Connect with us
https://www.peugeot.com.tr/peugeot-modelleri/208.html?utm_source=direct&utm_medium=DIS-RES&utm_campaign=peugeot208_sektorel_mart23_TR_AP_VN_2008-P24_OnGoing_DIS-RES_A_BRD_CLICKS_NA_ICE_&utm_content=direct_display&partner_uid=HashedMail

Lojistik

Volvo FH Electric, “2024 Uluslararası Yılın Kamyonu” (IToY) Ödülünü Kazandı

Volvo Trucks’ın FH Electric modeli, Avrupa çapında 24 önemli yayını temsil eden ticari araç gazetecilerinden oluşan jüri üyeleri tarafından, 2024 Uluslararası Yılın Kamyonu (IToY) seçildi. Volvo Trucks, kökleri 1977 yılına dayanan ödüllerde, seri üretim elektrikli bir kamyon ile bu ödülü kazanan ilk üretici oldu. Saygın ödül, Fransa’nın Lyon kentinde, taşımacılık profesyonellerine yönelik 2 yılda bir düzenlenen Solutrans Fuarı’nın basın gününde Volvo Trucks Başkanı Roger Alm’a takdim edildi.

İsveçli kamyon üreticisi Volvo Trucks’ın ağır hizmet tipi Volvo FH Electric modeli, kazandığı 84 oyla, karayolu taşımacılık verimliliğine en çok katkı sağlayan model olarak rakiplerini geçmeyi başardı. Uluslararası Yılın Kamyonu (IToY) kurallarına göre ödül, son 12 ay içerisinde pazara sunulan kamyonların arasından karayolu yük taşımacılığında; verimlilik açısından en çok katkıyı sağlayan kamyona veriliyor. Jüri üyeleri tercihlerini yaparken, teknolojik yenilik, konfor, güvenlik, sürüş kolaylığı, yakıt verimliliği, çevrecilik ve toplam sahip olma maliyeti (TSM) gibi önemli kriterlere göre değerlendirme yapıyor.

 Uluslararası Yılın Kamyonu ödüllerinde bir ilk!

Kökleri 1977 yılına dayanan Uluslararası Yılın Kamyonu ödülü tarihinde ilk kez, seri üretimdeki bir elektrikli kamyona bu unvan verildi. Üstelik bu yılın IToY ödülünde son listede yer alan beş araçtan dördü, 0 egzoz emisyonuna sahip bataryalı elektrikli kamyon modelleriydi. AB’de Bataryalı Elektrikli Araçlar (BEV) için uygun bir ekosistem henüz mevcut olmasa da, taşımacılık sektöründe elektrikli araçlara geçişin ivme kazanmasıyla, bu zorunlu ekosistem için çalışmaların artması bekleniyor.

Volvo FH Electric’in, IToY jürisini en fazla etkileyen özelliği; I-Shift şanzıman ile birleştirilen, 330 kW veya 490 kW sürekli güce sahip, iki veya üç elektrik motorunu temel alan yüksek verimlilik ve elektrikli güç aktarma performansı oldu. Ayrıca jüri, kesintisiz hızlanma, sessiz çalışma ve titreşimsiz taşıma özelliklerini de değerlendirerek bu sonuca ulaştı.

Volvo FH Electric’in bölgesel kargo taşımacılığında sunduğu esneklik de jürinin gözünden kaçmayan özelliklerden biri oldu. Çekiciler ve kamyonlar için geniş aks konfigürasyonları, dört farklı kabin boyutu, taşıma görevi gereksinimlerine göre ikiden altıya kadar modüler batarya paketi yelpazesi gibi özellikler de jürinin seçiminde öne çıktı.

Uluslararası Yılın Kamyonu Jüri Başkanı Gianenrico Griffini, jürinin kararını şu sözlerle özetledi: “Volvo FH Electric’in piyasaya sürülmesiyle Volvo Trucks, çok çeşitli taşıma operasyonlarına uygun, son teknoloji ürünü bir BEV serisi sundu. Bu, günümüzün zorlu iş ortamında bile enerji geçişinin güç kazandığının kanıtıdır.” 

Volvo Electric Serisi

Volvo Trucks’ın Türkiye pazarında satışa sunulan beş farklı elektrikli modeli bulunuyor;

Volvo FH Electric; ulusal ve uluslararası taşımacılık için geliştirilen sessiz ve 0 emisyona sahip bir ağır yük kamyonu olarak öne çıkıyor. Volvo FH Electric, 30. yaşını kutlayan Volvo FH modelinin gelecekteki temsilcisi olarak görülüyor.

