Connect with us

Otomotiv Sektörü

Opel Corsa B, 30 Yaşında!

Opel’in 1993’ten 2000’e kadar üretilen ikinci nesil Corsa modeli, 2023 yılı itibarıyla 30. yaşını kutluyor. Aralarında kapı içlerinde çift çelik darbe bariyeri ve aktif gergili emniyet kemeri gibi B segmentinde ilk defa sunulan güvenlik donanımlarıyla standartları belirleyen Corsa B, döneminin en çok satılan küçük otomobilleri arasında yer almıştı.

Opel’in Eisenach fabrikasında ürettiği ilk Corsa olmasıyla yeni bir çağın başlangıcını da simgeleyen Corsa B’nin, 80 kW/109 HP güç, sportif şasi ve keskin tasarımıyla dikkat çeken, “Cep Herkülü” olarak anılan Corsa GSi versiyonu ise zamanla bir efsaneye dönüştü. Opel’in her zaman öncelikleri arasında gelen sürdürülebilirlik ve kaynakların korunması, o yıllarda da sorumlulukların sürüş keyfiyle bir arada sunulabileceğini gözler önüne seriyordu.

1993 yılında 1,2 litre 45 HP’lik ekonomik motoruyla yollara çıktığında Corsa B, 3 yıl sonra yürürlüğe girecek emisyon standartlarını çok önceden karşılayabiliyordu. Ayrıca Corsa Eco, 4,66 lt/100 km yakıt tüketimiyle “Avrupa’nın En Ekonomik Otomobili” ve 72 desibellik geçiş sesiyle Avrupa’nın en sessiz otomobillerinden de biri oldu. 1990 yılında otomotiv plastikleri için geri dönüşüm döngüsüne sahip ilk otomobil üreticisi olan Opel, Corsa B’nin ilk aşamasından itibaren ömrünü tamamlamış araçların geri dönüşümüne katkıda bulundu. Günümüzde Corsa’nın 0 emisyonlu versiyonu yeni Corsa Elektrik ise, sürüş keyfini sürdürülebilir kılıyor.

Opel’in uzun soluklu başarı hikayelerinden biri  olan Corsa, 1993 yılında yollarla buluşan ikinci nesil ile B segmentinde başlı başına bir dönemin kapanıp yeni bir anlayışın başlamasını sağlamıştı. 1982’deki lansmanından bu yana 14,5 milyonun üzerinde üretilen Corsa, 2021 yılında İngiltere’nin en çok satılan otomobili ve son 2 yılda Almanya’nın en popüler küçük otomobili oldu. Her zamankinden daha modern, daha dijital ve daha fazla çeşitlilik ile yeni Opel Corsa, 2023’ün son çeyreği itibarıyla Türkiye yollarıyla buluşmaya hazırlanıyor.

Yeni Opel Corsa, “Corsa Elektrik” adı altında ilk kez iki farklı batarya seçeneğiyle elektrikli olarak satışa çıkıyor. Ayrıca, Corsa’nın 2019 yılında küçük otomobil segmentinde sunduğu uyarlanabilir Intelli-Lux LED® Matrix farlar da optimize edildi. Opel Corsa’yı böylesine büyük bir başarıya götüren belki de en önemli unsur; daha üst sınıflarda görmeye alışkın olunan yeniliklerin, kompakt segment alıcılarına uygun fiyata sunulabiliyor olması gösteriliyor.

Üst sınıflardaki yeniliklerin B segmentinde sunulması, ikinci nesil Corsa için de geçerliydi. 1982’de tanıtılan Corsa A’nın büyük çıkışından sonra, tam 30 yıl önce piyasaya sürülen Corsa B, bu anlayışta bir adım daha ileri gitti. Elbette amaç, öncüsünün başarısını daha da ileriye taşımaktı. Güvenlikte yeni standartlar belirleyen bir tasarımın ve özelliklerinin yanı sıra, yüksek düzeyde konfor ve pratik kullanım özellikleriyle dünya genelinde büyük bir başarı yakaladı. Öyle ki Corsa B, 2000 yılına kadar 4 milyon satış sınırını aştı. Corsa B, 1993 yılı itibarıyla Eisenach’ta üretilen ilk Corsa olarak yeni bir çağı da beraberinde başlattı.

