Connect with us

Deniz Yolu

Türkiye, Deniz İpek Yolu’ndaki Krizi Avantaja Çevirdi

Global ticaretin yaklaşık yüzde 90’ının yapıldığı denizyolunda, pandemiyle birlikte başlayan konteyner krizi, Uzakdoğu-Avrupa navlununu rekor seviyelere taşırken, Türkiye’ye tedarikte fırsat yarattı. AB’ye taşımalarda Türkiye’nin Uzakdoğu ile arasındaki navlun farkı 10 katı aştı. Şangay’dan Cenova’ya 40’lık konteynerin navlunu bu hafta itibariyle 8 bine ulaşırken, Türkiye’den İtalya’ya ise aynı ürün 700 dolara taşınabiliyor. Avrupalı firmalar rotasını Çin’den Türkiye’ye çeviriyor.

Hatırlanacağı üzere, pandemi tedarik zincirinde lojistik krizine neden olmuş, özellikle Çin’in piyasaya dönmesiyle piyasada boş konteyner krizi başlamıştı. Bu durum Türkiye’deki ihracatçı ve ithalatçı firmaları da sıkıntıya sokmuştu. Arzda yaşanan sorun denizyolu navlun piyasasında da tüm dengeleri değiştirdi. Uzakdoğu-Avrupa arası navlun geçen yıl yüzde 130’dan fazla artarken, Türkiye-Avrupa arasında ise bu oran yüzde 30’lar seviyesinde oldu. Navlun artışı, petrokimya ve tarım gibi emtia fiyatlarını da yukarı çekti.

Türkiye ile Uzakdoğu arasındaki navlun makası bu hafta daha da açıldı

2021’in ilk haftasında AB’ye taşımalarda Türkiye’nin Uzakdoğu ile arasındaki navlun farkı açıldı. Rif Line Lojistik Türkiye Genel Müdürü Mehmet Serkan Erdem, Uzakdoğu-Avrupa navlununun çok hızlı yükselmeye devam ettiğini, sadece bu hafta 1.000 dolara yakın arttığını söyledi. Erdem, “Şangay-Cenova hattında 40’lık konteynerin navlunu 8 bini aştı, 9 bine doğru bir çıkış var” dedi. Özellikle ABD ve İngiltere limanlarında aşırı yoğunluk yaşanmasının bu hafta navlundaki artışta etkili olduğunu söyleyen Erdem, “Bu bölgelere giden gemiler, açıkta bekliyor. 20-30 gün sonra ancak limana yanaşabiliyor. Bu da konteyner ve gemi arzındaki sıkıntıyı büyütüyor” diye konuştu.

Türkiye, teslimat süresinde de fark atıyor

Türkiye, Uzakdoğu’ya sadece navlunda değil teslimat süreleri açısından da büyük fark atıyor. Çin’den Avrupa’ya denizyolunda taşıma süreleri 30 günü bulurken, aynı ürün Türkiye’den 5 günde taşınabiliyor. Türkiye’nin lojistik avantajının artması AB’nin bazı siparişlerinin Uzakdoğu’dan Türkiye’ye kaymasını sağladı. Türkiye’ye sipariş kaymasına bire bir tanık olan isimlerden biri de Mehmet Serkan Erdem oldu. Erdem, “DÜNYA gazetesinin de sıklıkla gündeme taşıdığı, pandemi sonrasında daha önce Uzakdoğu’ya verilen siparişlerin Türkiye’ye kayması yönündeki beklenti şimdiden gerçekleşmeye başladı. Avrupalılar Türkiye’den daha fazla mal almak istiyor. Avrupalı birkaç müşterim benden Türkiye’de imalat yapan tedarikçi bulmamı istedi. İtalyan bu müşterilerimiz daha önce Çin’den alım yapıyordu. 2021’in Türkiye’nin ihracatı açısından iyi bir yıl olacağını öngörüyorum” dedi.

