Connect with us

Lojistik

Düzce e-ticaretin Lojistik Merkezi Olma Yolunda

  Dünyanın önemli bir e-ticaret devi yatırım için Düzce’yi markajına aldı. 80 bin metrekare alan ile başlayacak yatırımın Ankara ve İstanbul hattındaki önemli bir noktada bulunan Düzce’yi e-ticarette lojistik merkez olmaya hazırlayacak.

DÜNYA Gazetesi Üst Yöneticisi Hakan Güldağ, Genel Koordinatör Vahap Munyar ve Yazıişleri Müdürü Handan Sema Ceylan sordu; Düzce Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Tuncay Şahin ve Düzce Ticaret Borsası Başkanı Nurettin Karslıoğlu cevapladı.

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) öncülüğünde DÜNYA 81 ildeki oda ve borsalarla bir araya gelecek. “Başkanlar Konuşuyor” adlı bu projede ikinci kent Düzce oldu. 81 plaka numarasını alan Türkiye’nin en genç kenti Düzce, 1999 depreminden sonra vilayet oldu. Sanayisiyle öne çıkan kentin iddiası, tarım ve turizm olacak. Kentte orman ürünleri de göz dolduruyor.

13 yabancı sermayeli firmaya yenileri ekleniyor

TUNCAY ŞAHİN
DÜZCE TİCARET VE SANAYİ ODASI BAŞKANI

tuncay-sahin.jpgÖzellikle 1999’da Düzce depremiyle beraber şehrin yüzde 95’i yıkıldı en genç illerden bir tanesiyiz. Şimdi gündemimizde e-ticaret var. Dünyanın dev bir e-ticaret firması Ankara-İstanbul arasındaki avantajlı yerimiz için geldi. Biliyorsunuz Kuzey Marmara Otoyolu Hendek’e kadar geliyor. Bu dev firmanın çok önemli bir yatırım yapmasını sağlayacağız. Ayrıca Namet’e 222 dönem yer verdik. Endüstri 4.0’a göre çok teknolojik bir yatırım yapıyorlar. Gelen yatırımcı önce bize geliyor. Sayın valimize sayın bakanımıza götürüyoruz. Çok hızlı bir şekilde evrakını, sorununu çözüyoruz. 1. OSB’mizde çok çekmiştik. Artık idmanlıyız, yatırımlarımızı kentimizin lider isimleri sayesinde hızla devreye alıyoruz. En büyük yatırımcılarımızdan Düzcecam yine bir yatırım yapmak için 50 dönüm yer istiyor. Başka bir firmamız 200 dönüm yer istiyor. Bir İranlı yatırımcımız 100 dönüm yer talep etti.

Yerimiz kısıtlı artık biz burada 3 bin liranın altında işçi çalıştırmayacak yatırımlara öncelik veriyoruz. Yatırımcıların hepsinin yatırımı 100 milyon liradan fazla. Dünya hızla değişiyor. Biliyorsunuz 85 milyon mesleğin yok olacağı, 97 milyon yeni mesleğin doğacağı söyleniyor. Almanya’ya düzenlediğimiz bir geziden sonra KOBİ’lerin neler yapması ile ilgili kritik bilgiler edindim. Düzce’deki arkadaşlara hemen söyledim. Dijitalleşmeyi, ihracatı hiç deneyimlememiş iş insanlarını merceğimize aldık. Dış Ticaret İstihbarat Birimi kurduk. Düzce’de yüzde 100 yabancı sermayeli 13 firma var.

Bizim eğitimlerimize onlar da destek veriyor. Tahkimden tutun proje geliştirmeye kadar eğitimler sunuyoruz. Gümrükçülük de değişiyor. Biz Türkiye’nin 3. Teknolojik gümrüğünü kuracağız. Artık kargo gümrükçülüğü hizmeti de vereceğiz. Küçük meblağlı ihracatlar için de hazırız. Düzce’nin en önemli avantajı kentin önde gelen tüm liderlerinin birlikte çalışması. Bakanımız Faruk Özlü, Belediye Başkanımız oldu. Kentimize önemli hizmetleri var. Valimiz, rektörümüz çok çalışkan, çok uyumlu bir ekibiz. Düzce’yi birlikte yönetiyoruz. İddialıyım, 5 yıl sonra Düzce’yi bambaşka bir nokta göreceğiz. İhracatımız en az 5 milyar dolar olur. Şu anda 1.6 milyon dolar ihracat yapıyoruz. Ama başka kentlerden gittiği için resmiyette sanki 400 milyon dolar ihracat yapıyormuşuz gibi gözüküyor. Bu konunun çözülmesi için girişimlerimiz var.