Daha yuvarlak tasarım kodlarına sahip Corsa B versiyonları

Hideo Kodama liderliğindeki tasarımcılar, Corsa B için yola çıkdığında önemli bir risk aldılar. Köşeli bir tasarıma sahip Corsa A’nın büyük başarısına rağmen Rüsselsheim, Corsa B’yi kadınlar için daha çekici hale getirme kararı aldı. Böylece Hideo Kodama işe koyuldu ve iri gözleri andıran farlarıyla çok daha yuvarlak, daha yumuşak tasarım çizgilerine sahip bir Corsa tasarladı. Pürüzsüz, yuvarlak şekiller, birkaç yıl önce heyecan uyandıran Junior konseptinden esinlenmişti. Ancak yuvarlak tasarım hatları sadece görsel bir unsur olarak kalmadı, sürüş açısından da önemli bir kazanım sağladı. Modelin aerodinamiği iyileşti ve yakıt tüketimi de azaldı.

Bunlara ek olarak; 3 ve 5 kapılı modellerin tasarım farkı da dikkat çekiciydi. Tasarımcılar, özgün karakterli iki farklı model ortaya çıkardılar. 3 kapılı versiyona coupe tarzında bir arka kısım ile sportif bir siluet kazandırdılar. 5 kapılı versiyon ise daha dik bagaj kapağına sahip aile versiyonuydu. Arka kısım, arka koltuk yolcuları için daha ferahtı. Ayrıca bagaj hacmi maksimum 1.150 litreye kadar çıkartılabiliyordu.

Opel Corsa B, özellikle zengin ürün çeşitliliği ile öne çıktı. Eco’dan Swing’e, Joy’dan Sport’a ve GSi’a kadar 5 farklı donanım seviyesine sahipti. Uyumlu kumaş desenleri ve renkler sayesinde her zevke uygun bir seçenek sunuyordu. Ayrıca Opel, bazı pazarlar için, 3 ve 5 kapılı hatchback modellerin yanına bir station wagon, 4 kapılı bir sedan ve bir pikap olmak üzere farklı versiyonları da üretti.

Konfor ve güvenlik için yeni standartlar: Corsa B, sınıfında çıtayı belirledi

Corsa A’dan Corsa B’ye geçişte yapılan gelişmeler konfora ve daha da önemlisi güvenliğe fayda sağladı. Corsa, 10 santimetre uzayarak yaklaşık 3,73 metre uzunluğa ulaşmıştı. Daha uzun bir aks mesafesine ve son derece kısa gövde çıkıntılarına sahipti. Bunun dışında ön cam daha da öne çekildi ve 5 kapılı modelin arkası daha dik bir açıya sahipti. Tüm bu önlemler, Corsa B’nin baş, omuz ve bacak mesafesi gibi alan ve hareket özgürlüğü açısından sınıfındaki en iyi değerleri sunmasını sağladı. Büyük cam alanlar ve ince sütunlar, aydınlık, havadar bir iç atmosfer ortaya çıkardı ve başarılı bir görüş sağladı. Kötü havalarda bile her yönden net bir görüş sağlamak için yanlardaki özel bir ön cam çerçevesi, yağmur suyunu camlardan uzak tutuyordu. Ayrıca aerodinamik olarak tasarlanan yan ayna gövdesi, ayna yüzeyinde ve camlarda kir birikmesini önleyen küçük bir çıkıntıya sahipti.