Fulvio Villa: Türkiye’nin AB’ye yakınlığı büyük avantaj

Yabancı şirketlere yurt dışı pazarlara yönelik danışmanlık hizmeti sunan İtalyan MotusConsulting’in CEO’su Fulvio Villa, pandeminin global şirketlerin tedarik zincirlerine bakış açısını değiştirdiğini hatırlatarak, bu durumun Türkiye için fırsat olduğunu söyledi. Geçmişte uluslararası lojistik devlerinden Fransız Gefco’nun Türkiye CEO’luğu görevinde de bulunan sektörün deneyimli ismi Villa, konuyla ilgili şu açıklamayı yaptı: “Pandemiden önce ihtiyaç duyulan ürünü en ucuz yerden alma mantığı vardı. Ancak bu mantık, olağanüstü bir olay meydana geldiğinde tedarik zincirini büyük tehlikeye sokabiliyor. Pandemi, kesintisiz hizmet için alternatif tedarik zincirinin önemini ortaya çıkardı. Burada Türkiye’nin önemli bir rolü olabilir. Türkiye’nin tüketim pazarlarına yakınlığı büyük avantaj. Çünkü markalar artık tedarikçilerini yakınında istiyor” diye konuştu.

Fatih Şener: Çinli de AB için Türkiye’de üretecek

Uluslararası Nakliyeciler Derneği (UND) Strateji ve İş Geliştirme Başkanı Fatih Şener, lojistik avantajının Türkiye’ye siparişlerin yanı sıra yeni yatırım da çekeceğini öngördüklerini söyledi.

Fatih Şener, “Çinli firmaların da AB’ye yakın olmak için Türkiye’de üretim yapabileceğini düşünüyoruz” dedi. Bilindiği gibi son olarak Uzakdoğulu telefon devleri Samsung ve Oppo Türkiye’de yatırımı gündeme almıştı.

AVRUPALI ALICILAR İÇİN TÜRKİYE’NİN CAZİBESİ ARTIYOR

Hazır giyimci 4 milyar dolarlık ek talep hedefliyor

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Hazır Giyim ve Konfeksiyon Sektör Meclisi Başkanı Şeref Fayat, Uzakdoğu-Avrupa arasındaki navlun artışı hammadde ithalatında sıkıntı yaratsa da siparişler konusunda fırsat sunduğunu söyledi. Fayat, “Özellikle aşının olumlu haberleri çoğaldıkça ana pazarımız olan Avrupa’nın talebini en hızlı karşılayacağı ülke Türkiye olacak. Sektörün özellikle yılın ikinci çeyreğinden itibaren çok ciddi bir taleple karşılaşma yönünde beklentisi var. Bizim toplam ihracatımızın yüzde 70’i ana pazarımız AB’ye yapılıyor. Fakat onların ithalatındaki payımız yüzde 6,8. Yani sadece yüzde 10’a bile çıksak ki, bu mümkün 3-4 milyar dolar artı talep olabilir” dedi.

Otomotivde özellikle satış sonrası için potansiyel var

Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) Başkanı Baran Çelik, “Uzakdoğu navlun fiyatlarının yükselmesi ve sürenin uzun olmasının sektörümüze pozitif etkisinin olacağını düşünüyoruz. Özellikle otomotiv endüstrisi tedarik sanayinde satış sonrası ürünleri satan firmalar için büyük bir potansiyel barındırdığı düşünüyoruz” dedi.

Mobilyada Çin’den sipariş kayması başladı

Modoko Başkanı Koray Çalışkan, konteyner krizinin ve Türkiye’nin lojistik avantajının sektörlerine yansımasını şu şekilde değerlendirdi: “Son birkaç yıldır Avrupa’ya yoğun miktarda mobilya ihracatı gerçekleştiriyoruz. Avrupa’da Türk mobilyasının etkin olmaya başlamasının bir nedeni de Türkiye’de üretilen mobilyaların Çin’e göre lojistik avantajı olması, işçilik ve kalite gücü. Çin’e göre çok daha kısa sürede üretip coğrafi konumumuzdan ötürü birçok pazara daha kolay ulaşabiliyoruz. Onların bir teslimi 8 ay sürebilirken, biz bunu 3 aya kadar indirebiliyoruz. Pandemiyle birlikte gücümüzü daha da arttıracağımızı düşünüyoruz ki Çin pazarından Türk pazarına doğru bir kayış söz konusu. Ancak boş konteyner bulmakta çok ciddi sıkıntılar yaşıyoruz. İhracattaki devamlılığın sağlanması adına konteyner sorununun çözülmesi gerekiyor.”