Volvo FM Electric, işlevselliği, geniş görüş açısı ve manevra kabiliyeti ile bölgesel taşımacılık ve şehir içi taşımacılık için çevreci, sessiz ve ekonomik bir çözüm sunuyor.

Volvo FMX Electric, kentsel inşaat projeleri, maden vb. projeler için 0 emisyona sahip, sessiz, güçlü ve güvenli bir iş kamyonu olarak hizmet veriyor.

Volvo FL/FE Electric modelleri ise esneklik, güvenlik ve manevra kabiliyeti gerektiren şehir içi taşımacılık ihtiyaçlarına güvenli ve çevreci çözümler sunuyor.

Tıkla Yorum Yap

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Lojistik

Türkiye’nin en hızlı elektrikli araç şarj istasyonları geliyor

Türkiye’de 168. yılını kutlayan, dijitalizasyon ve yenilikçi teknolojiler alanında öncü şirketlerden Siemens, Türkiye’de elektrikli araçların altyapı çalışmalarına destek oluyor. Şarj istasyonlarının altyapı planlanmasından ürün seçimine, dijital servislerinden finansmanına kadar çözüm sunan Siemens Türkiye, 22-24 Mayıs’da Ankara’da ATO Congresium’da gerçekleşecek Prosumer Fuarı’nda yerini alacak.

Kentsel alanlarda e-mobilitenin önemli rolü her geçen gün artıyor. Elektrikli mobilite altyapısının şebekenin gereksinimlerini karşılaması, modern bir akıllı şehirdeki insanların ihtiyaçlarına cevap vermesi bekleniyor. Öte yandan sürücülerin de araçlarını ihtiyaçları olduğu her yerde şarj ve kısa süreli şarj edebileceklerinden emin olması gerekiyor.

10 yılı aşkın süredir, şarj çözümlerinde deneyimiyle IoT sistemleri ile şarj üniteleri dahil 85 milyondan fazla cihazı birbirine bağlayan Siemens, son teknoloji ürünler ile hem yerel hem de halka açık veya yarı kamusal alanlarda elektrikli araçlar (EV’ler) için şarj altyapılarının yönetimine de katkı sağlıyor.

Siemens’in açık platformu ile elektrikli araç üreticileri, şarj ağı işletmecileri (Charge Point Operator), filo yönetimi yapan şirketler, kamu şarjı için belediyeler, oteller, alışveriş merkezleri ve lojistik operatörlerinin hem Siemens şarj ünitelerine hem de üçüncü tarafların mevcut ve yeni şarj ünitelerinin çözümüne de entegre olması kolaylaştırıyor. İş birliği yaptığı, hizmet verdiği kurumların enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik çalışmalarına destek olan Siemens, karbon nötr bir geleceğe de katkı sunuyor.

Şarj dolumunda süre 25 dakikaya düşecek

Şu an Türkiye’de genel kullanıma açık kurulu yaklaşık 17 binden fazla adet şarj soketi bulunuyor. Bunların yüzde 66’sı 22 kW’a kadar çıkışa sahip ve bu ürünlerin dolum süreleri 4-6 saati bulabiliyor. Siemens’in ürettiği DC ürünlerden 400 kW’a kadar çıkış gücünde hizmet veren SICHARGE D Şarj İstasyonları ile araçların bataryalarına göre doldurma süreleri 25 dakikaya düşüyor. Pazardaki en güçlü şarj cihazı olarak aynı zamanda tek seferde 4 elektrikli otomobili aynı anda şarj edilebiliyor. Dünyanın en önemli tasarım ödüllerinden biri olan IF ödülünü de alan kompakt SICHARGE D, Türkiye’de de 350’den fazla soketle hizmet veriyor.

Siemens Türkiye E-mobility Birimi Ülke Yöneticisi Rıfkı Çolak, ürün ve hizmetlerin sürdürülebilirliğini aktarmak adına Prosumer Fuarına katılımın önemli olduğunu şu cümlelerle vurguladı; “Siemens Türkiye olarak ihtiyaç duyan her bir kurum ve kuruluşa özel olarak hazırladığımız uçtan uca ürün ve hizmetlerimiz ile çalışmalarımıza devam ediyoruz. Şarj istasyonlarımız IOT tabanlı olduğu için cihazı kurduktan sonra sahaya inmeden de servis hizmeti sağlayabiliyoruz, data analitiği ile sürekli uzaktan da müdahalelerde bulunabiliyoruz. İstasyon ağı kuran iş ortaklarımızın operasyonlarını sürekli hale getirebiliyoruz. Öte yandan uzaktan servis stratejimiz ile karbon ayak izimizi düşürüyoruz. İş ortaklarımız da kendi süreçlerini mükemmelleştirerek, Türkiye’de elektrikli araç kullanmanın önündeki engelleri yıkmış oluyor” dedi.

