sürdürülebilirlik ve Hareketlilik Dönüşümü Başkanı Dr. Thilo Greshake ve EXITCOM Genel Müdürü Murat Ilgar panelist olarak yer aldı. Ardından, Boğaziçi Üniversitesi-CARF Merkezi Müdür Yardımcısı Prof. Dr. Nilgün Kıran Cılız’ın “Çevresel Etki (Karbon Nötr ve Ürün Yaşam Döngüsü)” isimli oturuma geçildi. Bu oturumda, Ford-Werke GmhB Sürdürülebilirlik İleri Regülasyonlar ve Ürün Uygunluğu Direktörü Dr. Wulf Peter Schmidt, AVL Enerji ve Sürdürülebilirlik Kıdemli Ürün Müdürü Martin Rothbart, Bosch Dijital Dönüşüm & Sürdürülebilirlik Lideri Ersin Öztürk ve VALEO Grup Dış İlişkiler ve Sürdürülebilir Kalkınma Müdürü Jean-Baptiste Burtscher da panelist olarak görev aldı. Konferansın birinci günü, “Dijital Dönüşümün Bugünü ve Gelecek Öngörüleri” başlıklı oturumla son buldu. Son oturumun panelistleri ise ODTÜ-Bilim ve Teknoloji Politikaları Araştırma Merkezi ve İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erkan Erdil, ODTÜ BİLTİR Merkezi Başkanı Prof. Dr. Mustafa İlhan Gökler, Fraunhofer IAO Araştırma Departmanı İleri Sistem Mühendisliği Başkanı ve PDM/PLM Danışmanlık Merkezi Başkanı Dipl. –Ing Mehmet Kürümlüoğlu ve MEXT Teknoloji Merkezi Grup Direktörü Efe Erdem oldu.
IAEC 2022’de ikinci gün!
IAEC 2022’nin ikinci günü; aynı zamanda Konferans Başkanı da Sabancı Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gündüz Ulusoy’un konuşmasıyla başladı. Ardından ana konuşmacı olarak McKinsey Company Şirket Ortağı ve EMEA Bölgesi Otomotiv ve Dijital üretim Lideri Andras Kadocsa, “Sürdürülebilirlik Yolunda Otomotiv Endüstrisi” başlığıyla bir değerlendirme yaptı. Akabinde moderatörlüğünü Sabancı Üniversitesi İstanbul Uluslararası Enerji ve İklim Merkezi (IICEC) Direktöre Bora Şekip Güray’ın üstlendiği, “Alternatif Yakıtlı Araçlar ve Alt Yapısı” başlıklı oturup gerçekleştirildi. Bu oturumda, Hydrogen Europe CEO’su Jorgo Chatzimarkakis, Fraunhofer IAO Enstitü Müdürü ve Akıllı Enerji ve Mobilite Çözümleri Araştırma Bölüm Başkanı Dr. –Ing Daniem Stetter, Ford Otosan Elektronik Sistemler ve Yazılım Direktörü Alper Tekeli ve ACEA Mobilite ve Sürdürülebilir Taşımacılık Direktörü Petr Dolejsi panelist olarak yer aldı. Öğleden sonraki ilk etkinlik, Formula Student oldu. Yıldız Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Alp Tekin Ergenç’in açılışını yaptığı program YTÜ Yarış Takımı, İTÜ Yarış Takımı, Fırat Yarış Takımı ve Sabancı Motorsport’un yer aldığı eğitimle devam etti. İkinci günün ve konferansın son oturumu ise “Elektrikli Araç Şarj Alt Yapısı” başlığında gerçekleştirildi. Moderatörlüğünü Boğaziçi Üniversitesi Makine Mühendisliği Öğrenim Üyesi Prof. Dr. Günay Anlaş’ın yaptığı oturumda, Fev Europe GmbH E-Mobilite Sistemleri Departman Yöneticisi Dr. –Ing Rene Savelsberg, Vestel Kıdemli Ar-Ge Program Müdürü Görkem Özvural, WAT Mobilite Güç Yönetimi Çözümleri İş Birimi Lideri Okan Cicimen panelist olarak katılım sağladı. Konferansın kapanışını ise Sabancı Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Konferans Başkanı Prof. Dr. Gündüz Ulusoy gerçekleştirdi.