Züccaciyeciler, Çin’den pay kapıyor

Züccaciyeciler Derneği (ZÜCDER) Başkanı Mesut Öksüz, ihracat fazlası veren nadir sektörlerden biri olarak, pandemi döneminde gobal satışları artırdıklarına dikkat çekti. Öksüz, “Pandemi dolayısıyla Çin’in imaj kaybı, Türkiye’nin lojistikteki avantajı ve pazardaki gücümüz nedeniyle Çin’in yerini doldurmaya başladık. Özellikle endüstriyel mutfak ve elektrikli küçük ev aletleri konusunda Avrupa’da söz sahibiyiz. Son birkaç yıldır üreticilerimizin özellikle elektrikli küçük ev aletlerindeki inovatif ürünleriyle Avrupa’da büyük ilgi görüyor. Sektörümüz Ar-Ge’ye yaptığı yatırımlar sayesinde, Çin’in kaybettiği pazardan pay alabiliyor. 2021’de Çin’in kaybedeceği Avrupa pazarındaki payımızı arttıracağımızı öngörüyoruz.

 

“Fırsatı kaçırmamak için lojistik altyapı güçlendirilmeli”

Uzakdoğu-Avrupa hattındaki navlun artışı Türk ithalatçıları da sıkıntıya soktu. TOBB Hazır Giyim ve Konfeksiyon Sektör Meclisi Başkanı Şeref Fayat, “Uzakdoğu’dan ara mal ithalatı yapan birçok Türk şirketi navlun teslimat süreleri konusunda sıkıntı yaşıyor” dedi. TAYSAD Başkanı Alper Kanca da boş konteyner sıkıntısının Türkiyede’ki ithalatçıları ve Avrupa’da Uzakdoğu’dan otomotiv parçaları alan OEM’ler ile tedarikçileri sıkıntıya soktuğunu söyledi. Diğer yandan ihracatçının da konteyner sıkıntısı sürüyor. Sektör temsilcileri, tedarikte doğan bu fırsatı kaçırmamak için lojistikteki sorunların çözümü için destek bekliyor, altyapının güçlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. Boş konteyner sorununa çözüm için yerli üretimin bakanlığın gündeminde olduğu belirtiliyor. Ancak, sanayiciler, çelik fiyatlarındaki artış nedeniyle konteyner üretmenin kolay olmadığını savunuyor. Bu nedenle 15 yıl ile sınırlı tutulan konteyner kullunım süresinin 18 yıla çıkarılmasını istiyor.

Uzakdoğu-Avrupa navlunu neden fırladı?

● Pandemi nedeniyle tedarik zincirinin ve gümrük süreçlerinin yavaşlaması,

● Konteyner ve gemi arzının azalması,

● Çin’in piyasaya geri dönmesi ile arz sıkıntısının artması,

● Pandemi nedeniyle gemilerin ve konteynerlerin uğrak yaptığı ülkeden geç dönmesi,

● Konteyner maliyetlerinin artması,

● İkinci dalga kısıtlamaları nedeniyle ABD ve İngiltere limanlarında yoğunluk oluşması,

Aysel YÜCEL – DÜNYA

Tıkla Yorum Yap

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Deniz Yolu

İDO, AVŞA’NIN BAĞBOZUMU COŞKUSUNDA BU YIL DA YERİNİ ALIYOR

Marmara’nın incisi Avşa Adası, kendine özgü bağcılık kültürünün en güzel dönemlerinden biri olan bağbozumunda yeniden ziyaretçilerini ağırlamaya hazırlanıyor. Coğrafi İşaretli AdaKarası Üzümü Bağbozumu, 5-6 Eylül 2026 tarihlerinde gerçekleştirilecek. Geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu yıl da etkinliğin ulaşım sponsoru İDO olacak.

Avşa’ nın yüzyıllardır süregelen bağcılık kültürünü yaşatmayı ve adanın kendine özgü değerlerini daha geniş kitlelerle buluşturmayı amaçlayan etkinlik, bağbozumu geleneğini müzik, lezzet ve ada kültürüyle bir araya getirecek.

AdaKarası’nın hikâyesi bağlarda yeniden hayat buluyor

Marmara Denizi’nin ortasında yer alan Avşa Adası, doğal güzelliklerinin yanı sıra köklü bağcılık geleneğiyle de öne çıkıyor. Adanın simge değerlerinden biri olan AdaKarası Üzümü, Avşa’nın gastronomik ve kültürel mirasının önemli bir parçasını oluşturuyor.

