Connect with us

Otomotiv Sektörü

Eroldu: Çip Krizinden Sonra Otomotivde Şimdi de Enflasyon Krizi

Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) Başkanı Cengiz Eroldu, düzenlediği basın toplantısı ile otomotiv sanayiinin ilk yarı sonuçlarını açıkladı. Otomotivde bu yılın ilk yarısının göreceli olarak pozitif kapandığını ifade eden Cengiz Eroldu, küresel çapta yaşanan enflasyonist baskı nedeniyle gelecek 6 ayda negatif bir tablo yaşanabileceği yönünde endişeleri olduğunu dile getirdi. Sektör yine de mayıs ayında yukarı yönlü revize ettiği yılsonu hedeflerini koruyor.

OSD Başkanı Cengiz Eroldu, bu yılın ilk 6 ayın otomotiv açısından çok kötü geçmediğini ifade ederek, “Geçen yılın aynı dönemine göre üretimimiz yüzde 1,5 arttı, kapasite kullanımımız yüzde 65’ten yüzde 67’ye çıktı. Geçmiş yılların gerisinde olsa da bir iyileşme var. İhracatta adet olarak yüzde 1,2, tutar olarak pariteye rağmen da yüzde 5,3’lük artış var. Bütün bu pozitif verilerin yanında yalnızca Türkiye’deki otomotiv pazarı ilk yarıda yüzde 8,8 küçüldü. Gerçi bu da Avrupa pazarındaki düşüşe göre daha iyi bir rakam. Türkiye pazarı aslında Avrupa pazarlarından daha iyi sonuç gösterdi ilk 6 ayda” diye konuştu.

OSD’nin açıkladığı haziran ayı otomotiv sanayi verilerinde otomobil üretimindeki artış dikkat çekti. Çip krizi nedeniyle aylardır üst üste daralma yaşanan, mayısta ise sadece 0,3 artış kaydedilen otomobil üretimi, haziran ayında yıllık bazda yüzde 38,7 artarak 86 bin 585 adet olarak gerçekleşti. Toplam otomotiv üretimi ise haziran ayında yıllık bazda yüzde 26 artışla 135 bin 424 adet olarak gerçekleşti. Böylece, yılın ilk altı ayında otomobil üretimi, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 8 daralarak yaklaşık 383 bin adet olurken, bu dönemde toplam üretim ise yüzde 1.5 artışla 649 bin 311 adet oldu. Çip tedariki konusunda negatif ayrışmanın son bulacağını öngören otomotivciler, mayıs ayında yılsonu hedefl erini bir miktar yukarı çekmişti. OSD Başkanı Cengiz Eroldu, o dönemde yaptığı açıklamasında sektörün yüzde 11-12 olan ihracat artış tahminini yüzde 14- 24 aralığına yükseltildiğini, yüzde 8-15 aralığında öngörülen üretim artışı oranını ise yüzde 10-18’e çıkardıklarını açıklamıştı. Eroldu, piyasadaki tüm olumsuzluklara rağmen bu hedefi koruduklarına dikkat çekerek, “İlk 6 aylık tablo da geçen yıla göre iyileştirmeyi gösteriyor. İlk 6 ayda malzeme ve çipten kaynaklı üretim kayıpları fazla oldu Türk otomotiv sanayinde fakat ikinci dönemde bunun biraz daha telafi edileceğini bekliyoruz” dedi.

Ancak ihracat pazarlarında yaşanan talep daralması ve Türkiye ekonomisindeki gelişmelerin sektör açısından risk barındırdığını ifade eden Eroldu, “En büyük pazar Avrupa’da çok büyük beklentiler yok. Avrupa’da artan enflasyon ve adetlerdeki düşme Türk otomotiv sanayi açısından ihracat bacağında bir sıkıntı yaratabilir. Buna yalnızca ihracat bacağı olarak da bakmamak lazım iç pazarda da artan fiyatlar bir miktar gevşemeye yol açacak gibi duruyor. Dolayısıyla ikinci yarı biraz daha zor olacak” dedi.