BİR TURİST NE ARARSA HEPSİ DÜZCE’DE VAR

Beş yıl sonra turizm gelirimiz en az 1 milyar TL’nin üzerine çıkar. Şu anda yılda bize 300 bin kişi raftinge geliyor. Gelişen bir turizmimiz var. Gölyaka’da Efteni Gölü var. Burası kuş cenneti olarak geçer. Şu anda oraya 70 milyon lira yatırım yapılıyor. Etrafına golf sahaları yapacağız. Kardüz Kayak Merkezimiz var. Kartalkaya’dan, Uludağ’dan daha iyi. Şelalelerimiz, mağaralarımız 30 kilometre ötede denizimiz var. Bir turist ne ararsa bizde onların hepsi var. Karavancılık da yapıyoruz, antik kentimiz de var.

EŞİ CEZAEVİNDEKİ KADINLAR İÇİN PROJE

Tarıma gelince alternatif tıpta iddialıyız. Eşi cezaevinde olan hanımefendilere meslek edindireceğiz. Onların tarımda çalışmasını sağlayacağız ve alım garantili üretim yapmalarının önünü açacağız. 5 dönüm yerden 15 bin TL para kazanacaklar. Burada tarım işçilerinin yaş ortalaması 58. Daha doğuya gittiğinizde 62. Gençler masa başı iş istiyor. Ama makine görmemiş makine mühendisleri gördü bu gözler. Önemli olan severek bir mesleği yapmak ve ondan para kazanmak. İstanbul’da bir binadan oluşan üniversiteler var. Tarım sayesinde işsizliğimiz de azalır. Bir de tarım toprakları miras yoluyla çok parçalandı. Toprak reformu şart. Yeni dünyanın savaşları yapay zeka, tarım ve su üzerine olacak. Türkiye buna çok iyi hazırlanmalı.

MANDACILIK DERSİ BİR BİZDE VAR BİR AFYON’DA

5 OSB’miz var. O yüzden artık tarım ve turizme yöneleceğiz. Tarım ve hayvancılık alanında kendimizi geliştirebileceğimiz en önemli alanlardan biri mandacılık. Veterinerlik yüksekokulunda mandacılık dersi var. Bu ders sadece Afyon’da bir üniversite ile bizde var. Mandaya devlet 1200 lira destek veriyor. Burada Hollandalı bir firmadan destek alıyoruz, bir tarım OSB kuracağız. Daha butik bir OSB olacak ama para edecek ürünler ekeceğiz.

AĞAÇ KUYUMDAN DAHA DEĞERLİ

Orman endüstrisi alanında çok geliştik. MDF firmalarımız dünya çapında. Ağaç sektörümüz şuanda daha iyi kuyumculuktan daha iyi. Amerika dahil uzak coğrafyalara ihracat yapıyoruz.