 

Corsa B, kompakt otomobil segmentinde yeni güvenlik standartları belirledi. Gövdenin burulma rijitliği, önceki nesle kıyasla yüzde 40 artmıştı. Bu sınıfta ilk kez yandan çarpma anında yolculara ek koruma sağlayan kapı içlerinde çift çelik darbe bariyerleri ve ön koltuklarda mekanik aktif gergili emniyet kemeri standart olarak sunuldu. Ayrıca lansmandan kısa bir süre sonra, sürücü için tam boy havayastığı da sunulmaya başlandı.

Opel’in kompakt spor otomobili: Sürmesi eğlenceli Corsa GSi

Ailenin sportif üyesi Corsa GSi 16V, 1993 yılında yollara çıktı. Dönemin en hızlı Corsa’sı, gövde renkli yan marşpiyeler ve tamponların yanı sıra ön ve arka spoylerlere de sahipti. Standart donanımda ayrıca elektronik kontrollü ABS, devir göstergesi ve geniş lastikler de vardı. Corsa GSi, 0-100 km/s hızlanmasını 9,5 saniyede tamamlayabiliyor ve maksimum 195 km/s hıza ulaşabiliyordu. Sportif bir şasi ve gazlı amortisörler, performansı yola aktarmaya yardımcı oluyordu. Spor koltuklar ve deri direksiyon, kokpitte doğru atmosferin ortaya çıkmasını sağlıyordu.

Sorumluluk ve Sürüş Keyfi: Corsa B kaynakları koruyor!

Opel’in her zaman öncelikleri arasında gelen sürdürülebilirlik ve kaynakların korunması, o yıllarda da sorumlulukların sürüş keyfiyle bir arada sunulabileceğini gözler önüne seriyordu. Corsa B, yakıt enjeksiyonlu ve katalitik konvertörlü benzinli motorları sayesinde verimlilik noktasında da standartları belirliyordu. Özellikle 1,2 litrelik (33 kW/45 HP) ekonomik motoruyla Corsa, 1993 yılında yollara çıktığında, 3 yıl sonra yürürlüğe girecek emisyon standartlarını  çok önceden karşılayabiliyordu. ADAC (Genel Alman Otomobil Kulübü) ve ÖAMTC (Avusturya Otomobil, Motosiklet ve Turing Kulübü)’ye göre ortalama 4,66 lt/100 km yakıt tüketimiyle Corsa Eco, ağırlık ve performans açısından “Avrupa’nın En Ekonomik Otomobili” oldu. Ayrıca 1990’ların başında sadece 72 desibellik geçiş sesiyle Avrupa’nın en sessiz otomobillerinden de biriydi.

Bunlara ek olarak Opel, 1990 yılında otomotiv plastikleri için geri dönüşüm döngüsüne sahip ilk otomobil üreticisiydi. Bu bağlamda, ömrünü tamamlamış araçların geri dönüşümü, henüz Corsa B’nin tasarım aşamasında zaten düşünülmüştü. Karıştırılmamış plastik kompozitler ve her bir bileşen için sökülmesi kolay sabitleme teknikleri, geri dönüşüme önemli bir katkı sağladı. 30 yıl önce Eisenach Fabrikası’nda başlayan üretim serüveni ile Corsa, Avrupa’nın en modern ve kaynakları en verimli kullanan otomobil fabrikalarından birinde üretildi.

Tıkla Yorum Yap

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Otomotiv Sektörü

İkinci El Araç Alacaklara Müjde: Ekspertizde “Dijital Takip” Dönemi Başlıyor!

Ticaret Bakanlığı tarafından hazırlanan yeni yönetmelik taslağı, ikinci el araç alım-satımında yaşanan mağduriyetleri bitirmeyi ve her aracın geçmişini dijital bir sistemle güvence altına almayı hedefliyor.

Türkiye’de ikinci el araç ticaretinde güven, şeffaflık ve standartlaşmayı hedefleyen “Motorlu Kara Taşıtı Ekspertiz Hizmetleri Hakkında Yönetmelik Taslağı”, Ticaret Bakanlığı tarafından yayımlanarak kamuoyu görüşüne açıldı.