Küresel satışa enflasyon revizesi Küresel otomotiv pazarında beklentilerin mayıs ayından sonra haziranda da aşağı yönlü revize edildiğini ifade eden Eroldu, “Küresel otomobil satışlarında 89 milyon adet olan 2022 tahmini şu anda 84 milyon, 106-107 milyon adet olan 2025 tahmini şu ise anda 100 milyon seviyesinde. Bu tablo gösteriyor ki, dünyada bir daha 100 milyon adetli satış seviyelere çıkmak zor olacak. Avrupa’da da keza benzer bir durum var. Avrupa’da da 2022 daha önce 13-14 milyon seviyelerinde tahmin edilirken, en son rakamlar 12 milyonu gösteriyor. Burada da önceki tahminlere göre yıllar içerisinde düşmeler söz konusu” açıklamasını yaptı. “Yeni pazarlar bulmamız gerek” Türkiye’nin en büyük ihracat pazarı olan AB’de satışlardaki düşüş sürerken, 1996’dan bu yana en kötü haziran ayı yaşandı. Talebin daha da düşmesi bekleniyor. Bu durum ihracatta pazar çeşitlendirilmesine gidilmesinin önemini yeniden gündeme taşıdı. Cengiz Eroldu, “Avrupa’da bir yandan malzeme sıkıntıları var. Enflasyon artarak devam ediyor. Ukrayna savaşının getirdiği tedirginlik var. Faiz artırımı beklentileri, talebi azaltacak konular. Bunların hepsini alt alta koyduğumuz zaman Avrupa’daki talebin daha da aşağı gitme ihtimali söz konusu. O yüzden de bizim yeni pazar çeşitlendirmelerine gitmemiz lazım. Burada tabii olumlu bir şey, hükümet de bu konuda farkındalığa sahip. Ticaret Bakanlığı da bu hafta içinde uzak ülkeler stratejisi dokümanını açıkladı. Burada doküman üzerinde, hükümetin de desteğini alarak, zaten böyle bir strateji açıklamaları da onların da bu konuda hem farkındalığının çok yüksek olduğunun bir göstergesi. Nasıl farklı pazarlara gidebiliriz? O konudaki çalışmalarımızı bizim de otomotiv sanayii olarak daha da arttırmamız lazım” dedi. “Lehte serbest ticaret anlaşmamız yok” Bu noktada Serbest Ticaret Anlaşmaları’nın (STA) Türkiye’nin lehine olacak şekilde düzenlenmesi gerektiğine vurgu yapan Eroldu, “Maalesef lehte bir serbest ticaret anlaşmamız yok. Avrupa Birliği’nin Cezayir’le, Fas’la serbest ticaret anlaşmaları var, Türkiye bunların dışında. Böyle bir şey olmaması gerekiyor. Biz Mısır’a araç satarken ek vergi öderken, Avrupa’dan vergisiz gidiyor” dedi. AB’de boşalan kapasite Türkiye için tehdit! AB pazarındaki daralmanın Türkiye açısından iki farklı boyutu olduğunu ifade eden Eroldu, “Avrupa’daki toplam talepte bir düşme olması ihracat açısından bir risk. Diğer yandan, Avrupa’da bir kapasite fazlası ortaya çıkıyor. Avrupa’da kurulu fabrikalar var, aslında bu herkes için bir tehdit de aynı zamanda. Avrupa pazarının küçülmesi Türk otomotiv sanayi açısında da bir tehdit çünkü her yerde fazla kapasiteler ortaya çıkacak. Yeni yatırım peşinde koşarken, bir yandan da elimizdekini korumamız lazım. Bu tablo onu söylüyor aslında bize” dedi. “Kimyayı petrol ilk sıraya taşıdı, liderlik geçici” İhracatta kimya sektörünün otomotivin önüne geçerek ilk sıraya yerleşmesini değerlendiren Eroldu, “İhracatımızı artırmamıza rağmen kimyevi madde ve mamulleri sektörü en çok ihracat yapan sektörü konumunda. Tabii bu grubun içinde petrol ihracatı da var. Muhtemelen yılın sonunda petrol şirketlerinin en çok ihracat yapan şirket ödüllerini aldıklarını göreceğiz Dolayısıyla bunun geçici bir durum olduğunu, otomotivin yine lider olacağını düşünüyoruz” dedi.

“Öngörülemeyen mali politikalar yatırımlara zarar veriyor”

Türkiye’de Merkez Bankası’nın ve Maliye Bakanlığının gerçekleştirdiği parasal düzenlemelerin sanayicinin ve ihracatçının işlerini bir miktar zorlaştırdığına dikkat çeken Eroldu, “Bunların içinde en önemlisi ihracat bedelinin yüzde 40’ın TL’ye dönüştürme zorunluluğu. Eximbank’ın kullandırdığı Türk Lirası cinsinden kredilerinde şu anda sıkıntılar var. Döviz varlığı olan şirketlerin TL kredi kullanılmasının sınırlandırılması gibi. Bunlar belki bir katkı yaratıyor olabilirler ama yatırım ortamına zarar getiriyor aslında bir yerde. Türkiye’ye yeni gelecek olan yatırımcılar açısından da bunlar da bizce ortamı zorlaştıran konular. Yani serbest piyasa ekonomisi koşullarından çok uzaklaşmamamız lazım. Bu da ayrıca bizim için de otomotiv sanayisi için de beraberinde bir takım zorlukları da getiriyor” dedi. Diğer yandan, Türkiye’ye yeni yatırım gelmesi için iç pazarın büyümesi gerektiğini söyleyen Eroldu “Pazarın büyütülmesi, parkının gençleştirilmesi lazım ki Türkiye’deki otomotiv sanayii yerinde yatırımla büyüsün. Pazarın olduğu yerde yatırım olduğu için pazar her zaman için teşviklerden daha önemlidir. Teşvik cesaretlendirir ancak ana karar pazardır. Bugün Türkiye’de yalnızca ihracata yönelik tesis yoktur. Oturup hep beraber bütüncül bir politika ortaya koymamız lazım. Olay yalnızca vergiyi azalma konusu da işin içine çevre ve verimlik konuları da giriyor” dedi.

