Ulaşım
Türkiye’nin Ulaşım Haritası Yeniden Çiziliyor: Raylı Sistemler ve Otomobilde Yeni Dönem
Türkiye, ulaşım alanında gerçekleştirdiği dev projelerle geleceğe emin adımlarla ilerliyor. Kent içi raylı sistemlerden hızlı tren ağlarına, elektrikli araç dönüşümünden otobüs taşımacılığına kadar birçok alanda atılan stratejik adımlar, ülkenin ulaşım gündemini belirliyor. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın verileri, bu vizyonun somut yansımalarını ortaya koyuyor.
Şehirler Arası Ulaşımda Demiryolu Çağı
Türkiye, demiryolu ağını genişleterek hem yolcu hem de yük taşımacılığında yepyeni bir döneme giriyor. Son dönemde hizmete açılan ve yapımı devam eden yüksek hızlı tren hatları, şehirler arası mesafeleri kısaltarak vatandaşlara konforlu ve hızlı seyahat imkânı sunuyor. Sadece yolcu taşımacılığında değil, lojistik alanda da demiryolu ağının güçlendirilmesi, ülkenin ihracat potansiyelini artırmada kilit bir rol oynuyor.
Kent İçi Ulaşımda Metro Devrimi
Büyük şehirlerdeki trafik sorununa kalıcı çözümler getiren metro ve hafif raylı sistemler, ulaşım gündeminin en önemli başlıklarından biri. Özellikle İstanbul, Ankara ve İzmir gibi metropollerde art arda açılan metro hatları, milyonlarca insanın günlük hayatını kolaylaştırıyor. Bu projeler, sadece trafiği rahatlatmakla kalmıyor, aynı zamanda şehirlerin karbon salınımını azaltarak çevreci bir dönüşüme de katkı sağlıyor.
Elektrikli Araçlar ve Akıllı Ulaşım Sistemleri
Ulaşım sektöründeki dönüşüm, sadece altyapı projeleriyle sınırlı değil. Türkiye’nin yerli otomobili TOGG ile başlayan elektrikli araç (EV) devrimi, şarj istasyonu altyapısının hızla büyümesiyle destekleniyor. Akıllı ulaşım sistemleri, dijitalleşme ve entegre toplu taşıma çözümleri, şehirlerdeki ulaşım deneyimini daha verimli, güvenli ve sürdürülebilir hale getiriyor.
Ulaşımda Yeni Hedef: Güvenli ve Hızlı Seyahat
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, 2024 ve sonrası için belirlediği yol haritasında karayolu, demiryolu, havayolu ve denizyolu taşımacılığının entegrasyonuna odaklanıyor. Otobüs filolarının modernizasyonundan havalimanı kapasitelerinin artırılmasına kadar birçok alanda yapılan yatırımlar, Türkiye’nin ulaşım ağını daha güvenli, daha hızlı ve daha erişilebilir kılmayı amaçlıyor.
Ulaşım
Avrasya Tüneli 2024 – 2025 Sürdürülebilirlik Raporu Yayınlandı
Garanti trafik rakamının yüzde 8 üzerinde performans gösteren Avrasya Tüneli, kamu ile gelir paylaşımını sürdürüyor
Açıldığı günden bu yana 180 milyon yolculuğa güvenle aracılık eden Avrasya Tüneli, kamuyla gelir paylaşımını sürdürüyor. 2025 yılında günlük ortalama 77 bin araç geçişine ev sahipliği yapan tünel, garanti edilen trafik miktarının yüzde 8 üzerinde performans gösterdi.
Sürdürülebilir şehircilik ve düşük karbonlu ulaşımın güçlü örneklerinden biri olan işletme, çatı tipi güneş enerjisi santraliyle yenilenebilir enerji üretimine katkı sağlarken, Karbon Nötr ve ISO 14046 Su Ayak İzi sertifikaları ile de uluslararası standartlara uyumunu güçlendirdi.