Otomotiv Sektörü
OMODA 4 Fransa’da, OMODA 5 NEXT Avrupa’da İlk Kez Sahneye Çıktı!
OMODA | JAECOO, 2026 Paris Otomobil Fuarı’nda OMODA 4 ve OMODA 5 NEXT modellerini otomobil tutkunlarıyla buluşturarak Avrupa’daki büyüme yolculuğunda yeni bir adım attı. “DRIVE THE NEW VIBE” temasıyla fuarda yer alan marka, OMODA 4’ün Fransa’daki ilk tanıtımını gerçekleştirirken OMODA 5 NEXT’in Avrupa prömiyerini yaptı. Fütüristik CYBER MECHA tasarım diliyle öne çıkan OMODA 4, yenilikçi karakteriyle dikkat çekerken OMODA 5 NEXT, coupe tarzındaki sportif çizgilerini gelişmiş konfor özellikleri ve hibrit teknolojisiyle bir araya getirdi. OMODA | JAECOO, iki markanın farklı yaşam tarzlarına hitap eden ürünlerini ve deneyimlerini Paris’e taşırken Avrupa’daki Ar-Ge, üretim ve satış sonrası hizmet yatırımlarına yönelik yaklaşımını da ortaya koydu. Dünya genelinde 77 pazarda, Avrupa’da ise 22 ülkede faaliyet gösteren marka, yerelleşme stratejisi doğrultusunda küresel büyümesini güçlendirmeyi sürdürüyor.
Otomotiv sektörünün yenilikçi markaları OMODA | JAECOO, 2026 Paris Otomobil Fuarı’nda gerçekleştirdiği iki önemli model tanıtımıyla dikkatleri üzerine çekti. Paris Expo Porte de Versailles’ın 4’üncü salonundaki A91 numaralı standında ziyaretçilerini ağırlayan marka, “DRIVE THE NEW VIBE” yaklaşımı doğrultusunda yenilikçi tasarım anlayışını, ileri teknolojilerini ve farklı kullanıcı beklentilerine hitap eden mobilite çözümlerini sergiledi. Fuar kapsamında OMODA 4 modeli Fransa’da ilk kez tanıtılırken, OMODA 5 NEXT Avrupa prömiyerini gerçekleştirdi. OMODA ailesinin iki yeni üyesi, farklı karakterleriyle özellikle bireyselliğe, teknolojiye ve yaşam tarzına önem veren yeni nesil otomobil kullanıcılarına hitap ediyor.
OMODA 4 ile dijital dünyanın tasarım anlayışı yollara taşınıyor!
Paris Otomobil Fuarı’nın dikkat çeken yeniliklerinden OMODA 4, dijital dünyanın fütüristik tasarım anlayışını otomotiv dünyasına taşıyan CYBER MECHA tasarım diliyle öne çıkıyor. Keskin hatları, güçlü geometrik çizgileri ve teknoloji odaklı estetik unsurlarıyla dikkat çeken model, markanın yenilikçi tasarım yaklaşımını somutlaştırıyor. Moda ve tasarım dünyasının önemli merkezlerinden Paris’te gerçekleştirilen tanıtım, OMODA 4’ün kendine özgü karakterini vurgularken markanın “BE THE ONE” felsefesini de yansıtıyor. Bireyselliğini otomobiliyle ifade etmek isteyen kullanıcılara hitap eden OMODA 4, sıra dışı görünümü ve güçlü tasarım kimliğiyle OMODA ürün ailesinin yenilikçi karakterini temsil ediyor.