NURETTİN KARSLIOĞLU
DÜZCE TİCARET BORSASI YÖNETİM KURULU BAŞKANI

nurettin-karslioglu.jpgDüzce son yıllarında fındıkla öne çıktı, çünkü üretim alanları çoğaldı. Oysa bundan 20-25 yıl önce Düzce dendiği zaman akla kereste şehri olarak gelirdi. Düzce’miz sanayiden sonra tarım ve turizm şehridir. Esasında sanayi için kentimiz yeterince doldu. Bundan sonra turizme ve tarıma ağırlık vereceğiz. Düzce’mizde bir de üniversitemiz var. Onun da kentimize katkıları var. Ancak aşırı göç alıyoruz. Ankara’yla İstanbul’un ortasında olmamız, köylerden insanları bize itiyor. Aslında Düzce de çok göç almaya müsait bir şehir değil. Kentimizin arazilerinin yüzde 60’ı tarım toprağı. Ancak biz sadece fındık ekiyoruz. Düzce’nin çok kıymetli bir ova toprağı var. Senede birkaç defa ürün alınabilecek çok verimli bir toprak bu. Ürün çeşitliliği sağlayabiliriz. Bunun için de ürün bazlı teşvikler verilebilir. Bu ürünler yılda iki kez hasadı olabilecek ürünler olabilir, hatta endüstri ile birlikte planlayabiliriz. Gıda endüstrisinin burada yatırım yapmasını sağlayacak ürünler yetiştirilebilir. Örnek vermek için anlatayım. İzmirli bir firma burada ahududu üretilmesi için köylerle anlaştı. Çok güzel üretim olmuştu. Ama İzmirli firma bir süre sonra bu işi bıraktı. Köylüler açıkta kaldı. Ama bu iş gelişseydi bambaşka bir üretimimiz olabilirdi. İstenince hemen bir ürün üretilebiliyor. Kivi de üretebiliriz, ahududu da bunların hepsine toprağımız müsait. Yeter ki bir sanayici gelsin istesin.

BALKABAĞINDA SAKARYAİLE ÇARPIŞIRIZ

Biliyorsunuz artık meşhur restoranların menülerinde daha çok balkabaklı ürünler var. Bizim ürettiğimiz balkabağı, Sakarya’nın sahip çıktığı balkabağıyla çarpışır. Çünkü toprağımız daha kaliteli. Ben Düzce’nin toprağının Sakarya toprağından daha iyi olduğu kanaatindeyim. Düzce Ovası’nın toprağı 50-60 yıl önceki depremlerden dolayı kesme kesme helva gibi olmuş.

250 ÜRÜN İŞLEM GÖRÜYOR AMA İŞLEMİN YÜZDE 95’İ FINDIK

400 faal üyemiz var. Toplamda üye sayımız 500 civarında. Borsamızda 200-250 tane ürün çeşidi var ancak ürünümüzün yüzde 95’i yine fındık. Kereste olsun, mısır olsun, hayvancılık olsun, bunların hepsi var işlem görüyor ama hepsi hem rakamsal olarak hem kilo bazında düşük kalıyorlar. Düzce’mizde bir de akredite gıda laboratuvarımız var. Bu laboratuvarı ihracata giden fındıkların afl atoksin kontrolü için kurmuştuk. Şu an ihracata giden fındıkların tüm kontrollerini burada yaptırıyoruz. 6 tane mühendisimiz var. Ancak Avrupa Birliği alfatoksin çalışmalarını isteğe bağlı hale getirince laboratuvarımız için ani bir fren oldu. İnşallah başka ürünlerle takviye olur diye ümit ediyoruz.

KAYNAK: DÜNYA GAZETESİ

Tıkla Yorum Yap

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Lojistik

İhracatçıya İskandinavya Müjdesi: TCT Lojistik ve Alpi Danimarka’dan Güçlü Ticaret Köprüsü

Avrupa taşımacılığında oyun kurucu rollerden birini üstlenen TCT Lojistik, İskandinavya pazarındaki “yerel güç” eksikliğini Alpi Danimarka ortaklığıyla giderdi. Bu hamle, Türkiye’nin Kuzey Avrupa’ya olan ihracat sevkiyatlarında maliyet ve zaman avantajı sağlayacak.

Kuzey Avrupa Ticaretinde “Yerel Uzmanlık” Dönemi

2020 yılından bu yana karayolu taşımacılığında özmal filosuyla fark yaratan TCT Lojistik, stratejik büyüme rotasını Kuzey’e kırdı. 1 Şubat 2026 itibarıyla devreye giren Alpi Danimarka ortaklığı, sadece bir nakliye anlaşması değil; aynı zamanda Türk ihracatçısı için Danimarka’da dev bir depolama ve dağıtım ağının kapılarının açılması anlamına geliyor.