Binek araç ve ticari araçların günden güne elektrikli araca dönüşümü ile beraber, daha sürdürülebilir bir dünyanın amacı ve ülkemizin karbon sıfırlama hedefleri doğrultusunda birçok farklı iş birimi ile hizmet eden Siemens Türkiye, bütüncül bakış açısıyla e-Mobility’e yeni bir bakış açısı getiriyor.

 

Continue Reading

Lojistik

PIRELLI, P Zero Lastiği Tanıttı

Pirelli’nin Ferrari Classic için sunduğu kataloğa eklenen yeni lastik iki büyük İtalyan markası arasındaki yetmiş yılı aşkın ilişkiyi güçlendiriyor.

Pirelli ve Ferrari yetmiş yılı aşan ilişkilerini sürdürürken bu zamansız klasikleri güvenli ve verimli bir şekilde yollarda tutmayı amaçlıyor. Ferrari Enzo için özel olarak geliştirilen yeni P Zero Corsa System lastikler hem en ikonik klasiklerin hem daha genç modellerin ekipmanı olan Pirelli Collezione serisine katılıyor. “Enzo” için İzmit’te üretilen lastikler, Maranello fabrikasından çıkan diğer iki tarihi süper otomobil olan Ferrari F40 ve F50 için mevcut iki seçeneğe iki yeni P Zero ekleyerek Pirelli’nin Ferrari Classic için sunduğu kataloğu genişletiyor.

FERRARI ENZO İÇİN P ZERO CORSA SYSTEM LASTİKLER

Pirelli, 2002 yılında lanse edilen “ekstrem spor otomobil” Ferrari Enzo için 245/35 R19 ebatlı ön ve 345/35 R19 ebatlı arka lastiklerden oluşan yeni bir P Zero Corsa System geliştirdi. Collezione serisindeki diğer tüm lastikler gibi bu ürün de orijinaliyle aynı görünüme sahip olmakla birlikte modern malzemeler ve teknolojilerle üretiliyor. 2000’li yılların başında yol serisinin en sportif modeli olarak tasarlanan bu lastik yüksek hızlarda ve virajlarda maksimum denge sunarken pistte de kullanılabilmesini sağlayan özel bir konstrüksiyon içeriyor. Önde yönlü, arkada ise asimetrik olan iki farklı sırt deseni suda kızaklamayı azaltmaya da yardımcı oluyor. Ferrari test sürücüleri, yeni lastiği denediklerinde dönemin sportif karakterini yeniden keşfetti. Lastik şimdi en güncel hamurların kullanılması sayesinde daha fazla güvenlik ve güvenilirlik sunuyor. Bu lastikler Pirelli’nin “şampiyonların fabrikası” ünvanlı Türkiye’deki Pirelli İzmit Fabrikası’nda üretiliyor. Pirelli İzmit Fabrikası dünyanın en prestijli yarışları için 400’ün üzerinde farklı türde yarış lastiği üretimini de gerçekleştiriyor.

Collezione serisine eklenen P Zero Corsa System lastikler, Maranello fabrikasının şimdiye dek ürettiği ve zamanında Formula 1 yarış otomobillerine en yakın yol otomobili olarak tanımlanan Ferrari F50 için 245/35 R18 ebatlı ön ve 335/30 R18 ebatlı arka lastik seçenekleriyle de sunuluyor.

FERRARI F40 İÇİN P ZERO

F50 ve Enzo’nun atası niteliğindeki Ferrari F40, 1987 yılında orijinal ekipman olarak Pirelli P Zero lastikleri kullanan ilk seri üretim otomobil oldu. Bu otomobile özel olarak geliştirilen bu lastik; bir yol otomobili için daha önce görülmemiş 17 inç jant, ön ve arka için farklı ebatlar ve maksimum hızı 300 km/saati aşan bir otomobile adanmış teknoloji gibi bazı önemli inovasyonlar içeriyordu. Günümüzde F40’a özel bir P Zero versiyonu 245/40 R17 ebatlı ön ve 335/35 R17 ebatlı arka lastiklerle Pirelli Collezione kataloğunda sunuluyor. Bu versiyonun başlıca inovasyonları arasında lastiğin yanağındaki orijinali çağrıştıran harfler yer alıyor.

pirelli-p-zero-1.jpgPIRELLI P ZERO: PERFORMANS, İNOVASYON VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK

Pirelli P Zero serisi, Ferrari F40’tan en yeni nesil süper otomobillere yerini koruyor. Bu inovasyon ve teknoloji hikayesi pist için geliştirilen teknolojilerin yol lastiklerine aktarılması için bir açık hava laboratuvarı işlevi gören Formula 1’den başlayıp son kırk yıldır en ekstrem ve prestij otomobillere ve motor sporlarına bağlanıyor. P Zero serisi otomotiv pazarının performansa, güvenliğe, sürdürülebilirliğe ve şimdi elektrikli mobiliteye giderek artan ilgi doğrultusunda değişen ihtiyaçlarına yanıt olarak zaman içinde evrildi. Pirelli’nin özellikle elektrikli otomobiller için ürettiği lastikleri belirten Elect işareti ilk kez 2019’da bir P Zero lastikte yer aldı.

Ürün ailesi bir süre önce, 2023 Goodwood Hız Festivali sırasında tanıtılan P Zero E, P Zero R ve P Zero Trofeo RS modelleriyle güncellendi. “Çevre Dostu Tasarım” yaklaşımıyla geliştirilen tüm lastiklerde şirketin motor sporlarındaki deneyiminden alınan ve sanallaştırma dahil yenilikçi araçları ve malzemeleri kullanan bir metodoloji uygulanıyor.

Kaynak:Otopodyum

Continue Reading

Lojistik

Kare Lojistik YYS, izinli gönderici ve belgeleriyle lojistiği hızlandırıyor

Kare Lojistik Genel Müdürü Berk Yalçınkaya, “Etkili lojistik hizmeti, hız ve sürat demektir. Sahip olduğumuz YYS, İzinli Gönderici ve ETGB belgelerimiz ile hızlı ve kesintisiz hizmet sunuyoruz” dedi.

Kısa adı YYS olan Yetkilendirilmiş Yükümlü Statüsü, Gümrük İşlemlerinin Kolaylaştırılması Yönetmeliği’nde yer alan koşulları taşıyan, gümrük mevzuatı uyarınca serbest bölgeler dâhil Türkiye Gümrük Bölgesi’nde yerleşik sayılan kişilere gümrük ve dış ticaret mevzuatında öngörülen birtakım kolaylıklardan yararlanmak üzere verilen bir belgedir.

YYS’nin Türkiye’de güncel olarak 59 tane lojistik firmasında bulunduğunu belirten KRE Kare Lojistik Genel Müdürü Berk Yalçınkaya, “YYS, ihracatın ve ithalatın ülkemiz adına daha da hızlanması için belirli statüde bulunan firmalara verilen yetki belgeleridir. Şu anda Türkiye’de güncel olarak 59 tane lojistik firmasında mevcut olan YYS’ye sahip lojistik firmalarından biri de biziz” dedi.

İÇ GÜMRÜKLERE ARAÇLARIMIZ GİRMİYOR, TESİSLERİMİZDE TÜM GÜMRÜK İŞLEMLERİNİ YAPABİLİYORUZ

YYS’ye sahip lojistik firmalarının çok önemli avantajlar elde ettiğini belirten Yalçınkaya, “Bu belgelere sahip olunca iç gümrüklere araçlarımız girmeyip, kendi tesisimizde tüm gümrük işlemleri A’dan Z’ye bitirebiliyor ve araç çıkışını sağlayabiliyoruz. İç gümrüklerin yoğunluklarından dolayı bir araba 1 gün kaybederken bunun yerine biz, hızlı bir şekilde kendi tesisimizde işlemleri bitirip aracın çıkışını daha da hızlı sağlayabiliyoruz. Balkan ülkelerine çalıştığımız için iç gümrüklere gidişteki kaybedilen süre bile bizim için çok önemli. Yakın mesafede zaman ile yarıştığımız için hızlı teslimat yapmaya çalışıyoruz. Oradaki kaybedilecek 1 gün veya 6-8 saat bile bizim için çok kıymetli olduğu için YYS, bu avantajı sağlıyor. Bazen 1 saatlik bir kayıp, sınır kapısında 1 günlük hatta 2 günlük bir zaman kaybına neden olabiliyor. Aracın 1 saat geç çıkması sınır kapısında bizlere çok ciddi zaman kaybettirebiliyor. Sınır kapısına bir gidiyorsunuz, mesai saatine denk geliyorsunuz, sizden önce gidenler oluyor, kuyruklar oluyor vs. YYS ve İzinli Gönderici, bunun önüne geçen en önemli belgemizdir” dedi.

kare-lojistik-arac.jpgYYS’Yİ ALMANIN ZORLUKLARI VAR, HERKESE VERİLMEMELİ!