OMODA 4 ile aynı sahneyi paylaşan OMODA 5 NEXT ise sportif tasarımını ileri teknoloji ve konfor özellikleriyle bir araya getiriyor. Yeni nesil mecha tasarım anlayışıyla şekillendirilen kupe benzeri gövde yapısı, dinamik görünümünü çağdaş tasarım detaylarıyla tamamlıyor. Modelin iç mekânında sunulan 15,6 inçlik 2K yüksek çözünürlüklü ekran, Sony ses sistemi ve masaj fonksiyonuna sahip sürücü koltuğu dikkat çekiyor. Kullanıcıların dijital deneyimini ve seyahat konforunu geliştirmeye odaklanan OMODA 5 NEXT, SHS-H hibrit teknolojisiyle de verimli sürüşü destekliyor. Böylece model, sportif tasarımı, gelişmiş teknolojileri ve konfor özelliklerini bir araya getirerek OMODA ürün gamına yeni bir soluk getiriyor.
OMODA 4’ün cesur ve fütüristik yaklaşımı ile OMODA 5 NEXT’in konfor ve teknoloji odaklı karakteri, markanın farklı kullanıcı profillerine hitap eden ürün stratejisini ortaya koyuyor. OMODA 7 gibi modellerin de yer aldığı genişleyen ürün ailesi, Avrupa pazarında farklı yaşam tarzlarına ve mobilite beklentilerine yönelik alternatifler sunuyor.
OMODA’nın dijital dünyası ile JAECOO’nun özgür yaşam tarzı Paris’te buluştu!
OMODA | JAECOO, Paris Otomobil Fuarı’nda yalnızca yeni modellerini sergilemekle kalmadı, aynı zamanda iki markanın farklı yaşam tarzı yaklaşımlarını da ziyaretçilerle buluşturdu. OMODA’nın dijital kültür ve yenilikçi tasarım odaklı karakteri ile JAECOO’nun doğadan ilham alan rafine macera anlayışı, fuar standındaki farklı deneyim alanlarıyla yansıtıldı.
VALORANT Esports EMEA’nın resmî otomotiv partneri olan OMODA, e-spor dünyasının dinamik yapısını OMODA 4’ün CYBER MECHA tasarım anlayışıyla bir araya getirdi. Dijital dünyanın görsel unsurlarından ilham alan fütüristik tasarımlar ve etkileşimli deneyimler, markanın teknolojiyle iç içe yaşayan yeni nesil kullanıcılarla kurduğu bağı güçlendirdi. OMODA, bu yaklaşımıyla “BE THE ONE” felsefesini otomobil tasarımının ötesine taşıyarak bireyselliği ve özgün yaşam tarzlarını destekleyen marka kimliğini ön plana çıkardı.
JAECOO ise fuar standında doğayla iç içe yaşamı, keşfetme tutkusunu ve şehir hayatının konforunu bir araya getiren yaklaşımını sergiledi. Doğal yaşamdan ilham alan tasarım unsurlarıyla oluşturulan deneyim alanında, markanın güçlü ve sofistike karakteri ön plana çıkarıldı. Şehir içindeki günlük kullanımdan doğa keşiflerine uzanan farklı ihtiyaçlara yanıt vermeyi hedefleyen JAECOO, zarafet ile macera ruhunu buluşturan yaşam tarzı yaklaşımını Paris’e taşıdı.
OMODA’nın dijital kültür ve e-spor dünyasıyla bütünleşen dinamik kimliği ile JAECOO’nun doğa ve keşif odaklı rafine yaklaşımı, iki markanın farklılaşan karakterlerini gözler önüne sererken “DRIVE THE NEW VIBE” anlayışının da temelini oluşturdu.
Avrupa’da yerelleşme stratejisi güçlenerek devam ediyor!