16 TEMMUZ 2026 – İSTANBUL İstanbul’un iki yakasını deniz tabanının altından karayolu tüneli ile birbirine bağlayan Avrasya Tüneli, yayımladığı 2024–2025 Sürdürülebilirlik Raporu ile çevresel, ekonomik, sosyal ve yönetişim alanlarında sağladığı somut katkıları kamuoyuyla paylaştı. Türkiye’den Yapı Merkezi ve Güney Kore’den SK Ecoplant tarafından Kamu Özel Sektör İşbirliği (KÖİ) modeli ile hayata geçirilen tünel, dokuz yıllık işletme döneminde 180 milyonun üzerinde yolculuk için güvenli ve kesintisiz hizmet sağladı. Tünel, bu dönemde zaman tasarrufu, yakıt tüketiminin azaltılması, emisyonların ve kaza maliyetlerinin düşürülmesiyle şehir içi mobilitenin iyileştirilmesi sayesinde Türkiye ekonomisine yaklaşık 2,6 milyar ABD doları katkı sağladı.
Rapora göre, Avrasya Tüneli’nden 2025 yılında günlük ortalama 77 bin araç geçti. Bu rakam garanti edilen trafik miktarının yüzde 8 üzerinde gerçekleşirken, garanti üzerindeki her geçiş için kamu ile yüzde 30 gelir paylaşımı yapıldı.
Öte yandan, Avrasya Tüneli, açıldığı günden bu yana toplam 180 milyon araç geçişine de güvenle ev sahipliği yaptı. Tünel, dokuz yıllık işletme sürecinde kullanıcılarına her bir geçiş için 77 dakika olmak üzere toplam 250 milyon saat zaman kazandırdı. Mesafeyi kısalttığı için 304 bin ton yakıt tasarrufu sağladı, 139 bin ton emisyon azaltıldı ve toplam 687 milyon araç kilometre azalımı ile kaza maliyetleri düşürüldü. Bütün bu kazanımlar birlikte değerlendirildiğinde, Avrasya Tüneli’nin ulaşımı kolaylaştıran bir proje olmanın yanı sıra, ülke ekonomisine ve şehir yaşamına değer üreten stratejik bir altyapı yatırımı olduğu görülüyor.
Karbon nötr işletme anlayışı sürüyor
Avrasya Tüneli, çevresel sürdürülebilirlik alanındaki çalışmalarını da kararlılıkla sürdürüyor. Elektrik tüketiminin tamamını yenilenebilir kaynaklardan sağlayarak Uluslararası Yeşil Enerji Sertifikası (I-REC) alan Avrasya Tüneli, sera gazı emisyonlarını ISO 14064 standardına göre hesaplayıp uygun karbon kredileri ile dengeleyerek karbon nötr proje statüsünü 2024 – 2025 döneminde de devam ettirdi.
Dokuz yılda gerçekleştirdiği sistem iyileştirmeleri sayesinde yıllık elektrik tüketimini yüzde 80 azaltarak 6,5 milyon kWh seviyesine düşüren tünel, çatı güneş enerjisi santrali ile de yenilenebilir enerji üretimine katkı sağladı. Tünel, bu yıl aldığı ISO 14046 Su Ayak İzi Sertifikası ile su yönetiminde de uluslararası standartlara uyumunu güçlendirdi.
Patentli hareketli aydınlatma sistemi ani hız değişimlerini yüzde 69 azalttı
Sürdürülebilir şehir mobilitesini destekleyen yenilikçi uygulamalardan biri olan ve kurum içinde geliştirilen Türk patentli Pacemaker (Hız Düzenleyici Hareketli Aydınlatma Sistemi), tünel içerisindeki ani hız düşüşü kaynaklı trafik sıkışıklıklarını yüzde 69, egzoz salımlarını ise yüzde 12’ye kadar azalttı. Trafik verimliliğini yüzde 8,5 artıran bu yenilikçi çalışma, geçtiğimiz yıl UNECE (Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu) tarafından Özel Övgü ödülüne layık görüldü.
İstanbul’un sürdürülebilir geleceğine katkı
İnşaat ve işletme dönemleri boyunca tüm faaliyetlerini çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) ilkeleri doğrultusunda yürüten Avrasya Tüneli, bu yaklaşımı sonucunda kaliteli ve sürdürülebilir altyapı yatırımlarını teşvik eden Blue Dot Network (Mavi Nokta Ağı) Sertifikasını almaya hak kazanan dünyanın ilk projesi oldu.