Geçtiğimiz yıl Mayıs ayından bu yana sektör paydaşları, ilgili kurumlar ve dernek üyeleriyle birlikte yürütülen yoğun çalışmaların ardından hazırlanan Yönetmelik Taslağı , otomotiv ekspertiz sektöründe kapsamlı bir dönüşümün kapısını aralıyor.

Sektörün Ortak Akıl Süreci Sonuç Verdi

Yönetmelik Taslağı; ekspertiz hizmetlerinde kalite, şeffaflık ve güvenilirliğin artırılması, haksız rekabetin önlenmesi ve tüketicinin korunmasını temel hedef olarak ortaya koyuyor.

Bu süreçte Tüm Otomotiv Ekspertizcileri Derneği (TOED) ve Türkiye Araç Satış Sonrası Hizmetler Federasyonu (TOBFED) koordinasyonunda yürütülen çalışmalar, sektörün sahadaki deneyimini doğrudan mevzuat sürecine taşıdı. Teknik komiteler, saha geri bildirimleri ve çok paydaşlı toplantılarla şekillenen Yönetmelik Taslağı metin, sektörün ortak aklını yansıtıyor.

Dijital Sistem ve Standart Raporlama Dönemi

Yönetmelik Taslağı ile birlikte sektörde önemli yapısal değişiklikler öngörülüyor. Bunların başında:

  • Ekspertiz raporlarının merkezi bir Taşıt Ekspertiz Bilgi Sistemi üzerinden oluşturulması
  • Tüm raporların kayıt altına alınarak izlenebilir hale gelmesi
  • Standart raporlama dili ve içerik yapısının oluşturulması
  • QR kodlu ve doğrulanabilir ekspertiz raporları

geliyor.

Bu düzenlemelerle birlikte ikinci el araç alım-satım süreçlerinde bilgi kirliliğinin önüne geçilmesi ve tüketici güveninin kalıcı olarak artırılması hedefleniyor.

Yetki Belgesi ve Kurumsallaşma Zorunlu Hale Geliyor

Yeni düzenleme kapsamında, ekspertiz hizmeti sunan işletmeler için yetki belgesi zorunluluğu getiriliyor. Belgesiz faaliyetlerin önüne geçilmesiyle birlikte sektörün daha kurumsal, denetlenebilir ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşması amaçlanıyor.

Ayrıca; mesleki yeterlilik, sigorta zorunluluğu ve teknik standartlara uyum gibi kriterler de işletmeler için temel şartlar arasında yer alacak.

Görüş Süreci Başladı: Katılımcı Yaklaşım Devam Ediyor

Ticaret Bakanlığı, Yönetmelik Taslağı için sektör paydaşları ve ilgili kurumların görüşlerini talep etti.

Bu süreç, düzenlemenin sahaya en doğru şekilde yansıması açısından kritik önem taşıyor. TOED ve TOBFED, üyeleri başta olmak üzere tüm sektör temsilcilerini taslak metni incelemeye ve görüş bildirmeye davet ediyor.

“Bu Yönetmelik Sektörün Geleceğini Belirleyecek”

TOED Başkanı Ozan Ayözger, sürece ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:

“Yaklaşık bir yıldır TOBFED koordinasyonunda, sektörümüzün tüm paydaşlarıyla birlikte çok yoğun bir çalışma yürüttük. Bugün gelinen noktada, sektörümüz adına son derece kritik bir eşiği geride bıraktık.
Yayımlanan taslak, sadece bir mevzuat düzenlemesi değil; aynı zamanda sektörün geleceğini şekillendirecek bir dönüşüm planıdır. Şimdi en önemli aşamalardan biri olan görüş sürecindeyiz. Tüm paydaşların katkısıyla çok daha güçlü ve uygulanabilir bir yönetmelik ortaya çıkacağına inanıyoruz.”