OMODA | JAECOO için Paris Otomobil Fuarı, yeni ürünlerin tanıtıldığı uluslararası bir organizasyon olmasının yanı sıra Avrupa pazarındaki uzun vadeli büyüme stratejisinin de önemli bir göstergesi oldu. Marka, “In Somewhere, For Somewhere, Be Somewhere” yaklaşımı doğrultusunda faaliyet gösterdiği pazarların ihtiyaçlarına odaklanarak yerel operasyonlarını, Ar-Ge çalışmalarını ve endüstriyel iş birliklerini geliştirmeyi sürdürüyor.
Avrupa’daki çalışmalarını İspanya, Fransa, Almanya ve Birleşik Krallık’ta bulunan Ar-Ge merkezleriyle destekleyen OMODA | JAECOO, ürün ve teknolojilerini bölgedeki kullanıcıların beklentilerine, sürüş alışkanlıklarına ve teknik gerekliliklere uygun biçimde geliştirmeye odaklanıyor. Yerel pazar dinamiklerinin ürün geliştirme süreçlerine entegre edilmesi, markanın Avrupa’daki rekabet gücünü artırmayı hedefleyen stratejisinin temel unsurları arasında yer alıyor.
Üretim tarafında İspanya’daki yerel üretim projesini geliştirmeyi sürdüren marka, Avrupa genelindeki endüstriyel iş birliklerini de güçlendiriyor. Bölgesel satış ve satış sonrası hizmet ağını geliştirmeye, tedarik zinciri yapılanmasını genişletmeye yönelik çalışmalar da kullanıcı deneyiminin iyileştirilmesine katkı sağlıyor. Yerel iş ortaklarıyla uzun vadeli iş birliklerine önem veren OMODA | JAECOO, ürün çeşitliliğini güçlü bir hizmet altyapısıyla desteklemeyi amaçlıyor.
Paris Otomobil Fuarı’nda tanıtılan OMODA 4 ve OMODA 5 NEXT modelleriyle ürün ailesinin farklı karakterlerini ortaya koyan marka, Avrupa’daki yatırımları ve yerelleşme stratejisi doğrultusunda küresel büyümesini sürdürmeyi hedefliyor.
OMODA | JAECOO’nun yeni durağı 2026 CHERY Uluslararası Kullanıcı Zirvesi olacak!
Paris Otomobil Fuarı’nın ardından OMODA | JAECOO’nun küresel etkinlik takvimi, 19 Ekim’de düzenlenecek 2026 CHERY Uluslararası Kullanıcı Zirvesi ile devam edecek. Dünyanın farklı bölgelerinden kullanıcıları ve sektör paydaşlarını bir araya getirecek organizasyon, markanın kullanıcı odaklı yaklaşımını, teknolojik yeniliklerini ve ekosistem iş birliklerini ön plana çıkaracak. Zirve kapsamında OMODA X modelinin dünya prömiyerinin gerçekleştirilmesi de planlanıyor. Yeni modelin tanıtımı, markanın geleceğin mobilite teknolojilerine ve farklı yaşam tarzlarına yönelik çalışmalarında yeni bir dönüm noktası olacak.
Otomotiv Sektörü
Hyundai UEFA Champions League’in Resmi Otomotiv Partneri Oldu
Hyundai, 2026/27 sezonunda başlayacak ve uzun yıllar devam edecek iş birliği kapsamında UEFA Champions League’in Resmi Otomotiv Partneri oldu. Avrupa kulüp futbolunun standartlarını belirleyen UEFA Champions League, futbolun en iyilerini bir araya getiriyor ve Hyundai de kendi sektöründe aynı yüksek standartları benimsiyor.
Avrupalı müşteriler için Avrupa’da tasarlanan IONIQ 3, Hyundai’ın 2026/27 sezonunda Avrupa’da tanıtacağı beş önemli modelin ilki ve markayı bu iş birliğinde temsil edecek ilk model olacak.