“Yaşlı araç parkı gençleştirilmeli”

Cengiz Eroldu, Türkiye’de 21,5 milyon adete yaklaşan araç parkının yaş ortalamasının otomobilde 13,6, hafif ticari araçlarda 13.1, ağır ticari araçlarda 17 ve traktörlerde 24,3 olduğunu dile getirerek, “Dolayısıyla oldukça yaşlı bir parkımız var. Bugün Türkiye’de 2000’den önce Türkiye’de dolaşan araçların yaklaşık yüzde 50’si çevre kirliliğinin yüzde 80’ini, yüzde 90’ını oluşturuyor. Bu çok önemli bir data ve Türkiye’de ilk defa paylaşılıyor. Bu tabii sorunu gösteriyor. Özellikle ağır vasıtalarda durum daha kötü” diyerek araç parkının gençleştirilmesinin önemine vurgu yaptı.

“Araç yetiştiremezken, ÖTV indirimi talebi doğru gelmiyor”

Enflasyonist baskı ve kur artışı paralelinde yükselen otomobil fiyatları nedeniyle yüzde 80’lik ÖTV dilimin altındaki model sayısı 10’un altına düştü. Türkiye’de 400 bin TL’nin altında sınırlı sayıda araç kaldı. Yüzde 45, yüzde 50 ve yüzde 70’lik ÖTV baremlerinin zamlar karşısında işlevini yitirmesi hem tüketici hem de markalar tarafında ÖTV matrahlarında yeni bir düzenleme beklentisi oluşturmuştu. Ancak OSD Başkanı Cengiz Eroldu’ya göre, arzın talebin çok gerisinde kaldığı ve ülke ekonomisinin vergi gelirlerine daha fazla ihtiyaç duyduğu bu dönemde kısa vadede bir ÖTV indiriminin gündeme gelmesi mümkün görünmüyor. Konuyla ilgili Eroldu, “Şu andaki ortamda biz gidip bir yandan mal yetiştirmezken, bir yandan da ‘ÖTV’yi indirelim’ demek doğru gelmiyor bana. ÖTV konusunda en güncel bilgiye Maliye Bakanlığı sahip. Hangi vergi diliminde ne kadar araç satılıyor bizden daha iyi biliyorlar. Şu anda da Türkiye’de belli bir talep var. O talep bu kadar hızlı devam ettiği müddetçe ve bir de ülkenin mali bilançosunu düşündüğümüz zaman ÖTV indirimi çok rasyonel gelmiyor açıkçası. Ama belli bir noktadan sonra talep düşmeye başlayacak, o zaman konu değerlendirilebilir diye düşünüyorum. Bunu OSD Yönetim Kurulu’nda tartışmadık ama bu benim kişisel fikrim bu yönde” diye konuştu.

Sektör, Yılın İlk Yarısında 15,5 Milyar Dolarlık İhracat Gerçekleştirdi!

osd-logo.jpgTürkiye otomotiv sanayiine yön veren 13 büyük üyesiyle sektörün çatı kuruluşu olan Otomotiv Sanayii Derneği (OSD), Ocak-Haziran dönemine ait üretim ve ihracat adetleri ile pazar verilerini açıkladı. Buna göre, yılın ilk yarısında toplam otomotiv üretimi bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 2 artarak 649 bin 311 adet, otomobil üretimi ise yüzde 8 azalarak 382 bin 947 adet olarak gerçekleşti. Traktör üretimiyle birlikte toplam üretim ise 673 bin 991 adede ulaştı. Bu dönemde, otomotiv sanayisinin kapasite kullanım oranı yüzde 67 olarak gerçekleşti. Araç grubu bazında kapasite kullanım oranları ise hafif araçlarda (otomobil + hafif ticari araç) yüzde 67, kamyon grubunda yüzde 88, otobüs-midibüs grubunda yüzde 33, traktörde ise yüzde 66 seviyesinde gerçekleşti.

Ağır ticari araç grubunda üretim yüzde 26 oranında arttı!