TCT Lojistik Karayolu Direktörü Hasan Yeşilyurt, bu iş birliğinin İskandinavya hattındaki rekabeti nasıl değiştireceğini şu sözlerle özetliyor:

“İsveç ve Norveç’teki operasyonel derinliğimizi, Danimarka’nın en güçlü lojistik ağlarından biri olan Alpi ile taçlandırdık. Artık müşterilerimiz Danimarka varışlı yüklerinde, bölgenin en yaygın terminal ağından faydalanabilecek.”

Lojistikte “Sıfır Hata” Vizyonu: A’dan Z’ye Entegrasyon

Bu stratejik ortaklık, taşımacılık sürecindeki tüm halkaları tek bir çatı altında topluyor. İhracatçı ve ithalatçılar için öne çıkan operasyonel artılar şunlar:

  • Jutland ve Ada Bölgelerinde Tam Hakimiyet: Alpi’nin Jutland bölgesindeki 6 stratejik ofisi ve deposu, sevkiyatların varış noktasında hızla tasnif edilip dağıtılmasını sağlıyor.

  • Gümrükleme ve Sigorta Kolaylığı: TCT Lojistik’in Türkiye’deki gümrüklü depolama ve sigorta kabiliyeti, Alpi’nin Danimarka’daki yerel gümrükleme tecrübesiyle birleşiyor.

  • Kapıdan Kapıya Şeffaf Süreç: Türkiye’den çıkan bir yük, Danimarka’daki nihai teslimat noktasına kadar tek bir entegre sistem üzerinden takip edilebiliyor.

Yatırımda Hız Kesmeyen Performans: 300+ Araçlık Filo

TCT Lojistik, başarısını sadece ortaklıklara değil, sahadaki fiziksel gücüne de borçlu. 2025 yılını %25 net büyüme ile kapatan şirket, filosuna 70 yeni çekici ve treyler ekleyerek kapasitesini maksimize etti.

300’ü aşkın özmal araçlık dev kapasiteyle, aracı kurumları aradan çıkaran ve doğrudan çözüm sunan firma, 2026’da yeni filo yatırımlarının yanı sıra Avrupa’nın kilit noktalarında kendi ofislerini açarak global bir Türk markası olma yolunda ilerliyor.

Sonuç: Kuzey Hattında Güvenli Liman

Alpi Group’un 80 ülkeye yayılan global network’ü ile TCT Lojistik’in yerel gücü birleştiğinde ortaya çıkan sinerji, İskandinav hattında taşımacılık yapan firmalar için “güven ve hız” demek. Hasan Yeşilyurt’un da belirttiği gibi, bu ortaklık sürdürülebilir büyümenin en önemli yapı taşlarından biri olacak

Continue Reading

Lojistik

Çobantur Logistics, köklü mirasıyla geleceği adıyla yazıyor

Uçtan uca çözüm vizyonuyla lojistik sektörüne ilkleri ve yenilikleri kazandıran, köklü geçmişinde “BOLTAS” adıyla güven inşa eden Çobantur Logistics; yarım asra yaklaşan tecrübesiyle geleceğe yeni ismi ve iddialı hedefleriyle yürüyor. Geniş filosu, Türkiye’de 45 bin 500 metrekarelik ve Avrupa’da 12 bin metrekerelik depolama kapasitesiyle gücünü pekiştiren şirket, 2026’da dijital dönüşüm vizyonu doğrultusunda yeniden yapılanırken Almanya’da gerçekleştireceği stratejik satın alma ile operasyonlarını da küresel ölçekte büyütecek. Çobantur Logistics, sektöre yalnızca hizmet değil, geleceğin lojistik ekosistemini sunmayı hedefliyor.

 

Yarım asra yaklaşan tecrübesiyle lojistik sektörünün köklü markalarından ‘BOLTAS’, artık yoluna ‘Çobantur Logistics’ adıyla devam ediyor. Bugünü yönetmekle yetinmeyen, geleceğin lojistik ihtiyaçlarına da hazır bir yapı kurma hedefiyle dönüşüm hikâyesini başlatan şirket; kontrollü, sürdürülebilir ve güvenilir bir geleceğe ulaşmak için köklerinden aldığı gücü yeni ismine taşıyor. Yenilenen kurumsal kimliğiyle hikâyesini geleceğe aktaran Çobantur Logistics, sektördeki uzun yıllara dayanan tecrübesiyle 50’nci kuruluş yılına yeni yatırım planlamaları ile giriş yapıyor. Çözüm sağlayan servis sağlayıcı rolüyle lojistiğe yön vermeye hazırlanan firma, bu dönüşümle birlikte yalnızca bir isim değil, geleceğin lojistik vizyonunu da ortaya koyuyor.