Avrasya Tüneli Operasyon Genel Müdür Yardımcısı Murat Gücüyener, tünelin iki kıtayı birbirine bağlayan bir altyapı yatırımı olmanın ötesinde; düşük karbonlu ulaşımı destekleyen, şehir içi erişilebilirliği artıran, afetlere karşı dirençli altyapısıyla İstanbul’un sürdürülebilir geleceğine katkı sağlayan stratejik bir şehircilik yatırımı olduğunu ifade etti. Gücüyener, şöyle devam etti:
“INRIX Küresel Trafik Raporu’na göre İstanbul, dünyada trafikte en fazla zaman kaybeden şehirlerden biri. Avrasya Tüneli ise, her gün 80 binden fazla yolculuğa ev sahipliği yapıyor. Tünel, milyonlarca kullanıcı için öngörülebilir, hızlı ve güvenli bir kıtalar arası bağlantı demek. Trafik akışını, sistem performansını ve kullanıcı davranışlarını sürekli izliyoruz. Bu verilerle operasyonlarımızı gerçek zamanlı olarak uyarlıyor ve iyileştirmeler yapıyoruz. Böylece Avrasya Tüneli kullanıcılarına günlük 77 dakikalık zaman tasarrufu sağlıyoruz. Özetle, Avrasya Tüneli 16 milyonluk bir metropol için oyunun kurallarını değiştiren bir mobilite çözümü oldu. Dokuz yıldır olduğu gibi bundan sonra da sorumluluk ve güvenle kıtaları geleceğe bağlamaya devam edeceğiz.”
İnsan odaklı kurum kültürü dünyaya örnek
Avrasya Tüneli’nde finansal sürdürülebilirliği, çevresel, sosyal ve yönetişim unsurlarıyla birlikte yönettiklerine işaret eden Avrasya Tüneli Finans Genel Müdür Yardımcısı Sidem Yavrucu ise, 1,2 milyar ABD doları yatırım maliyetiyle hayata geçirilen tünelin dokuz yıllık işletme sürecinde ülke ekonomine 2,6 milyar ABD doları seviyesinde katkı sağladığını vurguladı. Yavrucu, “2023 yılı son çeyreğinde başlayan; 2024 ve 2025 yıllarında da devam eden gelir paylaşımı aşamasına geçmemiz, kamunun doğrudan fayda elde ettiği sürdürülebilir iş modeline dönüştüğümüzü gösteriyor” dedi.
Sürdürülebilir başarının temelinde güçlü kurum kültürünün bulunduğuna da işaret eden Yavrucu, çeşitlilik ve kapsayıcılığı kurumsal yönetim anlayışının temel unsurlarından biri olarak benimsediklerini ifade etti. Yavrucu, bu kapsamda gerçekleştirilen çalışmalarla 2025 yılında Great Place to Work® Sertifikası’nı almaya hak kazandıklarını hatırlattı. Üst yönetimde yüzde 33, yönetici seviyesinde ise yüzde 50 kadın temsil oranıyla sadece ulusal değil uluslararası alanda da örnek kurum olarak gösterildiklerine değinen Yavrucu, “Tünelin faaliyet döneminde hiçbir etik ihlalin yaşanmamış olması da şirketin şeffaflık ve yönetişim yaklaşımını net olarak ortaya koyuyor” şeklinde konuştu.
Ulaşım
İDO’dan Seyahatte Yeni Dönem Başlıyor
İDO, yolcu deneyimini uçtan uca kurgulayan vizyoner bir iş birliğine imza attı. Araç kiralama sektörünün yenilikçi markası WindyCar ile gerçekleştirilen stratejik ortaklık kapsamında, İDO yolcuları 2026 yılı sonuna kadar İDO web sitesi üzerinden yapacakları araç kiralamalarda %35 indirim ayrıcalığından yararlanabilecek.
Lansmanla duyurulan bu iş birliği, İDO’nun yalnızca bir noktadan diğerine yolcu taşıyan bir marka olmadığını; seyahatin tüm aşamalarını planlayan entegre bir mobilite ekosistemi oluşturduğunu ortaya koyuyor.
Marmara’dan Ege Adaları’na Entegre Ulaşım
Bu yaz Samos, Patmos, Midilli, Leros, Rodos ve Sakız adalarına sefer sayılarını artırarak operasyonlarını güçlendiren İDO, artan turizm talebine yenilikçi çözümlerle karşılık veriyor. Yeni iş modeli sayesinde yolcular, Marmara Bölgesi’nde, Türkiye genelinde ve WindyCar hizmeti bulunan Yunan Adalarında araç kiralama hizmetine doğrudan İDO web sitesi üzerinden erişebilecek.