Ocak-Haziran döneminde ticari araç üretimi bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 19 artış gösterdi. Bu dönemde, ağır ticari araç grubunda üretim yüzde 26 artarken, hafif ticari araç grubunda üretim yüzde 18 arttı. Yılın ilk yarısında, toplam ticari araç üretimi yüzde 19 seviyesinde artarken 266 bin 364 adet olarak gerçekleşti. Pazara bakıldığında ise, Ocak-Haziran döneminde bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla ticari araç pazarı yüzde 4, hafif ticari araç pazarı yüzde 6 oranında azalırken, ağır ticari araç pazarı yüzde 3 arttı. Özellikle ağır ticari araç grubunda bir önceki yıla göre artış gerçekleşmesine rağmen baz etkisi dikkate alındığında 2015 yılına göre kamyon pazarı yüzde 30, otobüs ve midibüs pazarı yüzde 53 oranında daraldı.

Pazar 10 yıllık ortalamaların yüzde 3 üzerine çıktı!

Yılın ilk yarısını kapsayan dönemde toplam pazar geçen yıla göre yüzde 9 daralarak 375 bin 683 adet düzeyinde gerçekleşti. Bu dönemde, otomobil pazarı da yüzde 10 daraldı ve 278 bin 282 adet oldu. Son 10 yıllık ortalamalar dikkate alındığında, 2022 Ocak-Haziran döneminde toplam pazar yüzde 3, otomobil pazarı yüzde 4 oranında arttı. Ağır ticari araç pazarı yüzde 10 oranında artarken, hafif ticari araç pazarı ise geçen yıla paralel seviyede gerçekleşti. Bu dönemde, otomobil satışlarındaki yerli araç payı yüzde 39 olurken, hafif ticari araç pazarında yerli araç payı yüzde 59 olarak gerçekleşti.

Sektörün toplam ihracattan aldığı pay yüzde 12,1 oldu!

Yılın ilk altı ayında otomotiv ihracatı geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre adet bazında yüzde 1,2 artarak 466 bin 995 adet olarak gerçekleşti. Otomobil ihracatı ise yüzde 9 azalarak 271 bin 54 adet oldu. Aynı dönemde, traktör ihracatı da yüzde 13 artarak 8 bin 906 adet olarak kayıtlara geçti. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre, otomotiv sanayi ihracatı Ocak-Haziran döneminde toplam ihracattan aldığı yüzde 12,1 pay ile sektörel ihracat sıralamasında ikinci sırada yer aldı.

6 ayda 15,5 milyar dolarlık ihracat yapıldı!

Ocak-Haziran döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre toplam otomotiv ihracatı dolar bazında yüzde 5, Euro bazında ise yüzde 16 arttı. Bu dönemde, toplam otomotiv ihracatı 15,5 milyar dolar olarak gerçekleşirken, otomobil ihracatı yüzde 7 azalarak 4,5 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Euro bazında otomobil ihracatı ise yüzde 3 artarak 4,1 milyar Euro oldu. Yılın ilk altı ayında dolar bazında ana sanayi ihracatı yüzde 4 oranında artarken, tedarik sanayi ihracatı yüzde 7 oranında arttı.

Tıkla Yorum Yap

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Otomotiv Sektörü

İkinci El Araç Alacaklara Müjde: Ekspertizde “Dijital Takip” Dönemi Başlıyor!

Ticaret Bakanlığı tarafından hazırlanan yeni yönetmelik taslağı, ikinci el araç alım-satımında yaşanan mağduriyetleri bitirmeyi ve her aracın geçmişini dijital bir sistemle güvence altına almayı hedefliyor.

Türkiye’de ikinci el araç ticaretinde güven, şeffaflık ve standartlaşmayı hedefleyen “Motorlu Kara Taşıtı Ekspertiz Hizmetleri Hakkında Yönetmelik Taslağı”, Ticaret Bakanlığı tarafından yayımlanarak kamuoyu görüşüne açıldı.

Geçtiğimiz yıl Mayıs ayından bu yana sektör paydaşları, ilgili kurumlar ve dernek üyeleriyle birlikte yürütülen yoğun çalışmaların ardından hazırlanan Yönetmelik Taslağı , otomotiv ekspertiz sektöründe kapsamlı bir dönüşümün kapısını aralıyor.

Sektörün Ortak Akıl Süreci Sonuç Verdi

Yönetmelik Taslağı; ekspertiz hizmetlerinde kalite, şeffaflık ve güvenilirliğin artırılması, haksız rekabetin önlenmesi ve tüketicinin korunmasını temel hedef olarak ortaya koyuyor.