“Köklerden geleceğe: Çobantur Logistics ile lojistikte yeni bir dönem başlıyor”

Günümüzde hızla değişen dünya düzeni içinde çağa ayak uydurmanın gerek rekabet gerekse kurumsal başarı için kritik rol oynadığını belirten Çobantur Logistics Yönetim Kurulu Başkanı Ulaş Çobanoğlu, “Bugün lojistik yalnızca taşımacılıktan ibaret değil; üretimden ticarete, ekonomiden teknolojiye kadar tüm akışın merkezinde yer alan stratejik bir güç. Biz de bu gücü geleceğe yön verecek şekilde daha da ileri taşımak için geçmişin köklü mirası üzerine kurulu hikâyemizi, kuruluşumuzun 50’nci yılına doğru adım adım yaklaşırken Çobantur Logistics adıyla sürdürüyoruz. Çünkü biliyoruz ki sağlam kökler, geleceğin en güçlü filizlerini verir. Bazı isimler yalnızca bir marka değildir; zamana direnen bir duruş, hafızalara kazınan bir değer ve yıllar içinde oluşmuş bir güven sözüdür. İşte tam da bu yüzden kendimize, hikâyemize ve köklerimize yeniden sahip çıkıyoruz” dedi.

 

“Güveninizin sorumluluğunu taşıyoruz”

Bugün atılan her adımın; yeniden doğuşun ve yeniden tanımlanmış bir vizyonun resmi olduğunu vurgulayan Çobantur Logistics Yönetim Kurulu Başkanı Ulaş Çobanoğlu, geçmişten aldığı güçle geleceği çok daha cesur, kararlı ve sağlam inşa ettiklerini vurgulayarak sözlerine şöyle devam etti; “Verdiğimiz her sözü ilk günkü netliğiyle tutuyoruz. Güveninizin sorumluluğunu taşıyoruz. Artık adımız yalnızca bir marka değil; tutarlılığın, sürdürülebilirliğin, itibarın ve mirasın sembolü”dedi.

 

Çobantur Logistics, yalnızca taşımacılık değil; uçtan uca değer yaratan kapsamlı lojistik çözümleri sunuyor. Yurt içinde toplama-dağıtım, limanlardan adreslere konteyner taşıması, gümrüklü/gümrüksüz depolama, depolarda katma değerli işlemler, nakliye ve mal sigortası hizmetleri, proje taşımaları, denizyolu (FCL/LCL) ve havayolu taşımaları, Avrupa içi Europe-to-Europe operasyonları ve Avrupa’daki depolarda sunduğu katma değerli hizmetlerle müşterilerine geniş bir hizmet yelpazesi sağlıyor. 200’e yakın çekici, 500’e yakın römork, 5 lowbed, 6 kamyon ve 2 kamyonetten oluşan filosuyla operasyonlarını sürdüren şirket, yurtiçinde Erenköy’de 13 bin metrekare, Orhanlı’da 8 bin 500 metrekare, Dilovası’nda 18 bin metrekare ve İzmir’de 6 bin metrekare olmak üzere toplam 45 bin 500 metrekarelik depolama alanına sahip. Yurtdışında ise İtalya ve Almanya’daki 6’şar bin metrekarelik depolarıyla hizmet veren Çobantur Logistics, Romanya’da planladığı 6 bin metrekarelik yeni depo yatırımıyla Avrupa’daki varlığını daha da güçlendirmeyi hedefliyor.