İDO yolcuları, WindyCar’ın tüm teslimat noktalarından araçlarını teslim alabilecekleri gibi; İDO’nun Yenikapı, Bostancı ve Harem terminallerinde bulunan araç kiralama ofislerinden de araç teslimi gerçekleştirebilecek.
Önemli bir ayrıcalık olarak, %35 indirimli özel fiyatlar yalnızca İDO web sitesi üzerinden yapılan rezervasyonlarda geçerli olacak.
“İDO’yu Turizm Ekosisteminin Merkezine Konumlandırıyoruz”
İDO Genel Müdürü Dr. Murat Orhan, iş birliğiyle ilgili değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:
“İDO olarak yalnızca güvenli ve konforlu deniz ulaşımı sunmakla kalmıyor, yolcularımızın seyahat deneyimini baştan sona planlayan çözümler geliştiriyoruz. WindyCar ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliği, deniz ve kara ulaşımını entegre eden stratejik bir adımdır. Amacımız, İDO’yu sadece bir taşıma markası değil, turizm potansiyeli yaratan ve yolculuğun her aşamasında değer üreten bir marka haline getirmektir.”
WindyCar Genel Müdürü Cem Özütok ise lansmanda yaptığı açıklamada, 2026 yılı sonuna kadar İDO web sitesi aracılığıyla yapılacak araç kiralamalarda %35 indirim fırsatının geçerli olacağını belirterek, iki güçlü markanın iş birliğinin yolculara önemli ekonomik avantaj sağlayacağını vurguladı.
İDO Süper App Yolunda Güçlü Bir Adım
Tatilcinin tüm ihtiyaçlarını gözeten hizmet anlayışıyla hareket eden İDO, bu yenilikçi hamlesiyle yalnızca ulaşım sağlayan bir marka olmanın ötesine geçiyor. Denizden karaya entegre mobilite çözümü sunan bu model, İDO’nun “süper app” vizyonunun somut bir adımı olarak konumlanıyor.
Artan Ege Adaları seferleri, genişleyen hizmet ağı ve stratejik iş birlikleriyle İDO; turizmi besleyen, destinasyonlara değer katan ve yolcu deneyimini zenginleştiren bir marka dönüşümünü kararlılıkla sürdürüyor.
İDO, önümüzdeki dönemde de yolcularına katma değer sağlayacak yenilikçi iş birlikleriyle hizmet ağını genişletmeye devam edecek.
Ulaşım
Bitaksi, yapay zeka ile ‘değişim saati’ ve ‘karşının taksisi’ sorununu bitiriyor
Türkiye’nin lider dijital ulaşım platformu ve alanında Türkiye’nin ilk yerel girişimi olan Bitaksi, şehir içi ulaşımı büyük hacimli veriler ve yapay zeka ile çalışan sistemlerle yönetiyor. Platformun her ay milyonlarca yolculuğa ev sahipliği yapması ve İstanbul’daki taksi şoförlerinin %90’ının Bitaksi kullanması, 13 yıl içinde şehir içi hareketliliğe ilişkin güçlü bir veri zemini oluştururken; bu ölçek, çağrı-sürücü eşleşmesini daha verimli hale getiren yapay zeka destekli mekanizmaları da besliyor. Bu yapı, Bitaksi’nin kullanıcı deneyiminde sağladığı performansın da temelini oluşturuyor. Bağımsız araştırma sonuçlarına göre Bitaksi, dijital taksi platformları arasında en çok kullanılan ve ilk akla gelen uygulama olurken, kullanıcı memnuniyeti ise %94 seviyesinde.
“Yeni Akıllı Eşleştirme Modülü” çağrı sürecini veriye dayalı olarak yönetiyor
Bitaksi’nin 13 yıl boyunca biriken yolculuk verileri, yapay zeka altyapısını besleyen temel kaynaklardan biri olarak kullanılıyor. Bu yapı üzerine geliştirilen Akıllı Eşleştirme Modülü, trafik akışı ve sürücü davranışlarına ilişkin verileri gerçek zamanlı analiz ederek çağrı sürecini yönetiyor.