“YYS’yi almanın ön koşulları zordur ve bana göre zor da olmalıdır. Herkese verilmemelidir. Özel güvenliğinden 7/24 güvenliğe, kamera kayıtlarına, sistemin Ticaret Bakanlığı’na bağlı olmasına, Ticaret Bakanlığı’na verilen teminatlardan yüklerin takibine, yüklerin içeriğine kadar tüm sorumluluğun firmada olduğu bir belgedir. YYS ve izinli göndericiye sahip olmak zordur. YYS almak için uzun süre belirli denetimlerden geçilir. Belirli denetimlerde tesisinizin A’dan Z’ye takibinden kamerasına, kamerasından arşivlenmesine, tüm dökümantasyonların bulut sisteminde, aynı zamanda serverde tutulmasına vb. birçok teknolojik altyapıyı içeren bir belgedir aslında” diyen Yalçınkaya, YYS’nin müşteriye sevkiyatların erken teslim edilmesini sağladığını belirtti ve müşterinin YYS sayesinde hızlı bir hizmet aldığını vurguladı.

RESMİ TATİLLER KABUSUMUZDU, YYS İLE RAHAT BİR NEFES ALDIK

Etkili lojistik hizmeti demenin biraz da hız ve sürat demek olduğunun altını çizen KRE Kare Lojistik Genel Müdürü Berk Yalçınkaya, “Parsiyel yükleme yoğunluklu çalışan bir firma olduğumuz için eskiden araçlarımız depomuzdan yüklendikten sonra Muratbey Gümrüğü’nde sıraya girerdi. Muratbey Gümrüğü’nde sıra zaten çok olurdu. Resmi tatiller öncesi 30 km uzunluğunda kuyruklar oluşurdu. İçeri girdiğinde de işlemlerin yoğunluğundan dolayı uzun süre kaybımız oluyordu. Resmi tatil günlerinde arabanın 2 günde gümrükten çıkamadığı oluyordu. Biz, buradan Balkan ülkelerine 2 günde teslimat yaparken 1.5 ya da 2 gün iç gümrükte kaybetmemiz hem bize, hem müşteriye, hem ithalatçıya hem de ihracatçıya kayıp demektir. YYS olunca depo yükleme yaparken gümrük işlemleri neredeyse tamamlanmış oluyor. Depo yüklemeyi bitirdiğinde gümrük işlemlerini de bitirip aynı hızla aracın çıkışını sağlayabiliyoruz” dedi.

YYS, İZİNLİ GÖNDERİCİ ve ETGB BELGELERİMİZLE İŞLERİMİZİ EN HIZLI ŞEKİLDE YAPIYORUZ

Şu anda tüm yetki belgelerinin tam olduğunu söyleyen Yalçınkaya, yeni çıkabilecek belgeleri almak için de hazır bir altyapılarının olduğunu söyledi. “Hem YYS hem de izinli gönderici yetki belgesinin ikisinin aynı anda olması gerekmektedir. Bunlar 2 ayrı yetki belgelerdir. Sadece YYS’nin olması demek, işin bir tık daha hızlanması demek; ama kendi tesisinden işlemleri bitirememesi demektir. Bizim bu yüzden hem YYS, hem de İzinli Gönderici Yetki Belgemiz bulunmaktadır. Ek olarak da yeni aldığımız ETGB (Elektronik Gümrük Ticaret Belgesi) iznimiz mevcuttur” diyen Yalçınkaya sözlerini şöyle tamamladı: “ETGB izni, e-ihracat lojistiği ile alakalıdır. Bizim hem YYS, hem izinli gönderici yetki belgelerimiz olduğu için ETGB ile iç gümrük işlemlerini kendi araçlarımıza yükleyip, kendi iç bünyemizde bitirebiliyoruz. ETGB, mikro ihracat sağlamaktadır. Mikro ihracatın avantajı şudur: Bir ihracatçının maksimim 300 kg. ve maksimim 15 bin euro sınırına kadar mikro ihracat yani ETGB beyannamesi açabiliyor. Bu, beyannamede de müşterinin maliyetini aşağı indirip aynı zamanda KDV iadesine kadar tüm normal ihracat beyannamesi avantajlarını kendi sağlayabilmektedir. Biz, bu çıkışı da gümrüğe girmeden, kendi tesisimizde, kendi depomuzda, kendi bünyemizde sağlayabiliyoruz.”

Continue Reading
Reklam
Reklam
Reklam

En Çok Okunanlar

Copyright © 2023