 

2026’da yurt dışında holding yapısı kurarak tüm grup şirketlerini tek çatı altında toplayacak

Jeopolitik zorluklara rağmen lojistik sektörünün büyümeye ve yeni yatırımlara hız kesmeden devam ettiğini vurgulayan Çobantur Logistics Yönetim Kurulu Başkanı Ulaş Çobanoğlu, şirketin yol haritasını şöyle özetledi: “2026 bizim için yeniden yapılanmanın karşılığını alacağımız ve sürdürülebilir kârlılığı yakalayacağımız bir yıl olacak. Almanya’da gerçekleştireceğimiz stratejik satın alma ile operasyonlarımızı güçlendirirken, yurt dışında kuracağımız holding yapısıyla tüm grup şirketlerimizi tek çatı altında toplamayı hedefliyoruz. Avrupa’daki yatırımlarımızı genişletirken en büyük önceliğimiz, kârlı ve istikrarlı büyümeyi sürdürmek olacak. Çünkü bizim için büyüme yalnızca hacim değil; güvenilir, sürdürülebilir ve şeffaf bir gelecek demek. Bu vizyon doğrultusunda 7/24 track & trace sistemimizi müşterilerimizin kullanımına açarak sektörde şeffaflık adına önemli bir adım attık. Önümüzdeki dönemde odağımız, yalnızca bugünü yönetmek değil; önümüzdeki 5–10 yılın lojistik ihtiyaçlarına hazır bir yapı kurmak olacak.”

 

Lojistik sektörü 2026’da “fırsatlar” ve “riskler” ile karşı karşıya

Çobantur Logistics Yönetim Kurulu Başkanı Ulaş Çobanoğlu, lojistik sektörünün Türkiye ekonomisinde hizmet ihracatının lokomotiflerinden biri haline geldiğini vurgulayarak 2026 yılına dair yol haritasını da paylaştı. Çobanoğlu, ülkenin stratejik konumunun transit taşımacılık, entegre lojistik çözümleri ve katma değerli hizmetler açısından önemli fırsatlar sunduğunu, buna karşılık küresel ticaretteki dalgalanmalar ve finansmana erişim gibi risklerin dikkatle yönetilmesi gerektiğini belirtti. Geleceğin lojistiğinin veri odaklı ve otomatikleşmiş sistemler üzerine kurulduğunu ifade eden Çobanoğlu, dijitalleşme, otomasyon ve yapay zekânın sektörün dönüşümü için vazgeçilmez olduğunu söyledi.

 

Şirketler için yeni bir çağın kapılarını aralayan bu dönüşümün merkezinde ise kuşkusuz “yeşil lojistik” bulunuyor. Çobanoğlu, lojistiğin artık yalnızca taşımacılık değil; sürdürülebilirlik, verimlilik ve toplumsal sorumlulukla bütünleşen bir vizyon olduğunu vurgulayarak, Çobantur Logistics’in uzun süredir bu anlayışı işinin merkezine koyduğunu ifade etti. “Bizim için yeşil lojistik yalnızca bir iş modeli değil; gelecek nesillere bırakacağımız en değerli miras. Yolculuğumuz, sektörün dönüşümüne öncülük etmek, müşterilerimize daha fazla değer yaratmak ve dünyayı birlikte korumak üzerine kurulu. Çünkü biliyoruz ki lojistik yalnızca ürün değil, geleceği de taşır” dedi.

Bu vizyon doğrultusunda şirket, çevresel etkileri azaltmayı tüm operasyonlarının merkezine koyuyor. Stratejik bir kararla filosundan çıkardığı eski nesil çekici ve taşıma ünitelerini 2026 yılında 250 yeni dorse ile yenileyecek olan Çobantur Logistics, karbon ayak izini azaltma hedeflerine de hızla yaklaşıyor. Ofis ve depolarında “Sıfır Atık Yönetim Sistemi” ile geri dönüştürülebilir atıkları ayrıştırarak daha temiz bir miras bırakmayı amaçlayan şirket, geleceğe yönelik yatırımlarını güneş enerjili tesisler ve dijitalleşme odaklı projeler üzerine kuruyor. Çobanoğlu son olarak, hedeflerinin netliğini ortaya koyarak bunu ‘sektörün dönüşümüne öncülük etmek’ olarak aktarıyor.