Hyundai, UEFA Champions League’in Resmi Otomotiv Partneri olduğunu ve bu kapsamda uzun yıllar sürecek bir anlaşmaya imza attığını duyurdu. Hyundai’ın Avrupa kulüp futbolunun en üst seviyesine olan bağlılığını ortaya koyan iş birliği, 2026/27 sezonunda başlayarak 2030/31 sezonunun sonuna kadar devam edecek.
Futbol, Hyundai için oldukça tanıdık bir alan. Yaklaşık 30 yıldır dünyanın en büyük uluslararası turnuvalarından farklı ülkelerdeki kulüp ve federasyonlara kadar futbolu en üst seviyede destekleyen Hyundai, UEFA Champions League ile bu bağlılığını Avrupa kulüp futbolunun zirvesine taşıyor.
UEFA Champions League ile Hyundai arasındaki benzerlikler, sahip oldukları ölçeğin çok daha ötesine uzanıyor. Bu organizasyonda mücadele eden takımlar, dünyanın dört bir yanından gelen yetenekleri bir araya getirerek Avrupa’nın en üst seviyesinde rekabet ediyor.
Hyundai de Avrupa’da araçlar tasarlıyor, geliştiriyor ve üretiyor; modellerini kıta genelinde satışa sunuyor. Böylece faaliyetleri açısından tartışmasız biçimde Avrupalı, etkileri bakımından ise uluslararası iki organizasyon bir araya geliyor.
Hyundai Motor Company Başkanı ve CEO’su José Muñoz, iş birliğiyle ilgili olarak şunları söyledi: “Futbol, yaklaşık 30 yıldır Hyundai’ın bir parçası. Dilleri, sınırları ve nesilleri aşarak insanları başka çok az şeyin başarabileceği kadar güçlü bir biçimde bir araya getiriyor. UEFA Champions League, her hafta Avrupa’nın en tutkulu taraftarlarının karşısında oynanan, dünyanın en iyi kulüp futbolu organizasyonu. Hyundai’nin bu yaz Dünya Kupası’nda gerçekleştirdiği çalışmaların ardından UEFA Champions League, güzel tasarımlara ve taraftarların seveceği özelliklere sahip araçlarımızı sergilemek için ideal bir platform sunuyor. Madridliyim ve bu nedenle bu organizasyonu hayatım boyunca takip ettim. Avrupa genelindeki taraftarlarla bir araya gelecek olmaktan kişisel olarak da büyük heyecan duyuyorum. Futbolun güzelliğini Hyundai ile kutlamak için harika bir dönemdeyiz”.
Hyundai, “İnsanlık için İlerleme” marka vizyonu doğrultusunda fırsatları genişletmeyi ve toplum için daha kapsayıcı bir geleceğe katkıda bulunmayı hedefliyor. UEFA ile Avrupa Futbol Kulüpleri’nin ortak girişimi olan UC3 ile gerçekleştirilen bu iş birliği kapsamında Hyundai; UEFA Champions League’in gücünü ve mobilite çözümlerini kullanarak Avrupa genelinde farklı kültürlerden ve topluluklardan insanları bir araya getirmeyi amaçlıyor. Hyundai, milyonlarca futbolseveri buluştururken toplum üzerinde olumlu bir etki yaratmayı da hedefliyor.
Hyundai Motor Avrupa Başkanı ve CEO’su Xavier Martinet ise şunları söyledi: “UEFA Champions League ve Hyundai; ilerleme, performans ve insanları bir araya getirme hedefiyle hareket ediyor. Bu iş birliğine bugüne kadarki en güçlü ürün gamımızla adım atıyoruz. IONIQ 3, bu sezon Avrupa’da satışa sunacağımız beş yeni modelin ilki. Bölgedeki müşterilerimiz için tasarlanıp geliştirilen IONIQ 3, geleceğin ürün gamımıza öncülük edecek modelimiz”.