Bu süreçte Tüm Otomotiv Ekspertizcileri Derneği (TOED) ve Türkiye Araç Satış Sonrası Hizmetler Federasyonu (TOBFED) koordinasyonunda yürütülen çalışmalar, sektörün sahadaki deneyimini doğrudan mevzuat sürecine taşıdı. Teknik komiteler, saha geri bildirimleri ve çok paydaşlı toplantılarla şekillenen Yönetmelik Taslağı metin, sektörün ortak aklını yansıtıyor.

Dijital Sistem ve Standart Raporlama Dönemi

Yönetmelik Taslağı ile birlikte sektörde önemli yapısal değişiklikler öngörülüyor. Bunların başında:

  • Ekspertiz raporlarının merkezi bir Taşıt Ekspertiz Bilgi Sistemi üzerinden oluşturulması
  • Tüm raporların kayıt altına alınarak izlenebilir hale gelmesi
  • Standart raporlama dili ve içerik yapısının oluşturulması
  • QR kodlu ve doğrulanabilir ekspertiz raporları

geliyor.

Bu düzenlemelerle birlikte ikinci el araç alım-satım süreçlerinde bilgi kirliliğinin önüne geçilmesi ve tüketici güveninin kalıcı olarak artırılması hedefleniyor.

Yetki Belgesi ve Kurumsallaşma Zorunlu Hale Geliyor

Yeni düzenleme kapsamında, ekspertiz hizmeti sunan işletmeler için yetki belgesi zorunluluğu getiriliyor. Belgesiz faaliyetlerin önüne geçilmesiyle birlikte sektörün daha kurumsal, denetlenebilir ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşması amaçlanıyor.

Ayrıca; mesleki yeterlilik, sigorta zorunluluğu ve teknik standartlara uyum gibi kriterler de işletmeler için temel şartlar arasında yer alacak.

Görüş Süreci Başladı: Katılımcı Yaklaşım Devam Ediyor

Ticaret Bakanlığı, Yönetmelik Taslağı için sektör paydaşları ve ilgili kurumların görüşlerini talep etti.

Bu süreç, düzenlemenin sahaya en doğru şekilde yansıması açısından kritik önem taşıyor. TOED ve TOBFED, üyeleri başta olmak üzere tüm sektör temsilcilerini taslak metni incelemeye ve görüş bildirmeye davet ediyor.

“Bu Yönetmelik Sektörün Geleceğini Belirleyecek”

TOED Başkanı Ozan Ayözger, sürece ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:

“Yaklaşık bir yıldır TOBFED koordinasyonunda, sektörümüzün tüm paydaşlarıyla birlikte çok yoğun bir çalışma yürüttük. Bugün gelinen noktada, sektörümüz adına son derece kritik bir eşiği geride bıraktık.
Yayımlanan taslak, sadece bir mevzuat düzenlemesi değil; aynı zamanda sektörün geleceğini şekillendirecek bir dönüşüm planıdır. Şimdi en önemli aşamalardan biri olan görüş sürecindeyiz. Tüm paydaşların katkısıyla çok daha güçlü ve uygulanabilir bir yönetmelik ortaya çıkacağına inanıyoruz.”

“Sektörde Güven ve Standartlaşma Kalıcı Hale Gelecek”

TOBFED Başkanı Serkan Bakırtaş ise sürecin önemine ilişkin şunları söyledi:

“Araç satış sonrası hizmetler sektöründe uzun süredir ihtiyaç duyulan yapısal dönüşüm bu yönetmelikle birlikte somut bir zemine kavuşuyor. TOBFED olarak, bağlı derneklerimiz ve sektör temsilcileriyle birlikte bu sürecin en başından itibaren aktif rol üstlendik. Yeni düzenlemeyle birlikte hem hizmet kalitesi yükselecek hem de tüketici güveni kalıcı şekilde güçlenecek. Bu süreci sektörümüz adına tarihi bir adım olarak değerlendiriyoruz.”

Yeni Dönem: Daha Güvenli, Daha Şeffaf Bir Pazar

Yönetmeliğin yürürlüğe girmesiyle birlikte:

  • Ekspertiz hizmetlerinde kalite standardizasyonu sağlanacak
  • Tüketici mağduriyetleri önemli ölçüde azalacak
  • Kayıt dışı ve standart dışı uygulamalar ortadan kalkacak
  • Sektörde güven temelli bir yapı güçlenecek

Böylece ikinci el araç ticaretinde ekspertiz, sistemin en kritik güven unsurlarından biri haline gelecek.

TOED Başkanı Ozan Ayözger,TOBFED Başkanı Serkan Bakırtaş

Continue Reading

Otomotiv Sektörü

Cevher Jant ve Handtmann’dan daha hafif ve sürdürülebilir yeni nesil jant

Türkiye’nin ilk alüminyum döküm jant üreticisi Cevher Jant, alüminyum alanında dünyanın önde gelen şirketlerinden Handtmann ile gerçekleştirdiği stratejik iş birliğiyle, otomotiv endüstrisine yeni bir yön verecek ürün geliştirdi. Cevher Jant ve Handtmann ortaklığı, yüksek basınçlı döküm (HPDC) teknolojisini, ilk kez alüminyum jant üretiminde başarıyla uygulayarak, sektörde hafiflik, performans ve sürdürülebilirlik ekseninde yeni bir standart oluşturdu.