“Sektörde Güven ve Standartlaşma Kalıcı Hale Gelecek”

TOBFED Başkanı Serkan Bakırtaş ise sürecin önemine ilişkin şunları söyledi:

“Araç satış sonrası hizmetler sektöründe uzun süredir ihtiyaç duyulan yapısal dönüşüm bu yönetmelikle birlikte somut bir zemine kavuşuyor. TOBFED olarak, bağlı derneklerimiz ve sektör temsilcileriyle birlikte bu sürecin en başından itibaren aktif rol üstlendik. Yeni düzenlemeyle birlikte hem hizmet kalitesi yükselecek hem de tüketici güveni kalıcı şekilde güçlenecek. Bu süreci sektörümüz adına tarihi bir adım olarak değerlendiriyoruz.”

Yeni Dönem: Daha Güvenli, Daha Şeffaf Bir Pazar

Yönetmeliğin yürürlüğe girmesiyle birlikte:

  • Ekspertiz hizmetlerinde kalite standardizasyonu sağlanacak
  • Tüketici mağduriyetleri önemli ölçüde azalacak
  • Kayıt dışı ve standart dışı uygulamalar ortadan kalkacak
  • Sektörde güven temelli bir yapı güçlenecek

Böylece ikinci el araç ticaretinde ekspertiz, sistemin en kritik güven unsurlarından biri haline gelecek.

TOED Başkanı Ozan Ayözger,TOBFED Başkanı Serkan Bakırtaş

Continue Reading

Otomotiv Sektörü

Cevher Jant ve Handtmann’dan daha hafif ve sürdürülebilir yeni nesil jant

Türkiye’nin ilk alüminyum döküm jant üreticisi Cevher Jant, alüminyum alanında dünyanın önde gelen şirketlerinden Handtmann ile gerçekleştirdiği stratejik iş birliğiyle, otomotiv endüstrisine yeni bir yön verecek ürün geliştirdi. Cevher Jant ve Handtmann ortaklığı, yüksek basınçlı döküm (HPDC) teknolojisini, ilk kez alüminyum jant üretiminde başarıyla uygulayarak, sektörde hafiflik, performans ve sürdürülebilirlik ekseninde yeni bir standart oluşturdu.

70 yılı aşkın mühendislik deneyimiyle alüminyum döküm teknolojilerinde öncü konumda bulunan Cevher Jant, dünyanın önde gelen alüminyum uzmanlarından Handtmann ile gerçekleştirdiği stratejik iş birliği sayesinde alüminyum jant üretiminde yeni bir dönemi başlattı. İş birliği kapsamında, yüksek basınçlı döküm (HPDC) teknolojisi, ilk kez alüminyum jant üretiminin tüm aşamalarında uygulandı. İlk kez Euroguss Fuarı’nda görücüye çıkan jant için 2026 yılı içinde seri üretime geçilmesi planlanıyor.

Proje kapsamında, brüt jant dökümleri Handtmann’ın geliştirdiği yüksek basınçlı döküm süreçleriyle üretilirken, tasarım adaptasyonu, talaşlı imalat, yüzey kaplama, test ve doğrulama süreçleri Cevher Jant’ın entegre mühendislik altyapısıyla gerçekleştiriliyor. Yeni nesil jantlar, aerodinamik olarak optimize edilmiş ve yüksek boyutsal hassasiyete sahip geometrilerin üretimine olanak tanıyor. Bu sayede içten yanmalı araçlarda yakıt tüketimini, elektrikli araçlarda ise enerji kullanımı ve menzil kaybı azaltılıyor.

Daha hafif, daha yüksek performanslı ve daha çevreci

Yüksek basınçlı dökümün neredeyse net şekilli döküm avantajı, malzeme kaybını ve ek işleme ihtiyaçlarını minimize ederek üretim sürecinin çevresel etkisini de önemli ölçüde düşürüyor. Tüm bu kazanımlar sayesinde, geleneksel alçak basınçlı döküm (LPDC) jantlara kıyasla %20 ila %30 oranında daha hafif, daha yüksek performanslı ve daha düşük çevresel etkiye sahip jant çözümlerinin önü açılmış oldu.