Kullanıcı çağrı başlattığında sistem devreye giriyor. Sürücünün alışkın olduğu güzergahlar, geçmiş yolculuk davranışları, trafik akışına verdiği tepkiler, iptal eğilimi ve memnuniyet puanı gibi değişkenler milisaniyeler içinde analiz ediliyor. Analiz sonucunda çağrının en hızlı şekilde karşılanabileceği sürücüler belirleniyor. Sistem, çağrının yanıt alma olasılığını artırmak için bazı çağrıları aynı anda birden fazla sürücüye gösterebiliyor. Bazı çağrılar ise farklı sürücü gruplarına dinamik şekilde yönlendirilebiliyor. Bu yapı, eşleşmenin daha hızlı gerçekleşmesini destekliyor.
Sistemin arka planında çalışan bu yaklaşımın, Bitaksi’nin reklam kampanyalarında yer alan “En yakın taksi Bitaksi” söyleminin de temelini oluşturduğunu belirten Bitaksi CEO’su Kaan Sancaklı, “‘En yakın taksi’ yaklaşımını yalnızca fiziksel mesafe üzerinden tanımlamıyoruz. Bizim için ‘en yakın’; çağrıya en hızlı yanıt verebilecek, kullanıcı ihtiyacına en uygun şekilde eşleşebilecek sürücünün belirlenmesi anlamına geliyor. Bu nedenle hız, uygunluk ve doğru eşleşme kriterlerini birlikte değerlendiriyoruz,” dedi.
Hız ve güven, standartlarla destekleniyor
Araştırmalara göre kullanıcıların bir taksi uygulamasında ilk beklentisinin güven ve hız olduğu görülüyor. Bitaksi, çağrı sürecinin yanıt alabilir olmasına ve yolculuğun sorunsuz başlamasına odaklanıyor.
Sürücü yönetimi, yolculuk sonrası yapılan değerlendirmeler üzerinden yürütülüyor. Her iki yolculuktan biri kullanıcılar tarafından puanlanıyor. Bu geri bildirimler doğrultusunda sürücüler ödüllendiriliyor; belirlenen standartları karşılamayanlar sistemden çıkarılıyor. Bu süreç, Bitaksi’nin kullanıcılar tarafından verilen 5 üzerinden 4,91 sürücü memnuniyet puanına ulaşmasında etkili oluyor.
‘2026’da Bitaksi daha da yakın olacak’
2026’da çağrı deneyimini daha da tutarlı ve öngörülebilir hale getirmeye odaklandıklarını vurgulayan Bitaksi CEO’su Kaan Sancaklı, “Bitaksi’nin çalışma prensibinin temelini oluşturan ‘En yakın taksi’ yaklaşımını, 2026’da büyüyen veri hacmimiz ve gelişmiş yapay zeka modellerimizle daha hassas ve hızlı çalışır hale getireceğiz. Şehir içi akışı okuma kapasitemizdeki bu güçlenme sayesinde, çağrıların en hızlı ulaşabilecek sürücüyle buluşmasını daha istikrarlı ve öngörülebilir bir deneyime dönüştürmeyi hedefliyoruz. Böylece Bitaksi olarak kullanıcılarımıza ‘daha da yakın’ olmayı sürdüreceğiz.” dedi.
-
Blog2 hafta önce40 Bininci Mercedes-Benz Tourismo Üretim Bantlarından İndi
-
Yolcu Taşıma3 hafta önceİGA İstanbul Havalimanı CEO’su Selahattin Bilgen ACI EUROPE Yürütme Komitesi’ne Seçildi
-
Otomotiv Sektörü3 hafta önceAkkasko ile Her Yolculuğa Kapsamlı Güvence
-
Kamyon-Çekici3 hafta önceMercedes-Benz Kamyonlar, Euro NCAP Güvenlik Değerlendirmesinde 5 Yıldız Aldı
-
Deniz Yolu3 hafta önceMSC Cruises Türkiye’den Sektörde Bir İlk: Online Rezervasyon Yapılabilen Yeni Web Sitesi Yayında
-
Kamyon-Çekici3 hafta önceVolvo Trucks, elektrikli kamyon taşımacılığında sınırları zorlamaya devam ediyor!
-
Otomotiv Sektörü1 hafta öncePrometeon, Dünya Şampiyonu Motosikletçi Toprak Razgatlıoğlu ile İş Birliğini Yeniledi
-
Otomotiv3 saat önceNissan Qashqai’den Tarihi Rekor