UEFA Champions League, dünya genelinde yaklaşık her üç kişiden birinin ilgi gösterdiği ve dünyada en çok izlenen yıllık kulüp futbolu organizasyonu olarak öne çıkıyor. 36 kulübün mücadele ettiği turnuva, tutkulu futbolseverlerden oluşan geniş bir kitleyle iletişim kurmak için önemli bir platform sunuyor. Aynı zamanda Hyundai’nin robotik ve fiziksel yapay zekâdan yazılım teknolojilerine ve Avrupalı müşterilere özel akıllı mobilite çözümlerine uzanan gelecek vizyonunu aktarmasına imkân tanıyor.
Hyundai, 30 yılı aşkın süredir Avrupa’da güçlü bir varlığa sahip küresel bir marka olarak faaliyet gösteriyor. Markanın Almanya’nın Rüsselsheim kentindeki Avrupa Teknik Merkezi, Hyundai modellerinin geliştirme ve mühendislik çalışmalarını yürütürken aynı tesiste bulunan Avrupa Tasarım Merkezi de araçların görsel tasarımını ve kimliğini şekillendiriyor. Üretim faaliyetleri Çekya ve Türkiye’deki fabrikalarda gerçekleştirilirken Hyundai modelleri, 42 Avrupa ülkesindeki 2.000’den fazla satış ve satış sonrası hizmet noktası aracılığıyla müşterilerle buluşuyor. Hyundai’ın tasarım, mühendislik, üretim ve iş ortağı ağı, her gün müşterilere ve taraftarlara hizmet sunuyor.

IONIQ 3 Sahaya Çıkıyor.
Avrupalı müşteriler için Avrupa’da tasarlanan tamamen elektrikli IONIQ 3, Hyundai’ın bu iş birliğindeki ilk temsilcisi olacak. Bu yıl Milano Tasarım Haftası’nda dünya prömiyerini gerçekleştiren kompakt hatchback model, Ağustos ayında üretimin başlamasıyla birlikte Hyundai’ın İzmit Fabrikası’nda üretilen ilk bataryalı elektrikli araç oldu. IONIQ 3 aynı zamanda Hyundai’ın 2026/27 sezonunda Avrupa’da satışa sunacağı beş önemli yeni modelin ilkini oluşturuyor.
Hyundai, IONIQ 3 ile Avrupa’nın rekabetin en yoğun olduğu kompakt sınıfına, Avrupalı müşterilerin ihtiyaçlarına cevap veren sınıfının öncüsü özelliklerle giriş yapıyor. IONIQ 3’ün Aero Hatch gövde yapısı, 0,263 Cd’lik hava sürtünme katsayısı ve 497 kilometreye varan WLTP menziliyle sınıfının öncüsü verimlilik ve menzil sunmak üzere geliştirildi. 441 litrelik bagaj hacmi, sınıfının en geniş iç mekânı, Hyundai’ın en yeni PLEOS Connect bilgi-eğlence sistemini içeren segmentinin öncüsü 14,6 inçlik ekranı ve güçlü fiyat-değer dengesiyle IONIQ 3, Hyundai’ın elektrikli mobiliteyi Avrupalı müşterileri için daha erişilebilir hâle getirme kararlılığını temsil ediyor.
Hyundai’ın ürün gamı; bataryalı elektrikli, hibrit, şarj edilebilir hibrit, hidrojen yakıt hücreli elektrikli ve içten yanmalı motor seçeneklerini kapsıyor. Bu geniş ürün yelpazesi, müşterilerin araç sahibi olma ve araçlarını kullanma biçimleri göz önünde bulundurularak şekillendiriliyor.
IONIQ 3, Hyundai’ın elektrikli mobilite alanındaki kapsamlı çalışmalarını ortaya koyan önemli ödüllerle güçlenen Avrupa’daki EV başarısını daha ileriye taşıyor. Hyundai INSTER, 2025 Dünyada Yılın Elektrikli Otomobili seçilirken IONIQ 9 ise Almanya’da 2026 Yılının Premium Otomobili unvanına layık görüldü.