70 yılı aşkın mühendislik deneyimiyle alüminyum döküm teknolojilerinde öncü konumda bulunan Cevher Jant, dünyanın önde gelen alüminyum uzmanlarından Handtmann ile gerçekleştirdiği stratejik iş birliği sayesinde alüminyum jant üretiminde yeni bir dönemi başlattı. İş birliği kapsamında, yüksek basınçlı döküm (HPDC) teknolojisi, ilk kez alüminyum jant üretiminin tüm aşamalarında uygulandı. İlk kez Euroguss Fuarı’nda görücüye çıkan jant için 2026 yılı içinde seri üretime geçilmesi planlanıyor.

Proje kapsamında, brüt jant dökümleri Handtmann’ın geliştirdiği yüksek basınçlı döküm süreçleriyle üretilirken, tasarım adaptasyonu, talaşlı imalat, yüzey kaplama, test ve doğrulama süreçleri Cevher Jant’ın entegre mühendislik altyapısıyla gerçekleştiriliyor. Yeni nesil jantlar, aerodinamik olarak optimize edilmiş ve yüksek boyutsal hassasiyete sahip geometrilerin üretimine olanak tanıyor. Bu sayede içten yanmalı araçlarda yakıt tüketimini, elektrikli araçlarda ise enerji kullanımı ve menzil kaybı azaltılıyor.

Daha hafif, daha yüksek performanslı ve daha çevreci

Yüksek basınçlı dökümün neredeyse net şekilli döküm avantajı, malzeme kaybını ve ek işleme ihtiyaçlarını minimize ederek üretim sürecinin çevresel etkisini de önemli ölçüde düşürüyor. Tüm bu kazanımlar sayesinde, geleneksel alçak basınçlı döküm (LPDC) jantlara kıyasla %20 ila %30 oranında daha hafif, daha yüksek performanslı ve daha düşük çevresel etkiye sahip jant çözümlerinin önü açılmış oldu.

“Yenilikçi yaklaşımımızla mobilitenin geleceğinde de söz sahibi olmayı hedefliyoruz”

Geliştirdikleri teknolojiye ilişkin değerlendirmede bulunan Cevher Jant İcra Kurulu Üyesi Cevher Özyavuz, şunları söyledi: “Yüksek basınçlı döküm (HPDC) teknolojisini ilk kez alüminyum jant üretimine uyarlamak, bizim için yalnızca başarısı değil; aynı zamanda Cevher’in kuruluşundan bu yana taşıdığı öncü ruhun ve geleceğin mobilitesine yönelik stratejik bakış açısının somut bir göstergesi.

70 yıldır sektörde birçok ilke imza atmış, Türkiye jant sanayisinin gelişiminde adeta bir ekol haline gelmiş bir şirket olarak, artan maliyetler, küresel rekabet baskısı ve Türkiye’nin uluslararası pazarlarda rekabet gücünün zorlandığı bu dönemde, katma değerli ve yüksek teknolojili ürünlere odaklanmayı bir tercih değil, bir sorumluluk olarak görüyoruz.

Bu anlayışla, yalnızca bugünün ihtiyaçlarına değil, mobilitenin dönüşümüne yön veren çözümler üretmeye ve Türkiye’den küresel ölçekte rekabet edebilen teknolojiler geliştirmeye kararlılıkla devam ediyoruz.

HPDC teknolojisi sayesinde daha hafif, daha dayanıklı ve daha verimli jant çözümleri geliştirirken, OEM’lere tasarım özgürlüğü, performans artışı ve karbon azaltımı açısından yeni bir alan açıyoruz. Bu yaklaşım elektrifikasyon ve sürdürülebilirlik ekseninde şekillenen yarının mobilite dünyasına da güçlü bir yanıt niteliği taşıyor.

Handtmann ile kurduğumuz bu güçlü iş birliği ile Cevher Jant’ın ileri mühendislik ve üretim kabiliyetlerini küresel ölçekte bir adım daha ileri taşıdık. Sürdürülebilir büyüme, verimlilik ve teknoloji odaklı yatırımlarımızla önümüzdeki dönemde de mobilitenin geleceğinde söz sahibi olmayı hedefliyoruz.”