Eylül ayıyla birlikte bağlarda başlayan hasat, yalnızca bir tarımsal üretim sürecini değil; aynı zamanda nesilden nesile aktarılan bir ada geleneğini temsil ediyor. Bağbozumu etkinliği de bu geleneği yerinde deneyimlemek, yerel üreticilerle bir araya gelmek ve Avşa’nın kendine özgü yaşam kültürünü keşfetmek isteyen ziyaretçilere farklı bir deneyim sunuyor.

Avşa’nın bağcılık geleneğinin tarihi 19. yüzyıla kadar uzanırken, AdaKarası üzümü ve buna bağlı şarap üretimi adanın önemli kültürel değerleri arasında yer alıyor.

İDO, Avşa’ya giden yolun da yolculuğun da bir parçası

İDO, İstanbul ile Marmara’nın sevilen adaları arasındaki ulaşımı güçlendirirken, bölgenin kültürel ve turistik değerlerini buluşturan etkinlikleri de desteklemeye devam ediyor.

Geçtiğimiz yıl gerçekleştirilen bağbozumu etkinliğinde de ulaşım sponsoru olarak yer alan İDO, bu yıl da ziyaretçilerin Avşa’nın bağlarına, AdaKarası’nın hikâyesine ve ada kültürüne ulaşmasına eşlik edecek. Geçtiğimiz yılki etkinlikte İDO’ nun ulaşım sponsorluğu özellikle vurgulanmış; şirketin Avşa’ya 1989 yılından beri düzenlediği seferler ile adanın turizm ve ticari faaliyetlerine katkısı öne çıkarılmıştı.

İDO her yıl Nisan ayında başlayan Ada sezonunu geçtiğimiz yıl 2 Kasımda Kapattı. Hava koşullarının uygun olması durumunda bu yıl da Kasım ayına kadar seferler düzenleyerek Marmara ve Avşa adalarını ulaşmak isteyen tatil severlere keyifli bir ulaşım hizmeti sunacak. Hafta içi 4 hafta sonları ise 5 adet karşılıklı sefer düzenleyerek yıllık 1.000’i aşkın sefer ve 300binin üstünde yolcu taşıyarak adanın kültürel, sosyolojik ve ekonomik gelişimine önemli katkılar sağlamaya devam ediyor.

İDO Genel Müdürü Dr. Murat Orhan, İDO’nun yalnızca bir ulaşım markası olmadığını, deniz ulaşımının sunduğu deneyimle birlikte İstanbul ve adalar arasındaki kültürel ve turistik bağın güçlenmesine de katkı sağladığını belirterek, Avşa’ nın önemli değerlerinden biri olan AdaKarası Üzümü’nün bağbozumu etkinliğinde yeniden yer almaktan duydukları memnuniyeti ifade etti.

“Bir Başkadır Avşa”

Avşa’da bağbozumu; toprağa, emeğe ve doğaya teşekkür etmenin yanı sıra ada kültürünün birlikte yaşandığı özel bir dönem olarak öne çıkıyor.

Bağlarda başlayan hasat, akşam saatlerinde dost sohbetlerine, lezzet sofralarına ve müziğe karışırken; ziyaretçiler Avşa’ nın kendine özgü atmosferini deneyimleme fırsatı buluyor.

“Bir Başkadır Avşa” anlayışıyla düzenlenen Coğrafi İşaretli AdaKarası Üzümü Bağbozumu, 5-6 Eylül tarihlerinde ziyaretçileri Avşa’nın bağlarında buluşturacak.

İDO da bu özel buluşmanın ulaşım sponsoru olarak, ziyaretçilerin İstanbul’dan Avşa ’ya uzanan yolculuğuna eşlik edecek.

Continue Reading

Deniz Yolu

MSC Cruises Türkiye’den Sektörde Bir İlk:  Online Rezervasyon Yapılabilen Yeni Web Sitesi Yayında

MSC Cruises Türkiye, cruise tatili satış sürecini dijitale taşıyan ve online rezervasyon imkânı sunan yeni web sitesini kullanıma açtı. Türkiye’de cruise satış deneyiminde önemli bir dönüşüm yaratan platform, ilk etapta İngilizce olarak hizmet verirken kısa süre içinde Türkçe dil seçeneğiyle de erişilebilir olacak.