“Yenilikçi yaklaşımımızla mobilitenin geleceğinde de söz sahibi olmayı hedefliyoruz”

Geliştirdikleri teknolojiye ilişkin değerlendirmede bulunan Cevher Jant İcra Kurulu Üyesi Cevher Özyavuz, şunları söyledi: “Yüksek basınçlı döküm (HPDC) teknolojisini ilk kez alüminyum jant üretimine uyarlamak, bizim için yalnızca başarısı değil; aynı zamanda Cevher’in kuruluşundan bu yana taşıdığı öncü ruhun ve geleceğin mobilitesine yönelik stratejik bakış açısının somut bir göstergesi.

70 yıldır sektörde birçok ilke imza atmış, Türkiye jant sanayisinin gelişiminde adeta bir ekol haline gelmiş bir şirket olarak, artan maliyetler, küresel rekabet baskısı ve Türkiye’nin uluslararası pazarlarda rekabet gücünün zorlandığı bu dönemde, katma değerli ve yüksek teknolojili ürünlere odaklanmayı bir tercih değil, bir sorumluluk olarak görüyoruz.

Bu anlayışla, yalnızca bugünün ihtiyaçlarına değil, mobilitenin dönüşümüne yön veren çözümler üretmeye ve Türkiye’den küresel ölçekte rekabet edebilen teknolojiler geliştirmeye kararlılıkla devam ediyoruz.

HPDC teknolojisi sayesinde daha hafif, daha dayanıklı ve daha verimli jant çözümleri geliştirirken, OEM’lere tasarım özgürlüğü, performans artışı ve karbon azaltımı açısından yeni bir alan açıyoruz. Bu yaklaşım elektrifikasyon ve sürdürülebilirlik ekseninde şekillenen yarının mobilite dünyasına da güçlü bir yanıt niteliği taşıyor.

Handtmann ile kurduğumuz bu güçlü iş birliği ile Cevher Jant’ın ileri mühendislik ve üretim kabiliyetlerini küresel ölçekte bir adım daha ileri taşıdık. Sürdürülebilir büyüme, verimlilik ve teknoloji odaklı yatırımlarımızla önümüzdeki dönemde de mobilitenin geleceğinde söz sahibi olmayı hedefliyoruz.”

 

 

Continue Reading

Otomotiv Sektörü

Hyundai Motor Grubu’ndan Çığır Açan Mobilite: Seri Üretim Robot MobED Tanıtıldı

Hyundai Motor Grubu, robotik alandaki en yeni atılımını, Japonya’nın Tokyo kentinde düzenlenen International Robot Exhibition (iREX) 2025’te gerçekleştirdi. Grubun Robotik LAB’ı tarafından geliştirilen ilk seri üretim mobilite robot platformu MobED (Mobile Eccentric Droid), yapay zekâ (AI) ile desteklenen yetenekleriyle teknoloji dünyasının odağına oturdu.

İlk kez Tüketici Elektroniği Fuarı (CES) 2022’de konsept olarak sergilendikten sonra, MobED, tamamen otonom ve ticari kullanıma hazır hale getirildi. MobED, 3–6 Aralık tarihleri boyunca iREX 2025 kapsamında sergilenmeye devam ediyor.

Hyundai Motor Group Robotics LAB Başkanı, MobED’in sadece bir mobilite cihazı olmadığını vurgulayarak, “MobED, farklı endüstrilere ve günlük yaşama uyarlanabilir yeni nesil bir çözüm sunuyor. Küresel robotik pazarında yeni standartlar belirleyecek ve insanların ve robotların bir arada yaşadığı geleceğe ivme kazandıracak” dedi.

MobED’i Yenilikçi Yapan Üç Temel Özellik

MobED, robotik işlevselliğe getirdiği yenilikçi yaklaşımı şu üç temel unsurla tanımlıyor: Adaptif Mobilite, Sezgisel Otonomi ve Sınırsız Yolculuk.