 

 

Continue Reading

Otomotiv Sektörü

Hyundai Motor Grubu’ndan Çığır Açan Mobilite: Seri Üretim Robot MobED Tanıtıldı

Hyundai Motor Grubu, robotik alandaki en yeni atılımını, Japonya’nın Tokyo kentinde düzenlenen International Robot Exhibition (iREX) 2025’te gerçekleştirdi. Grubun Robotik LAB’ı tarafından geliştirilen ilk seri üretim mobilite robot platformu MobED (Mobile Eccentric Droid), yapay zekâ (AI) ile desteklenen yetenekleriyle teknoloji dünyasının odağına oturdu.

İlk kez Tüketici Elektroniği Fuarı (CES) 2022’de konsept olarak sergilendikten sonra, MobED, tamamen otonom ve ticari kullanıma hazır hale getirildi. MobED, 3–6 Aralık tarihleri boyunca iREX 2025 kapsamında sergilenmeye devam ediyor.

Hyundai Motor Group Robotics LAB Başkanı, MobED’in sadece bir mobilite cihazı olmadığını vurgulayarak, “MobED, farklı endüstrilere ve günlük yaşama uyarlanabilir yeni nesil bir çözüm sunuyor. Küresel robotik pazarında yeni standartlar belirleyecek ve insanların ve robotların bir arada yaşadığı geleceğe ivme kazandıracak” dedi.

MobED’i Yenilikçi Yapan Üç Temel Özellik

MobED, robotik işlevselliğe getirdiği yenilikçi yaklaşımı şu üç temel unsurla tanımlıyor: Adaptif Mobilite, Sezgisel Otonomi ve Sınırsız Yolculuk.

1. Adaptif Mobilite: Zemine Uyarlanabilen Hareket

Gelişmiş mekanizması sayesinde MobED, hareket kabiliyetini yeniden tanımlıyor. Hyundai’nin otomotiv mühendisliği uzmanlığıyla desteklenen bu özellikler:

  • Üstün Kontrol Mekanizması: Eğimli veya engebeli yüzeylerde duruşu ve yüksekliği dinamik olarak ayarlayarak platformu aktif şekilde dengeliyor.

  • Kesintisiz Geçişler: Dar iç mekânlardan zorlu açık hava koşullarına kadar her ortama sorunsuz adaptasyon sağlıyor.

  • DnL Teknolojisi: Duruş kontrolü, sürüş ve yönlendirme motorlarını tek bir modülde birleştiren özel Drive-and-Lift (DnL) yapısı, MobED’in dengesinin merkezini oluşturuyor.

2. Sezgisel Otonomi: Kullanım Kolaylığı

MobED, teknik bilgi gerektirmeden kullanım kolaylığı sağlamak amacıyla otonom navigasyonu sadeleştiriyor:

  • Güvenli Navigasyon: LiDAR ve kameraları birleştiren AI tabanlı sensörler ile engelleri algılama ve kaçınma işlevlerini gerçekleştiriyor.

  • Erişilebilir Arayüz: Geniş dokunmatik ekran kontrol cihazı ve sezgisel 3D UI/UX tasarımı sayesinde kontrolü kolaylaştırıyor.

3. Sınırsız Yolculuk: Modüler ve Çok Amaçlı Yapı

Modüler bir platform olarak tasarlanan MobED, lojistikten video prodüksiyonuna, kentsel ulaşımdan teslimata kadar geniş kullanım alanlarına uyarlanabiliyor. Evrensel montaj rayları ve API desteği, platformun özelleştirilebilir olmasını sağlıyor.

🛠️ İki Model Seçeneği ve Gelecek Planları

  • MobED Pro: Ticari ve dış mekân operasyonları için geliştirilen, ek sensörler ve ‘follow-me’ (beni takip et) modu gibi gelişmiş otonomi özellikleriyle donatılmış model.

  • MobED Basic: Araştırma ve geliştirme odaklı, özelleştirmeye açık temel modeldir.

Seri üretimine 2026 yılının ilk yarısında başlanması planlanan MobED hakkındaki tüm detaylar, Hyundai Motor Group Robotics LAB web sitesinde yer alacak.

Continue Reading
Reklam
Otomotiv Sektörü4 gün önce

FUCHS Lubricants Türkiye Yeni Dönem Büyüme Stratejisini Açıkladı

Otomotiv Sektörü1 ay önce

İkinci El Araç Alacaklara Müjde: Ekspertizde “Dijital Takip” Dönemi Başlıyor!