 

Continue Reading

Lojistik

Orta Koridor: Küresel Ticaretin Yeni Güzergâhı ve Türkiye’nin Kritik Rolü

Son yıllarda küresel ticaretin dengeleri, jeopolitik olaylar ve çevresel baskılar nedeniyle sarsılıyor. Avrupa ile Asya arasındaki ana ticaret rotaları olan Süveyş Kanalı ve Kuzey Koridor, artan riskler ve maliyetlerle mücadele ediyor. Bu durum, dikkatleri daha güvenli, hızlı ve ekonomik bir alternatif olan Orta Koridor‘a çeviriyor. Türkiye, bu stratejik hattın en kritik halkası olarak ön plana çıkıyor. Lanes Lojistik Operasyon Direktörü Ali Demircan, Orta Koridor’un küresel ticaretin geleceğini nasıl şekillendirdiğini ve Türkiye için sunduğu fırsatları değerlendirdi.

Jeopolitik Değişimler ve Yeni Rota İhtiyacı

 

Rusya-Ukrayna savaşı, Rusya üzerinden geçen Kuzey Koridor’u neredeyse devre dışı bıraktı. Aynı zamanda, deniz taşımacılığının ana arterlerinden biri olan Süveyş Kanalı’ndaki belirsizlikler ve AB’nin getirdiği yüksek karbon vergileri, denizyolunu daha az cazip bir seçenek haline getirdi. Bu sorunlar, tedarik zincirlerini daha esnek ve güvenilir hale getirme ihtiyacını doğurdu.

Çin’den başlayıp Orta Asya üzerinden Hazar Denizi’ni geçerek Türkiye’ye ve oradan Avrupa’ya uzanan Orta Koridor, bu ihtiyaca en güçlü yanıtı veriyor. Ali Demircan, bu rotanın sadece malların taşınmasını hızlandırmakla kalmayıp, aynı zamanda Türkiye’yi uluslararası bir lojistik merkezi konumuna yükselttiğini belirtiyor. “Türkiye artık sadece bir geçiş ülkesi değil, ticaretin akışını yöneten bir aktör haline geliyor,” diyor Demircan.

Zaman, Maliyet ve Çevre Açısından Avantajlar

 

Orta Koridor’un en büyük çekim noktalarından biri, sunduğu somut avantajlardır:

  • Zaman Tasarrufu: Denizyoluyla ayları bulan teslimat süreleri, Orta Koridor’un demiryolu ağı sayesinde 20 günden daha az bir süreye düşüyor. Bu, özellikle zaman hassasiyeti olan sektörler için devrim niteliğinde.
  • Ekonomik Rekabetçilik: Yükselen yakıt ve operasyonel maliyetler, deniz taşımacılığını zorlarken, demiryolu daha düşük ve öngörülebilir navlun fiyatları sunuyor.
  • Sürdürülebilirlik: Avrupa Birliği’nin sıkılaşan çevre düzenlemeleri karşısında, demiryolu taşımacılığı karayoluna kıyasla çok daha düşük karbon ayak izine sahip. Bu da şirketlerin sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmasına yardımcı oluyor.

Türkiye’nin Dijitalleşme Hamlesi

 

Orta Koridor’un tam potansiyeline ulaşması için fiziki altyapı yatırımlarının yanı sıra dijital entegrasyon da büyük önem taşıyor. Türkiye, gümrük süreçlerini kolaylaştıran dijital çözümler, blokzincir tabanlı güvenli belge yönetimi ve gerçek zamanlı yük takip sistemleri ile bu hattın verimliliğini artırmayı hedefliyor.

Bu dijital hamleler, Türkiye’yi sadece bir transit noktası olmaktan çıkarıp, küresel ticaretin en önemli veri ve bilgi akış merkezlerinden biri haline getiriyor. Kısacası, Orta Koridor sadece bir demiryolu hattı değil, aynı zamanda Türkiye’nin geleceğe yönelik stratejik bir lojistik yatırımı ve bölgedeki konumunu pekiştiren güçlü bir araç olarak öne çıkıyor.

Continue Reading
Reklam
Reklam
Reklam

En Çok Okunanlar

Copyright © 2020 Ulaşım Gündemi markası tescilli bir markadır.