Hyundai’ın müşteri odaklı yaklaşımı, markanın UEFA Champions League’in Resmi Otomotiv Partneri olarak imza attığı yeni iş birliğinin de temelini oluşturuyor.
UC3 Eş Genel Müdürü Guy-Laurent Epstein ise iş birliğiyle ilgili olarak şunları söyledi: “Hyundai’yi UEFA Champions League’in resmi partnerleri arasında görmekten büyük mutluluk duyuyoruz. Hyundai, futbolu en üst seviyede destekleme konusunda köklü bir geçmişe ve futbolun insanları bir araya getirme gücüne yönelik güçlü bir inanca sahip. Önümüzdeki yıllarda bu ortak hedefi dünyanın dört bir yanındaki taraftarlar için hayata geçirecek bir iş birliği geliştirmeyi sabırsızlıkla bekliyoruz”.
Otomotiv Sektörü
Karsan’da Üst Düzey Görev Değişimi
Yeni nesil toplu ulaşımda dünyanın teknoloji odaklı mobilite markalarından Karsan’da üst düzey görev değişimi gerçekleşti. Son on yıldır Karsan Yönetim Kurulu Murahhas Üyesi ve CEO’su olarak görev yapan Okan Baş, profesyonel yaşamında yeni bir döneme odaklanmak üzere görevlerinden ayrıldı. Karsan Yönetim Kurulu kararıyla, Kıraça Holding Grup CEO’su ve Karsan Yönetim Kurulu Üyesi Utku Can Ayyarkın, Karsan Yönetim Kurulu Murahhas Üyesi ve CEO’su olarak atandı.
Türkiye otomotiv sanayisinin öncü kuruluşlarından Karsan’da üst yönetimde görev değişimi yaşandı. Şirketin CEO’su ve Yönetim Kurulu Murahhas Üyesi Okan Baş, profesyonel yaşamında yeni bir döneme odaklanma kararı doğrultusunda görevlerinden ayrıldı. Okan Baş, son on yılda Karsan’ın global bir mobilite markasına dönüşüm sürecine liderlik ederek, şirketin elektrikli ve otonom toplu ulaşım çözümleriyle uluslararası pazarlarda daha görünür ve güçlü bir konuma ulaşmasında önemli rol üstlendi. Görev süresi boyunca Karsan’ın global mobilite vizyonunun güçlenmesine, dönüşüm stratejisinin hayata geçirilmesine ve sürdürülebilir büyüme yolculuğuna önemli katkılar sundu. Karsan Yönetim Kurulu, şirkete sağladığı katkılar dolayısıyla Okan Baş’a teşekkür etti.
Okan Baş’ın görevlerinden ayrılmasının ardından, Karsan Yönetim Kurulu tarafından Kıraça Holding Grup CEO’su ve Karsan Yönetim Kurulu Üyesi Utku Can Ayyarkın, Karsan Yönetim Kurulu Murahhas Üyesi ve CEO’su olarak atandı.
Lojistik sektöründe 22 yıllık deneyime sahip olan Utku Can Ayyarkın, sahadan başlayarak üst yönetime uzanan güçlü liderlik birikimi, operasyonel yetkinliği ve stratejik yönetim deneyimiyle; Karsan’ın yeni döneminde şirketin büyüme stratejisine, dönüşüm vizyonuna ve sürdürülebilir başarı yolculuğuna liderlik edecek.
Karsan, Utku Can Ayyarkın liderliğinde; 60 yıllık köklü mirasından aldığı güçle elektrikli ve otonom mobilite alanında global bir marka olma yolculuğunu yeni başarılarla büyütmeye, uluslararası pazarlardaki varlığını güçlendirmeye ve sürdürülebilir büyüme hedefleri doğrultusunda kararlılıkla ilerlemeye devam edecek.