1. Adaptif Mobilite: Zemine Uyarlanabilen Hareket

Gelişmiş mekanizması sayesinde MobED, hareket kabiliyetini yeniden tanımlıyor. Hyundai’nin otomotiv mühendisliği uzmanlığıyla desteklenen bu özellikler:

  • Üstün Kontrol Mekanizması: Eğimli veya engebeli yüzeylerde duruşu ve yüksekliği dinamik olarak ayarlayarak platformu aktif şekilde dengeliyor.

  • Kesintisiz Geçişler: Dar iç mekânlardan zorlu açık hava koşullarına kadar her ortama sorunsuz adaptasyon sağlıyor.

  • DnL Teknolojisi: Duruş kontrolü, sürüş ve yönlendirme motorlarını tek bir modülde birleştiren özel Drive-and-Lift (DnL) yapısı, MobED’in dengesinin merkezini oluşturuyor.

2. Sezgisel Otonomi: Kullanım Kolaylığı

MobED, teknik bilgi gerektirmeden kullanım kolaylığı sağlamak amacıyla otonom navigasyonu sadeleştiriyor:

  • Güvenli Navigasyon: LiDAR ve kameraları birleştiren AI tabanlı sensörler ile engelleri algılama ve kaçınma işlevlerini gerçekleştiriyor.

  • Erişilebilir Arayüz: Geniş dokunmatik ekran kontrol cihazı ve sezgisel 3D UI/UX tasarımı sayesinde kontrolü kolaylaştırıyor.

3. Sınırsız Yolculuk: Modüler ve Çok Amaçlı Yapı

Modüler bir platform olarak tasarlanan MobED, lojistikten video prodüksiyonuna, kentsel ulaşımdan teslimata kadar geniş kullanım alanlarına uyarlanabiliyor. Evrensel montaj rayları ve API desteği, platformun özelleştirilebilir olmasını sağlıyor.

🛠️ İki Model Seçeneği ve Gelecek Planları

  • MobED Pro: Ticari ve dış mekân operasyonları için geliştirilen, ek sensörler ve ‘follow-me’ (beni takip et) modu gibi gelişmiş otonomi özellikleriyle donatılmış model.

  • MobED Basic: Araştırma ve geliştirme odaklı, özelleştirmeye açık temel modeldir.

Seri üretimine 2026 yılının ilk yarısında başlanması planlanan MobED hakkındaki tüm detaylar, Hyundai Motor Group Robotics LAB web sitesinde yer alacak.

Continue Reading
Reklam
Otomotiv Sektörü2 gün önce

FUCHS Lubricants Türkiye Yeni Dönem Büyüme Stratejisini Açıkladı

Otomotiv Sektörü4 hafta önce

İkinci El Araç Alacaklara Müjde: Ekspertizde “Dijital Takip” Dönemi Başlıyor!

Sektörel1 ay önce

2017 yılından bu yana Marubeni Dağıtım ve Servis’in büyüme yolculuğuna CEO olarak liderlik eden Eşref Zeka, 30 Nisan 2026 tarihi itibarıyla görevinden ayrılıyor. Komatsu, Volvo Trucks, Bomag, Tadano, Dieci ve Crown gibi dünya lideri markaların satış ve satış sonrası hizmetlerini sürdüren, Platinum Rent markası ile kiralama ve Platinum Used markası ile de ikinci el hizmetleri sunan Marubeni Dağıtım ve Servis’in sürdürülebilir büyümesine liderlik eden Eşref Zeka, şirketin mevcut iş alanlarının, yenileri ile genişletilmesini sağladı. 2017 yılında Temsa İş Makinaları’nda CEO görevine atanan Eşref Zeka’nın liderliğinde, 2023 yılında Japonya merkezli Marubeni Corporation’ın bir iştiraki olarak Marubeni Dağıtım ve Servis A.Ş.’nin kurulması ve hisse devrinin yönetilmesine liderlik etti. Komatsu, Volvo Trucks, Dieci, Crown distribütörlüklerine ek olarak; globalde Komatsu markasına katılan Komatsu Joy ve GHH markalarının yanı sıra, Montabert, Bomag ve Tadano markalarının distribütörlükleri de Eşref Zeka döneminde Marubeni Dağıtım ve Servis bünyesine eklendi. Marubeni Dağıtım ve Servis’in distribütörü olduğu Volvo Trucks’ın sürdürülebilir yükselişine de liderlik eden Eşref Zeka, 2023 yılında yüzde 7,4 pazar payı ile Türkiye’nin en fazla satış gerçekleştiren ithal kamyon ve çekici markası olurken, 2025 yılında marka tarihinde ilk defa yüzde 10,1 pazar payına ulaşarak yeni bir büyüme hedefi gerçekleşti. Eşref Zeka’nın CEO’luğu döneminde Marubeni Dağıtım ve Servis’in temsil ettiği tüm markaların ürün ve hizmetlerindeki sürdürülebilir kaynakların yönetimi ve dijital dönüşüm gibi yatırımlar da gerçekleştirildi.