Dünyanın lider cruise markalarından MSC Cruises, Türkiye pazarında müşteri deneyimini ve dijital satış kanallarını yeniden tanımlayan önemli bir adım attı. MSC Cruises Türkiye tarafından hayata geçirilen yeni web sitesi, Türkiye’de cruise tatili planlamasında ilk kez uçtan uca online rezervasyon yapılabilen dijital satış platformu olarak öne çıkıyor.

Bu gelişme, Türkiye’de yıl boyu kesintisiz konumlandırdığı gemilerinin yanı sıra Türkiye cruise pazarında dijitalleşme açısından bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.

Cruise rezervasyonunda yeni dönem: Uçtan uca dijital deneyim

Yeni platform ile kullanıcılar artık yalnızca bilgi almakla kalmıyor; aynı zamanda tüm rezervasyon sürecini baştan sona online olarak tamamlayabiliyor.

Kullanıcılar web sitesi üzerinden:

  • Cruise rotalarını detaylı olarak inceleyebiliyor
  • Gemi ve kabin seçeneklerini karşılaştırabiliyor
  • Güncel kampanyalara erişebiliyor
  • Fiyatları görüntüleyebiliyor
  • Ve doğrudan online rezervasyon yapabiliyor

Mobil uyumlu altyapı sayesinde tüm süreçler her cihazdan kesintisiz şekilde yönetilebiliyor.

Türkiye cruise pazarında stratejik yatırım

Türkiye’de cruise turizmine olan talebin istikrarlı şekilde artması, markaların dijital satış altyapılarını güçlendirmesini hızlandırıyor. MSC Cruises Türkiye’nin yeni web sitesi de bu kapsamda, pazara yönelik uzun vadeli stratejik bir yatırım olarak konumlanıyor.

Platform, bireysel yolcular için daha hızlı, daha erişilebilir ve daha şeffaf bir rezervasyon deneyimi sunmayı hedefliyor.

MSC Cruises Türkiye Ülke Müdürü Işın Hekimoğlu, yeni platformla ilgili şu değerlendirmede bulundu:

“Bugünün yolcuları seyahatlerini hızlı, şeffaf ve tamamen dijital bir deneyimle planlamak istiyor. Türkiye pazarında değişen tüketici davranışları ve dijitalleşme beklentileri, seyahat planlama süreçlerini yeniden şekillendiriyor. Biz de MSC Cruises Türkiye olarak bu dönüşüme uyum sağlayan değil, onu yönlendiren bir yapı kurmayı hedefledik. Online rezervasyon altyapısına sahip yeni web sitemiz ve yakında devreye alacağımız Türkçe dil seçeneği, bu yaklaşımın somut bir yansımasıdır.”

Türkiye’de cruise deneyiminde dijitalleşme hızlanıyor

Küresel cruise turizmi büyümesini sürdürürken, Türkiye pazarı da özellikle Akdeniz rotalarına olan ilgiyle dikkat çekiyor. Dijital rezervasyon alışkanlıklarının artması, sektörde kullanıcı beklentilerini de yeniden şekillendiriyor.

MSC Cruises Türkiye’nin yeni web sitesi, bu değişen beklentilere yanıt vermek üzere tasarlanarak cruise tatili planlamasını daha hızlı, daha sade ve daha erişilebilir hale getiriyor.

Continue Reading

Deniz Yolu

KRUVAZİYER TURİZMİNDE KIŞ AYI REKORU! 3 YILDA 6 KAT ARTIŞ

Türkiye, kruvaziyer turizminde tarih yazıyor. “Ölü sezon” olarak bilinen kış aylarında yolcu trafiği 3 yılda 6 kat arttı, Şubat 2025’te 29 bin 826 yolcu ile tüm zamanların kış rekoru kırıldı. 2023’ün Ocak–Şubat döneminde yalnızca 10 bin 480 yolcu ağırlayan Türkiye limanları, 2024’te 24 bin 881’e, 2025’te ise 62 bin 512 yolcuya ulaştı. Kış aylarındaki bu büyük artış, kruvaziyer turizminin artık yılın 12 ayına yayıldığının kanıtı olduğunu belirten Camelot Maritime Yönetim Kurulu Başkanı Kaptan Emrah Yılmaz Çavuşoğlu, ‘‘Bu sadece rakam meselesi değil, bütün bir ekosistemin canlanması demektir. Kruvaziyer artık turizmden öte, milli bir meseledir.” dedi. 