Sektörel1 ay önce

2017 yılından bu yana Marubeni Dağıtım ve Servis’in büyüme yolculuğuna CEO olarak liderlik eden Eşref Zeka, 30 Nisan 2026 tarihi itibarıyla görevinden ayrılıyor. Komatsu, Volvo Trucks, Bomag, Tadano, Dieci ve Crown gibi dünya lideri markaların satış ve satış sonrası hizmetlerini sürdüren, Platinum Rent markası ile kiralama ve Platinum Used markası ile de ikinci el hizmetleri sunan Marubeni Dağıtım ve Servis’in sürdürülebilir büyümesine liderlik eden Eşref Zeka, şirketin mevcut iş alanlarının, yenileri ile genişletilmesini sağladı. 2017 yılında Temsa İş Makinaları’nda CEO görevine atanan Eşref Zeka’nın liderliğinde, 2023 yılında Japonya merkezli Marubeni Corporation’ın bir iştiraki olarak Marubeni Dağıtım ve Servis A.Ş.’nin kurulması ve hisse devrinin yönetilmesine liderlik etti. Komatsu, Volvo Trucks, Dieci, Crown distribütörlüklerine ek olarak; globalde Komatsu markasına katılan Komatsu Joy ve GHH markalarının yanı sıra, Montabert, Bomag ve Tadano markalarının distribütörlükleri de Eşref Zeka döneminde Marubeni Dağıtım ve Servis bünyesine eklendi. Marubeni Dağıtım ve Servis’in distribütörü olduğu Volvo Trucks’ın sürdürülebilir yükselişine de liderlik eden Eşref Zeka, 2023 yılında yüzde 7,4 pazar payı ile Türkiye’nin en fazla satış gerçekleştiren ithal kamyon ve çekici markası olurken, 2025 yılında marka tarihinde ilk defa yüzde 10,1 pazar payına ulaşarak yeni bir büyüme hedefi gerçekleşti. Eşref Zeka’nın CEO’luğu döneminde Marubeni Dağıtım ve Servis’in temsil ettiği tüm markaların ürün ve hizmetlerindeki sürdürülebilir kaynakların yönetimi ve dijital dönüşüm gibi yatırımlar da gerçekleştirildi.

Yük Taşıma1 ay önce

Volvo Trucks, Volvo FM 4×2 Kamyon ile de Euro NCAP’ten 5 Yıldız Aldı!

Yeni Otomobiller1 ay önce

Bir İkondan İlham Alan Performans: Yeni yüzde 100 Elektrikli Cayenne Coupé

Reklam
Otomotiv Sektörü4 gün önce

FUCHS Lubricants Türkiye Yeni Dönem Büyüme Stratejisini Açıkladı

Otomotiv Sektörü1 ay önce

İkinci El Araç Alacaklara Müjde: Ekspertizde “Dijital Takip” Dönemi Başlıyor!

Sektörel1 ay önce

2017 yılından bu yana Marubeni Dağıtım ve Servis’in büyüme yolculuğuna CEO olarak liderlik eden Eşref Zeka, 30 Nisan 2026 tarihi itibarıyla görevinden ayrılıyor. Komatsu, Volvo Trucks, Bomag, Tadano, Dieci ve Crown gibi dünya lideri markaların satış ve satış sonrası hizmetlerini sürdüren, Platinum Rent markası ile kiralama ve Platinum Used markası ile de ikinci el hizmetleri sunan Marubeni Dağıtım ve Servis’in sürdürülebilir büyümesine liderlik eden Eşref Zeka, şirketin mevcut iş alanlarının, yenileri ile genişletilmesini sağladı. 2017 yılında Temsa İş Makinaları’nda CEO görevine atanan Eşref Zeka’nın liderliğinde, 2023 yılında Japonya merkezli Marubeni Corporation’ın bir iştiraki olarak Marubeni Dağıtım ve Servis A.Ş.’nin kurulması ve hisse devrinin yönetilmesine liderlik etti. Komatsu, Volvo Trucks, Dieci, Crown distribütörlüklerine ek olarak; globalde Komatsu markasına katılan Komatsu Joy ve GHH markalarının yanı sıra, Montabert, Bomag ve Tadano markalarının distribütörlükleri de Eşref Zeka döneminde Marubeni Dağıtım ve Servis bünyesine eklendi. Marubeni Dağıtım ve Servis’in distribütörü olduğu Volvo Trucks’ın sürdürülebilir yükselişine de liderlik eden Eşref Zeka, 2023 yılında yüzde 7,4 pazar payı ile Türkiye’nin en fazla satış gerçekleştiren ithal kamyon ve çekici markası olurken, 2025 yılında marka tarihinde ilk defa yüzde 10,1 pazar payına ulaşarak yeni bir büyüme hedefi gerçekleşti. Eşref Zeka’nın CEO’luğu döneminde Marubeni Dağıtım ve Servis’in temsil ettiği tüm markaların ürün ve hizmetlerindeki sürdürülebilir kaynakların yönetimi ve dijital dönüşüm gibi yatırımlar da gerçekleştirildi.

Reklam

En Çok Okunanlar

Copyright © 2020 Ulaşım Gündemi markası tescilli bir markadır.