Yük Taşıma1 ay önce

Volvo Trucks, Volvo FM 4×2 Kamyon ile de Euro NCAP’ten 5 Yıldız Aldı!

Yeni Otomobiller1 ay önce

Bir İkondan İlham Alan Performans: Yeni yüzde 100 Elektrikli Cayenne Coupé

Reklam
Otomotiv Sektörü2 gün önce

FUCHS Lubricants Türkiye Yeni Dönem Büyüme Stratejisini Açıkladı

Otomotiv Sektörü4 hafta önce

İkinci El Araç Alacaklara Müjde: Ekspertizde “Dijital Takip” Dönemi Başlıyor!

Sektörel1 ay önce

2017 yılından bu yana Marubeni Dağıtım ve Servis’in büyüme yolculuğuna CEO olarak liderlik eden Eşref Zeka, 30 Nisan 2026 tarihi itibarıyla görevinden ayrılıyor. Komatsu, Volvo Trucks, Bomag, Tadano, Dieci ve Crown gibi dünya lideri markaların satış ve satış sonrası hizmetlerini sürdüren, Platinum Rent markası ile kiralama ve Platinum Used markası ile de ikinci el hizmetleri sunan Marubeni Dağıtım ve Servis’in sürdürülebilir büyümesine liderlik eden Eşref Zeka, şirketin mevcut iş alanlarının, yenileri ile genişletilmesini sağladı. 2017 yılında Temsa İş Makinaları’nda CEO görevine atanan Eşref Zeka’nın liderliğinde, 2023 yılında Japonya merkezli Marubeni Corporation’ın bir iştiraki olarak Marubeni Dağıtım ve Servis A.Ş.’nin kurulması ve hisse devrinin yönetilmesine liderlik etti. Komatsu, Volvo Trucks, Dieci, Crown distribütörlüklerine ek olarak; globalde Komatsu markasına katılan Komatsu Joy ve GHH markalarının yanı sıra, Montabert, Bomag ve Tadano markalarının distribütörlükleri de Eşref Zeka döneminde Marubeni Dağıtım ve Servis bünyesine eklendi. Marubeni Dağıtım ve Servis’in distribütörü olduğu Volvo Trucks’ın sürdürülebilir yükselişine de liderlik eden Eşref Zeka, 2023 yılında yüzde 7,4 pazar payı ile Türkiye’nin en fazla satış gerçekleştiren ithal kamyon ve çekici markası olurken, 2025 yılında marka tarihinde ilk defa yüzde 10,1 pazar payına ulaşarak yeni bir büyüme hedefi gerçekleşti. Eşref Zeka’nın CEO’luğu döneminde Marubeni Dağıtım ve Servis’in temsil ettiği tüm markaların ürün ve hizmetlerindeki sürdürülebilir kaynakların yönetimi ve dijital dönüşüm gibi yatırımlar da gerçekleştirildi.

Reklam

En Çok Okunanlar

Copyright © 2020 Ulaşım Gündemi markası tescilli bir markadır.