Türkiye kruvaziyer turizmi, son üç yılda tarihi bir ivme yakaladı. Özellikle “ölü sezon” olarak bilinen kış aylarında yolcu trafiği 6 kat artarak rekor kırdı. 2023 yılının Ocak-Şubat döneminde 10 bin 480 yolcu ağırlayan Türkiye limanları, 2025’te bu sayıyı 62 bin 512’ye çıkardı. Şubat 2025’te 29 bin 826 yolcu ile tüm zamanların kış rekoru kırıldı. Türkiye kruvaziyer limanları, 2023 Ocak–Ağustos döneminde 906 bin 582 yolcuya ev sahipliği yaparken, 2024’te bu rakam %32 artışla 1 milyon 196 bin 617’ye, 2025’te ise %18,4 artışla 1 milyon 416 bin 398’e ulaştı. Böylece 2023’ten 2025’e toplamda %56’lık bir artış gerçekleşti.

Bir Yolcu Yüzlerce İnsana Dokunuyor

Türkiye genelinde kruvaziyer yolcu sayısı da rekor seviyelere ulaştı. Sektörün yalnızca turistik bir faaliyet değil, ekonomik bir ekosistem olduğuna dikkat çeken Emrah Yılmaz Çavuşoğlu, bireysel katkısının bile ülke ekonomisinde nasıl çarpan etkisi yarattığını şu sözlerle ifade etti;

‘‘Bugüne kadar 250 bin yolcuyu Türkiye’ye kazandırdım. Bu, sadece rakamlardan ibaret değil; yüz binlerce kişinin işine, esnafın dükkanına, tedarikçilerin kasasına canlılık katmak demek. Çarpan etkisi tam da budur: bir yolcunun bıraktığı her kuruş, zincirleme bir şekilde yüzlerce insana dokunur, hayatlara değer katar. Türkiye’nin Akdeniz’de yeniden parlayan bir cazibe merkezi haline gelmesinin arkasında yalnızca küresel trendler değil, meslektaşlarımızla birlikte inançla verdiğimiz mücadele de var. Kruvaziyer turizmi artık sadece bir sektör değil, ülke ekonomisi için stratejik bir fırsat ve milli bir vizyondur.” 

İstanbul ve Kuşadası Zirvede

2025 yılında büyümenin lokomotifi İstanbul ve Kuşadası oldu. Bu iki liman birlikte toplam yolcuların %77’sini karşılarken, 286 bin ek yolcu sağladı. İstanbul, üç yılda yolcu sayısını %89 artırarak 410 bin 577 yolcuya ulaştı ve Türkiye’nin yeni kruvaziyer başkenti olma yolunda ilerledi. Kuşadası ise %27 artışla 144 bin ek yolcu kazandı ve liderliğini pekiştirdi.

Transit yolcular hâlâ baskın olmakla birlikte, gelen/giden yolcu sayısı iki yılda iki kat artarak Türkiye limanlarının homeport olarak kullanılmaya başlandığını ortaya koydu. İstanbul ve Çeşme, bu gelişimde öne çıkan limanlar oldu.

İstanbul Limanları Geliş-Gidiş Yolcu Sayısı ile 3 Yılda %89 Büyüdü

İstanbul, son üç yılda kruvaziyer turizminin yükselen yıldızı haline geldi. 2025’te 400 bini aşan yolcu ve artan liman kapasitesiyle Türkiye’nin yeni kruvaziyer başkenti olma yolunda ilerliyor. Transit yolculardan daha hızlı artan geliş-gidiş trafiği, üç yılda %89 büyüme sağladı. 2023’te 217.337 yolcu ağırlayan şehir, 2024’te 268.227’ye, 2025’te ise 410.577 yolcuya ulaştı. Gelen ve giden yolcu sayısı 47.736’dan 140.187’ye çıkarak üç kat artış gösterdi. Transit yolcu sayısı ise 169.601’den 270.390’a yükseldi. Bu da yüzde 59’luk bir artışa denk geliyor.

 

Continue Reading
Reklam
Reklam
Reklam

En Çok Okunanlar

Copyright © 2020 Ulaşım Gündemi markası tescilli bir markadır.